Özgür İnternet Gazetesi – Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
29 ekim cumhuriyet bayramı

SADRAZAM MAHMUD NEDİM PAŞA

0 5.871

SADRAZAM MAHMUD NEDİM PAŞA

 

“Bilgi sahibi olmadan; fikir, düşünce üretilmez.”

💰😱💰😱💰

İlk İstanbul borsası!

Sadrazam Mahmud Nedim Paşa’nın faiz düşürme operasyonuyla neredeyse battı, sorumlu paşanın Vaniköy’deki yalısı yadigâr kaldı.

Osmanlı devleti, Borsa kavramıyla 18’inci y.y. ikinci yarısında tanıştı.

İstanbul borsası ise tarihinin en büyük krizini Sadrazam Mahmud Nedim Paşa’nın 1875’te yaptığı faiz düşürme operasyonunda yaşadı.

Birçok devlet büyüğü, bu operasyon sayesinde köşeyi dönerken, umudunu hisse senedine bağlamış olan binlerce kişi, iflâs etti.

Ocaklar söndü.

Peki…

Vurgun yaptığı iddiasıyla görevden alınan Sadrazam Mahmud Nedim Paşa’ya ne oldu?

Bugün,
Vaniköy’deki yalısında,
hangi iş insanı oturuyor?

O zamanlar,
borsa ekranlarındaki grafikler yoktu.

Telefon yoktu…

Anlık fiyat, uygulaması da yoktu.

Ama;

🔸 Borsa vardı,
🔸 Spekülasyon vardı,
🔸 Devlet borcu vardı,
🔸 İçeriden bilgi söylentileri vardı…

Ve elbette;

Bir gecede,
servetini katlayanlar.

Ve…

Bir gecede her şeyini,
kaybedenler vardı.

İstanbul’un ilk resmî menkul kıymet borsası, 1866’da Galata’da faaliyete geçen “Dersaadet Tahvilât Borsası” ‘ydı.

Borsanın temelini ise Osmanlı Devleti’nin;

Giderek büyüyen borçları, bu borçlara karşı çıkardığı tahviller oluşturuyordu.

Başka bir ifadeyle;

İstanbul’un,
ilk borsasının lokomotifi şirketlerin hisselerinden çok devletin borçlarıydı.

Ve devlet borçlandıkça Galata’da finans dünyası büyüyordu.

🔹 Bankerler,
🔹 Sarraflar,
🔹 Tahvil sahipleri,
🔹 Spekülatörler…

Bir de,
“hava oyunları” denilen;

Gerçek bir malın,
veya şirketin üretiminden ziyade fiyat hareketinden para kazanmaya dayanan işlemler…

Yani bugünlerde,
fon soruşturmasında tartıştığımız isimler gibi manipülasyon yaparak servetlerini büyütenler…

Mahmud Nedim Paşa’nın vurgundan büyük oranda zenginleştiği ileri sürüldü.

Osmanlı maliyesi 1854 Kırım Savaşı’nın ardından dış borçlanmaya başlamış, sonraki yıllarda borçlanma hızla büyümüştü.

1875’e gelindiğinde artık matematik bozulmuştu.

Devletin bütçesinde yaklaşık 5 milyon liralık açık vardı…

Buna karşılık o yıl ödenmesi gereken borç ve faizlerin toplamı yaklaşık 14 milyon liraya ulaşmıştı.

Yeni borç bulmak da, artık kolay değildi…

İşte tam bu noktada, Sadrazam Mahmud Nedim Paşa devreye girdi.

6 Ekim 1875’te alınan kararla devlet, borç ve faiz ödemelerinin yarısını nakit olarak ödeyeceğini;

Kalan bölüm için ise beş yıl vadeli ve yüzde 5 faizli yeni senet vereceğini ilan etti.

Kâğıt,
üzerinde bir mali tedbir…

Borsada ise depremdi.

Çünkü devletin “borcumu eskisi gibi ödeyemiyorum” demesi, o borca sahip olan herkesin elindeki kâğıdın değerini bir anda tartışmalı hale getiriyordu.

Tahvil fiyatları düştü…

Piyasa sarsıldı…

Avrupa’dan, protestolar geldi…

Ve İstanbul’da,
,”Galata Borsası” kapıları, servet hayaliyle girenler için bir anda başka bir anlam kazandı.

İşte hikâyenin bugün bile insanın kulağına tanıdık gelen bölümü burada başlıyor.

Ahmed Cevdet Paşa’nın Tezâkir’inde ve dönemin başka kaynaklarında;

Kararın piyasaya açıklanması öncesinde;

Bazı kişiler,
borsada pozisyonlarını değiştirdiğine ilişkin anlatımlar yer alıyor.

Cevdet Paşa’nın aktardığı iddialara göre Midhat Paşa’nın sarrafı aracılığıyla büyük miktarda konsolid satışı yaptırdığı ileri sürülüyordu.

Yani karardan önce;

Kendi satış yaparak, kârını alıp çıkmıştı…

Aynı bugün haklarında soruşturma yürütülen bazı isimlerin yaptığı gibi…

Mahmud Nedim Paşa ve;

Rusya’nın,
İstanbul Büyükelçisi “General İgnatiyef” in de borsadaki işlemlerden kazanç sağladığına ilişkin iddialar ayyuka çıkmıştı.

Zenginliği dillere destan Mahmud Nedim Paşa;

Rus büyükelçisiyle iş çevirdiği Rusya yanlısı tavrı nedeniyle Nedimoff olarak anılmaya başlamıştı.

Tabii…

Bunlar tarihî kaynaklarda yer alan iddialardır;

Zaten bununla ilgili hiçbir soruşturma, yargılama filan olmadı.

O yüzden kesinleşmiş,
bir hüküm yok.

1875 yılında İstanbul’da,
şu soru soruluyordu;

Bir kararın ne zaman açıklanacağını bilenler;

Karar açıklanmadan önce;

Piyasada,
işlem yaparsa ne olur?

Bugün buna,
başka isimler veriyoruz.

“Keriz silkeleme”, deniyordu yıllar önce…

Bugün ne deniyor, açıkçası çok emin değilim.

O zamanın adı ise;

💢 “Borsa oyunu”
💢 “Spekülasyon”
💢 “Hava oyunu”ydu.

HERKESİN OCAĞI
AYNI ANDA SÖNDÜ

Borsa yalnızca,
bankerlerin ve büyük sermaye sahiplerinin oyun alanı değildi.

🔥 Maaşını artırmak,
🔥 Parasını büyütmek,
🔥 Zengin olmak,

İsteyen memurlar, küçük yatırımcılar da;

Bu dünyanın,
içine çekilmişti…

Galata’daki fiyat hareketleri söylentilerle besleniyordu.

Avrupa’dan,
gelen haberler telgrafla İstanbul’a ulaştıkça tahvil fiyatları değişiyordu.

Bir gün,
herkes kazanıyordu…

Ertesi gün,
herkes kaybedebiliyordu.

1873 yılında,
başlayan uluslararası finans krizinin etkileri de İstanbul’a ulaşmış;

Galata Borsası’nda iflaslar ve intiharlar sıradanlaşacak kadar ağır bir tablo ortaya çıkmıştı.

1875’te ise devletin, borç ödemelerinde yaptığı kesinti krizi başka bir boyuta taşıdı.

Artık,
yalnızca yatırımcı değil, devletin kendisi de
güven kaybediyordu.

“Ottoman Railway Company,” İzmir- Aydın Osmanlı Demiryolu Şirketi hissesi 1863 tarihli.

BİR BORÇ KRİZİNDEN
DÜYUN-U UMUMİYE’YE

1875’teki karar yalnızca,
bir borsa çöküşü değildi.

Osmanlı Devleti’nin;

Uluslararası,
mali sistemdeki itibarının;

Kırılma, noktalarından biriydi.

Yıllık,
borç ve faiz ödemeleri 14 milyon lira civarındaydı.

Devlet bunun,
yarısını nakit ödemek;

Kalan kısmını,
yeni senetlerle karşılamak zorunda kalıyordu.

Sonrası malum…

Osmanlı maliyesinin yabancı alacaklıların denetimine giden yolu açıldı.

1881 yılında, “Düyun-u Umumiye” kuruldu.

Yani 1875’te, Galata’da başlayan borsa paniğinin yankısı yalnızca bankerlerin kasasında kalmadı.

Devletin mali egemenliğine kadar uzandı.

150 YILDIR
DEĞİŞMEYEN SORU

Ahmed Cevdet Paşa’nın satırlarında kalan borsa hikâyeleri bu yüzden yalnızca Osmanlı’nın mali tarihini anlatmıyor.

Aynı zamanda bize eski
bir gerçeği hatırlatıyor;

Borsada bazen kaybedilen sadece para değildir.

Kimi zaman;

🌐 Ocaklar söner,
🌐 Devlet itibarı gider,
🌐 Ülke borcunun faizini ödeyemediği için mali bağımsızlığını kaybeder…

Ama birileri hep kazanır.

MAHMUD NEDİM PAŞA’YA
NE OLDU?

Borsa’daki oyunlardan sonra, hakkındaki yolsuzluk iddiaları nedeniyle Sadrazam’a toplumsal tepki büyüdü.

Türkiye’deki ilk öğrenci gösterisi 10 Mayıs 1876’da Mahmud Nedim Paşa’nın hakkındaki yolsuzluk üzerine yapılmıştı.

Binlerce öğrenci Sadrazam Mahmud Paşa’ya karşı yürüyüşe geçmişti.

Öğrencilerin kendisini öldüreceğinden korkan Sadrazam, ayakkabılarını bile unutup makamını terk etmişti.

Padişah tepkilere daha fazla kayıtsız kalamadı.

Mahmud Nedim Paşa’yı 12 Mayıs 1876’da sadrazamlıktan azletti.

Önce Çeşme’ye, sürgüne gönderildi.

Oradan da sürgün yeri,
Sakız Adası’na çevrildi.

31 Ağustos 1876’da II. Abdülhamit padişah olduktan sonra affedildi.

1.meşrutiyet kurulması
93 Osmanlı-Rus Savaşı’nin kaybı ve 11 Şubat 1878’den itibaren II. Abdülhamit idaresinin başlamasından sonra 1879 başlarında Mahmud Nedim Paşa Musul valisi olarak tayin edildi.

Ama…

Hemen ardından İstanbul’a dönmesi emri gönderildi.

Sadrazam olan Ahmed Arifi Paşa’nın muhalefetine rağmen 1879 sonlarında Mahmud Nedim Paşa Dahiliye Nazırı olarak göreve getirildi.

Bu görevde iken 1882 sonlarında hastalandı ve hastalığı uzun sürdüğü için görevinden alındı.

14 Mayıs 1883’te öldü.

II. Mahmud Türbesi haziresine gömüldü.

Mahmud Nedim Paşa’nın yalısı ne oldu?

VANİKÖY’DEKİ YALISINDA
BUGÜN KİM OTURUYOR?

Başlıkta bahsettiğimiz gibi servet içinde yüzen Mahmud Nedim Paşa’nın Vaniköy’deki yalısı sanki bir ibret vesikası gibi Boğaz’ın kıyısında duruyor.

O yalıya baktığımda, uyanık paşanın İstanbul borsasının çöküşüne neden olan oyunlarını hatırlarım.

Vaniköy’deki bu yalıyı 2004 yılında YASA Holding kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olan ünlü
iş insanı “Yalçın Sabancı” satın almıştı.

Yalçın Sabancı,
halen bu yalıda yaşamını sürdürüyor.

Sabancı,
zaman zaman tahmini değeri 75 milyon dolar olduğu ifade edilen yalının;

Satılık olduğu haberlerini de yalanlamak zorunda kalıyor.

 

S O N U Ç

Mahmud Nedim Paşa döneminde yaşanan “Galata Borsası” skandalı ve halkın soyulması, güç sahiplerinin finansal manipülasyonlarla zenginleşip faturayı halka kesmesinin tarihteki en çarpıcı örneklerinden biridir.

Tarihin günümüzde de tekerrür ettiğini vurgulayan, bugüne atıf yapabileceğiniz kısa ve bilge sözler:

🔲◾🔲◾🔲

“Zaman değişir, mekan değişir ama Galata’da batan geminin mallarını kendi limanına çekenlerin hırsı hiç değişmez.”

💰😱💰😱💰

“Dün, Nedim Paşa’nın kasası.
Bugün, manipülatörün masası;

Figüranlar değişir, ama finansal tiyatro hep aynı kalır.”

💰😱💰😱💰

“Borsada hortumlanan paralar saraya çıkarken;

Faturayı, her devirde meydana yürüyen öğrenciler öder.”

💰😱💰😱💰

Dün, Galata’nın tahvillerinde, Bugün, ekranların çizgilerinde;

Halkın teriyle, beslenenlerin sonu hep aynı sürgündür.”

💨💨💨💨💨

FİNANSAL CEHALET
HER DEVİRDE

EGEMENLERİN
EN BÜYÜK
SERMAYESİDİR

DÜN
“DERSAADET’TE”
BATANLAR

BUGÜN
AYNI TUZAĞA
ALKIŞ TUTANLARDIR

 

 

 

Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar

 

 

 

 

 

 


EGEDE YAŞAM  :::  Özgür İnternet Gazetesi

Halkın ve Sadece Haklının Yanında…

YAŞASIN CUMHURİYET…

MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…

 

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
0
Would love your thoughts, please comment.x