YENİDEN AYAĞA KALKMAK (1)
Ernest Hemingway bir keresinde şöyle demiş;
“Yetişkinlikte öğrendiğim en zor ders, içimde ne kadar kırılmış hissedersem hissedeyim, durmaksızın yola devam etmek zorunda olmamdır.”
Bu söz, yaşanan hayatın acımasız gerçeğini yüzümüze vurur.
Yaşadığımız acılara rağmen dünya akmaya devam eder.
Ve biz de bir şekilde ona ayak uydurmak zorunda kalırız.
Çocukken dinlediğimiz hikâyelerde, zorluklar mutlaka umutlu bir sonla biter.
Oysa gerçek hayata adım attığımızda, her fırtınanın ardından güneşin hemen doğmadığını görürüz.
Bazen gökler uzun süre kapalı kalır ve biz de bu gri boşluğun içinde kaybolmuş gibi hissederiz.
Buna rağmen, bir adım daha atmamız, bir nefes daha almamız gerekir.
Bu zorunluluk, haksız gibi görünebilir.
Yaralarımızı sarmak, kalbimizi dinlendirmek, ya da acımızı yaşamak için durmak isteriz.
Ama hayatın kendi ritmi, bizim ne yaşadığımıza aldırmadan ilerler.
Kimi zaman o ritme ayak uydurmak, büyük kahramanlıklardan çok;
— “Devam et” diyen bir fısıltıya kulak vermekten ibarettir.
Yine de,en zor anlardan bile bir çıkış yolu bulma gücünü içimizde taşıdığımızı fark ederiz.
Düştüğümüzde, önce tamamen kırıldığımızı zannederiz…
Sonra bir bakarız ki, ayağa kalkıyoruz.
Belki,hâlâ yaralıyız.
Belki,kalbimiz onarıma muhtaç.
Fakat o tek bir adım, henüz pes etmediğimizin işaretidir.
Ve tüm;
▪ belirsizliğe,
▪ haksızlığa,
▪ ağırlığa rağmen,
Yeniden ayağa kalkmak.
Belki de yapabileceğimiz en cesur harekettir…
EĞER YUKARI BAKABİLİYORSAN KALKABİLİRSİN
Eric Thomas
Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…