STATÜKO & EGEMEN DÜŞÜNCE
Bir toplumdaki egemen düşünceden ve mevcut statükodan daha farklı düşünmek bireyi;
— “Neden farklı düşünüyorum?” sorusuyla yüzleşmeye zorlar.
Statüko&Egemen Düşünce
Statüko, toplumda yerleşmiş ve çoğunluk tarafından sorgulanmadan kabul edilen;
🔸 Mevcut düzen,
🔸 Alışkanlıklar,
🔸 Düşünce kalıplarıdır.
Egemen düşünce ise, düzenin nasıl anlaşılacağı yorumlanacağını etkileyen;
🔹 Siyasal,
🔹 Kültürel,
🔹 Dinsel,
🔹 Kurumsal,
Fikirler bütünüdür.
Bu iki yapı, çoğu zaman iç içedir, birbirini desteklerler.
Toplumun, dünyayı algılama biçimini şekillendirir.
Zihinsel Tutarlılık:
İnsan zihni, kendi içinde “tutarlılık” arar.
Bu nedenle sorgulayan bireyler düşüncelerini nedenleriyle açıklamak, gerekçelendirmek ve savunmak eğilimine girer.
Bu ise, daha fazla;
💢 Araştırma,
💢 Sorgulama,
💢 Zihinsel emek,
Gerektirir…
Egemen düşüncenin sorgulanmadığı toplumda;
Herkes böyle düşünüyorsa “doğru” olan budur.
Anlayışı yaygınlaşır.
Özellikle otokratik ve dogmatik sistemlerde çoğunluğun kabulü her zaman “gerçeğin” veya “doğrunun” göstergesi olmamıştır.
Tarihsel Kopuş:
Galileo’nun, dünya merkezli evren anlayışına karşı çıkması.
Sokrates’in, yerleşik ahlaki ve dinsel değerleri sorgulaması nedeniyle ölüm cezasına mahkûm edilmesi.
Darwin’in, evrim teorisiyle yaratılış anlayışını tartışmaya açma
Spinoza’nın geleneksel dinsel ve felsefi kabulleri eleştirmesi bunun tarihsel örnekleridir.
Bu tarihsel örnekler, “egemen düşüncenin”;
Her zaman doğru olmadığı ve yeni fikirlerin mevcut statükonun ve egemen düşüncenin dirençle karşılaştığını gösterir.
Aynı tarih, birçok bilimsel, felsefi ve toplumsal dönüşümün çoğunluğun bunları “sorgulamayla” ortaya çıktığını göstermektedir.
Özgür Düşünce:
Toplumun “düşünsel gücü” insanların ne kadar aynı düşündüğüyle değil;
Ne kadar “özgürce” sorgulayabildiğiyle ölçülür.
Özgür gelişen toplumlarda farklı düşünceleri;
✴️ Tartışma,
✴️ Eleştirme,
✴️ Sorgulama,
Kültürü güçlüdür…
Bireyler neden-sonuç;
🌀 İlişkilerini,
🌀 Mantığı,
🌀 Tutarlılığı,
🌀 Statükoyu,
🌀 Egemen,
Düşünceyi sorgular…
Böylece “özgür toplumlar”, aynı zamanda kendini geliştirebilen toplumlardır.
Dogmatik ve otokratik sistemler;
Tutarlılık,
Şeffaflık,
İnandırıcılık,
Konusunda, sürekli kaygı taşırlar.
Çünkü “sorgulayan” birey, bu sistemlerin sunduğu söylemleri olduğu gibi kabul etmez;
🌠 Gerekçelerini,
🌠 Çelişkilerini,
🌠 Dayanaklarını,
Sorgular…
Bu nedenle özgür düşünce sistemler için varlıklarını, meşruiyetlerini sorgulama için bir “tehdittir.”

B E D E L
Statükoya ve egemen düşünceye karşı çıkmanın her zaman bir bedeli olmuştur ve olmaya devam etmektedir.
Zihinsel bedel – emek, bireyin eleştirel düşünme kapasitesini;
▪️Geliştirmesi,
▪️Sorgulaması,
▪️Düşüncelerini,
▪️Gerekçelendirmesi,
▪️Kendi fikirlerinin,
Sorumluluğu taşımasıyla ortaya çıkar.
Bazen bedel, yalnızca zihinsel değil;
▪️Dışlanma,
▪️Baskı,
▪️Özgürlüğü kaybetme,
Şeklinde de yaşanabilir.
Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…
