KORKU SİYASETİ
Spinoza’ya göre;
“Nerede bir korku siyaseti güdülüyorsa, orada köleliğin en kötü biçimi mevcuttur.”
*
Spinoza, insanı harekete geçiren üç temel duygunun var olduğunu savunur.
Bu üç ana saik;
💙 Arzu (Cupiditas),
🩷 Sevinç (Laetitia),
🖤 Korku (Tristitia).
****
💙 ARZU; (Cupiditas)
🔹İnsanın yaşama isteği,
🔹Kendini bulma bilinci,
🔹Temel itici gücüdür.
🩷 SEVİNÇ; (Laetita)
İnsanı harekete geçiren ve var olma gücünü arttıran temel bir duygudur.
Bir insan;
🛑 Daha yetkin,
🛑 Daha özgür,
🛑 Daha güçlü,
Bir duruma geçtiğinde ruhu sevinçle dolmaktadır.
♨️ Daha aktif,
♨️ Üretken,
♨️ Dirençli kılmaktadır.
🖤 KORKU; (Tristita)
Sevincin tam tersidir.
İnsanın eylem ve var olma gücünün azalmasıdır.
Korku anında bireyin harekete geçme isteği;
🔲 Felç olur,
🔲 Zihni daralır,
🔲 Özgürlüğü kısıtlanır.
Korkan insan pasifleşir ve dış etkenlerin kölesi (edilgen nesne) haline gelmektedir.
*
Spinoza’ya göre,
bir yönetim adaletten uzaklaşıp “korku” siyasetine başvurduğunda;
Neyin “iyi” , neyin “kötü” olduğuna sadece kendisi karar vermektedir.
Bugünün,
“iyi ve yasal” davranışı;
Yarın,
gücü elinde tutanın çıkarına ters düştüğünde “kötü ve yasadışı” ilan edilebilmektedir.
Bu durum,
toplumda korku iklimine sebep olmaktadır.
Korku iklimindeki insan, aklı ve mantığı uygun gördüğü için değil;
Otoritenin sürekli değişen “iyi” tanımına uyum (itaat) sağlamak için yaşamaktadır.
Bugün sadece, suçlu cezalandırılırken;
Yarın sadece farklı düşünenler “kötü” ilan edilip cezalandırılabilir.
Dolayısıyla, erdemli iyi insanlar da her an hedef olma korkusu içinde hayat sürmektedirler.
Havada sürekli bir ceza ve korku kokusu olduğunda;
İnsan yeni bir şey,
💥 Denemekten,
💥 Sorgulamaktan,
💥 Eleştirmekten,
💥 Sanattan,
💥 Felsefeden,
Korkmaktadır…
“Başıma bir iş gelir mi?” endişesi;
Toplumun en dürüst, en yaratıcı beyinlerini bile bir köşeye çekilmeye ve görünmez olmaya zorlamakta, toplumu entelektüel ve ahlakî bir çürümeye götürmektedir.
Korku iklimi toplumda;
🔸 Sunî bir düzen,
🔸 Baskılanmış öfke,
🔸 Deformasyon,
Oluşturmaktadır.
Böyle bir düzende;
Erdem, yerini maskeli bir korkuya;
Vicdan, sadece bir hayatta kalma refleksine bırakır.
Bu nedenle devletlerin asıl hedefinin toplumda korku yaratmak değil;
İnsanları eğiterek;
🌀 Yapıcı,
🌀 Özgür,
🌀 Eleştirel,
Ortam sağlayıp “Katarsis”;
Refahı bölüşerek,
Adaletli olma,
Eşitliği sağlama,
Ayrıca;
Kötülük yapma dürtüsünü azamî miktarda ortadan kaldırmak olmalıdır.
Bir insan sadece korktuğu için “iyi” davranıyorsa;
O kişi artık özgür, ahlakî bir “özne” değildir.
Kırbaç, korkusuyla uslu duran, edilgen “sirk” hayvanıdır.
Spinoza, bu durumun köleliğin, en kötü biçimi olduğunu savunur.
Çünkü, insan kendi aklının efendisi olmaktan çıkmış;
Dışarıdaki, bir ceza mekanizmasının esiri olmuştur.
Korkunun egemen olduğu bir toplumda kimse gerçekten “iyi” olamamakta;
Sadece sisteme itaat eden ideal köleler yetişmektedir.
Spinoza’ya göre gerçek ahlak, ceza korkusunun ruhumuza vurduğu prangalardan değil;
“Aklın ve özgür” iradenin parıltısının karanlık ufkumuzu aydınlatmasıyla doğacaktır.

NEREDE BİR KORKU SİYASETİ GÜDÜLÜYORSA,
ORADA
KÖLELİĞİN EN KÖTÜ BİÇİMİ MEVCUTTUR…
“Spinoza”
Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…
