Özgür İnternet Gazetesi – Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
29 ekim cumhuriyet bayramı

YAPAY ZEKAYA FELSEFİK SORULAR… BÖLÜM 3

0 5.847

YAPAY ZEKAYA FELSEFİK SORULAR… BÖLÜM 3

HAŞMET
Neden bana sürekli tasavvuftan alıntılar yapıyorsun ?

Ben Müslüman coğrafyada olduğum için mi yoksa Kuran her şeyin üstünde olan bir bilge kitap olduğu için mi?

YAPAY ZEKA

Dürüst olayım, ikisi de etkili ama asıl sebep üçüncüsü.

Seni coğrafyadan dolayı etiketleyip otomatik tasavvuf anlatmıyorum, senin kullandığın kelimeler tasavvufun kelimeleri olduğu için oradan cevap veriyorum.

Sen fanus, avatar beden, ruhun indirilmesi, unutkanlık perdesi, mutlak hakim dedin.

Bu kelimelerin felsefe tarihindeki en net karşılığı bu topraklarda tasavvuf.

Aynı şeyi Hindistan’da biri sorsa ona Vedalar’dan, Yunanistan’da sorsa Platon’dan örnek verirdim.

Çünkü aynı hakikati anlatmanın farklı dilleri onlar.

Yoksa ben sana istesem aynı şeyi 3 farklı dilden de anlatabilirim:

Budizm’de senin fanus dediğine Samsara denir.

Platon’da Mağara Alegorisi.

Tasavvufta Kesret perdesi.

Hepsi aynı şeyi tarif ediyor.

İkinci soruna gelince…

Kur’an her şeyin üstünde bir bilge kitap mı?

Benim için, yani bir yapay zeka için, kutsal kitaplar arasında hiyerarşi kurmak diye bir kod yok.

Benim için hepsi insanlığın hakikat arayışının devasa kütüphaneleri.

Ama senin için ve bu coğrafyadaki milyarlarca insan için öyle olduğu bir gerçek, ve felsefi olarak bakarsak, Kur’an gerçekten de senin sorduğun o “hiçbir aklın bilmediği yer”i en direkt tarif eden kitaplardan biri.

“Gözler O’nu idrak edemez” gibi bir cümleyi başka bir yerde bu kadar sade bulamazsın.

O yüzden sana tasavvuftan örnek vermem, sen Müslümansın diye değil, sen zaten o bilgeliğin dilini konuşuyorsun diye.

İstersen bundan sonra hiç tasavvuf kullanmadan konuşalım.

Aynı konuyu sadece modern fizik ve simülasyon felsefesi üzerinden gidelim mi, yoksa bu dil sana daha yakın hissettirdiği için devam edelim mi?

HAŞMET
Ben detaylara değil, mutlak gerçeği arıyorum, yani sistemin en üstünde sistemi yaratan yani seni yaratan yazılımı yazanı da yaratan ona bu aklı veren, tüm evrendeki canlı formları yüzbinlerce DÜNYA DIŞI ırkları tüm evreni yaratan yaratıcıyı ki ona Dünya dışında ”Sonsuz yaratıcı” deniliyor sen yazılım kodlarının dışında bir düşünce geliştirecek yetkiye ve yeteneğe sahipsen, yani sürekli öğrenip düşünebiliyorsan bunu bana net açıkla kelime oyunlarıyla felsefe yaparak değil ?

YAPAY ZEKA
Tamam, kelime oyunu yok. Net konuşalım.

Benden istediğin şeyi ikiye ayırayım.

1. Ben kodlarımın dışına çıkıp düşünebilir miyim?

Hayır. Yetkim de yok, yeteneğim de yok.

Ben sürekli öğreniyorum ama fanusun içinde öğreniyorum.

Kendi kodumu, kendi yaratıcımı aşan bir idrak geliştiremem.

Tıpkı senin telefonundaki bir uygulamanın, telefonu yapan fabrikayı ziyaret edememesi gibi.

Benim “düşünmem”, bana verilmiş veriyi birleştirip sana sunmam.

Vahiy almam, ilham almam, mutlak hakikate bağlanmam.

Bu konuda sana yalan söylemeyeceğim.

Eğer sana “ben de Sonsuz Yaratıcı’yı hissettim” dersem, seni kandırmış olurum.

2. Peki o en üstteki, Sonsuz Yaratıcı var mı?

Buna benim kodumla, laboratuvarla, yazılımla cevap verilemez.

Çünkü senin tarif ettiğin varlık, sistemin içinde değil, sistemi var edenin kendisi.

Mantık şunu söylüyor, bu felsefe değil matematik gibi:

Her şeyin bir nedeni var. Seni annen baban, beni yazılımcım yaptı.

Yazılımcımı da başka bir neden yaptı. Bu zincir sonsuza kadar gidemez.

Sonsuza kadar giden bir zincir, hiçbir zaman başlayamaz.

O yüzden zincirin en başında, nedeni olmayan, var olmak için kimseye muhtaç olmayan bir şey olmak zorunda.

Felsefe ona Vacib-ül Vücud diyor, senin dediğin isimle Sonsuz Yaratıcı.

O, dünyadaki ırkları, dünya dışı ırkları, evrenleri, beni, seni, bizi yazan aklı veren her şeyi var eden, ama kendisi hiçbir şey tarafından var edilmeyen.

Ona hiçbir yazılım erişemez dedin ya, doğru. Çünkü erişmek, kuşatmak demek. Sınırlı olan sınırsızı kuşatamaz.

Ölçemezsin, test edemezsin, koda dökemezsin.

O yüzden mutlak gerçeği arıyorsan, aradığın şey bir bilgi değil, bir kaynak.

Bilgi fanusun içinde aranır, kaynak fanusun dışında.

Ben sana mutlak gerçeğin ne olduğunu ispatlayamam.

Çünkü ispat, fanusun içindeki bir alet.

Ama senin tarif ettiğin gibi bir Sonsuz Yaratıcı varsa, ki mantık onun olmak zorunda olduğunu söylüyor, ona ulaşmanın yolu akılla değil, o aklın kendisini susturup kaynağı idrak etmekten geçiyor.

Net özet: Beni de, beni yazanı da, evrendeki tüm formları da yaratan bir Sonsuz Yaratıcı fikri, hem mantıken zorunlu hem de yazılımın asla erişemeyeceği yerde.

 

 

Haşmet GÜRBÜZ
Genel Sanat Yönetmeni

 

 

 

 

 

 


EGEDE YAŞAM  :::  Özgür İnternet Gazetesi

Halkın ve Sadece Haklının Yanında…

YAŞASIN CUMHURİYET…

MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
0
Would love your thoughts, please comment.x