ÖĞRENİLMİŞ (ÖĞRETİLMİŞ) ÇARESİZLİK
Toplumsal cinsiyet bağlamından ele alındığında girişimcilik kadının yaşamında bir devrim olarak nitelenebilir.
Ev içi yaşamda birçok sorumluluğu üstlenmek zorunda kalması, ücretsiz işgücü ve bakım veren rolü kadında değersizlik duygusu yaratmakta.
Kendini gerçekleştirme atılımı diyebileceğimiz girişimcilik feminist kuram açısından büyük önem taşımaktadır.
Bireysel olarak, maddi özgürlüğe kavuşmak, sahip olduğu yeteneklerini görünür kılmak, becerilerini faydaya dönüştürmek, çağın dönemin gerekliliklerine göre ihtiyacı tespit etmek hedef kitleyi belirlemek, yerinde doğru eylem ile etkili sonuç elde etmek amaç olmalıdır.
Başarılı olmak sadece başarı kelimesinden ibaret değildir.
Anlam bakımından birçok faktörün bileşenini idrak etmek ve uygulamak neticesinde yürünecek yoldur.
Yürünen bu yolda zamanın ruhuna uygun, çağın gereksinimlerinin farkında olunduğu bilinç seviyesinin oluşması için nitelikli geçerli rasyonel bilgi doğru güvenilir kişilerle Network ağı oluşturmak, oluşabilecek riskler konusunda iyi araştırma yapmak finansal bilgilere sahip olmak yasal prosedürlerle ilgili verileri hakim olmak gereklidir.
Cinsiyetinden kaynaklı karşılaşacağı toplumsal ön yargılar suiistimaller, manipülasyonlar neticesinde karşılaşacağı cam uçurum, cam tavan olgusuna hazırlıklı olmalı, mental sağlık açısından iradesini sağlam tutmanın çözümlerini oluşturmalıdır.
Bu süreçte ihtiyacı olan en önemli yeti cesaret duygusu olduğu unutulmamalıdır, içsel motivasyon ve kararlılık iç dinamikleri her daim aktif halde tutacak kendine olan sarsılmaz inancı oluşturacak etkenlerdir.
Bu noktada eyleme geçildiğinde etkinlik ve yetkinliği sağlayacak bileşenleri
İtibar Sağlamak, İtibar Yönetimi ve İkna olacaktır
Güven yaratmak için bireyin kendisini güvenli bilgi beceri yetilerle donatması büyük nihai önem taşımaktadır.
Yaşadığımız coğrafyada hiçbir zaman olmadığı kadar Cumhuriyetin sağladığı eşitlik ilkesi imkan ve olanakları kadına sunulmuştur. Teoride ve sistemde ne kadar sunulmuş olsa da gelenek, kültür ve cinsiyet rollerinin kısıtlayıcılığı bakımından kadınların kendilerini var etmeleri oldukça zordur.
Etkin olan aterkil ve yaşlı egemen kültürün, dogmalardan ve korkudan güç alarak psikolojik ve fiziksel şiddetle sürdürüldüğü, kadının aklını işlevsiz hale getirip tamamen ‘’Kendini feda, bakım veren, çilekeş rolleri’’ dayatılan kadın çaresizlik içinde aciz bir varlık olmayı kabullenmek zorunda bırakılıyor.
Psikolojide ‘’Öğrenilmiş Çaresizlik’’ olarak tabir edilen olgu bizim coğrafyamızda öğrenilmeyle kalmayıp ilizyonlarla hücrelerine kadar inanca dönüştürülen, dayatılan, şiddetin tüm boyutları ile aktif tutulan, kadın bireysel olarak bir çalışma ortaya koyacaksa bunu yalnızca ‘Eril zihniyete hizmet! bağlamında olabileceği varsayımından yola çıkılarak, kadına kendini değersiz, yetersiz, önemsiz hissetmesi toplumsal manipülasyonla, farklı stratejilerle, eril ego bilinci tarafından, kadın yaşayan ölüye çevrilmeye, sahte, zekice tasarlanmış yapay kandırmaca değer ölçütleri ile cehaletten beslenen zihniyetler tarafından sürdürülmeye devam etmektedir.
Bu noktada kadının kendisine uygulanan manipülasyonlar neticesindeki tutumunu, inanmışlığını kavanoz kapağı ve pire metaforu ile açıklayabiliriz.
Özünde var olarak doğduğu potansiyeli ile metrelerce yükseğe zıplayabilecek pireler bir kavanoza hapsedilir. Başta pireler zıplayıp kavanozdan çıkmaya çalışır, bir süre sonra kavanozun kapağı kapatılır pireler zıplamaya devam eder, her zıpladıklarında kapağa çarpıp yere düşerler, bu durumun tekrar tekrar yaşanması neticesinde pireler şunu öğrenir;’’ Daha yükseğe sıçrarsam çarpar yara alırım, canım acır, canımı acıtacakları rahatsız ederim, en iyisi daha alçak zıplayayım ya da hiç zıplamamalıyım’’ inancının kabullenip kapağı sımsıkı kapatılmış kavanozda nefessiz kalmış, boğulduğunun farkında olmayarak aslında yaşamayarak! yaşamaya devam ederler.
Sonra kavanozun kapağı açılsa bile, korku hücrelerine kadar sindiği için kaçabilecekken zıplamayı tercih etmeyi düşünemezler, fiziksel engel kalkmış olsa bile zaten yapamam diye düşünmeyi öğrenir, fırsat çıksa bile fırsatın fırsat olduğunu idrak edemeyecek, algılayamayacak bilinç düzeyinde olduğu için denemez.
Sonuç olarak ‘’Öğrenilmiş (zekice öğretilmiş) Çaresizlik’’ amacına ulaşmıştır.
Bu metafordan yola çıkarak kavanozu, toplumsal kalıplar, kültür, ilişkiler hiyerarşisi, kapağı ataerkil, feodal ego bilinci, pireleri kadınlar ve gençler, kavanozun içindeki boğucu havayı, ‘illüzyonların oksijeni yok ettiği’’ hiçlik diyebiliriz.
Tam bu noktada Birleşik Krallık eski Başbakanı Margaret Thatcher’ın
tespiti konuyu aydınlatır nitelikte. ‘’Toplum diye bir şey yoktur, birey olarak erkek, kadın ve aileler vardır. (aile olmaya, oldurmaya çalışan kadınlar)
Toplumsal Cinsiyet odaklı, Feminist Kuram bağlamında değerlendirdiğimizde Amerika’lı psikolog Abraham Maslow tarafından yayınlanmış geliştirilmiş insan psikolojisi teorisi olan beş katmanlı ihtiyaçlar piramidindeki maddeler,
ABRAHAM MASLOW’UN İHTİYAÇLAR PRAMİDİ
En altta
- Fizyolojik (yiyecek, su, barınma, dinlenme)
- Güvenlik İhtiyacı (korunma, güvenlik, emniyette olma)
3.Ait Olma (Sevgi, sağlıklı insan ilişkileri)
- Değer İhtiyacı (prestij, başarma duygusu)
ve en üstte yer alan
- 5. Kendini gerçekleştirme
Bu durumda kadının önüne iki seçenek çıkıyor,
Piramitteki ihtiyaçları başkalarının sunmasını bekleyip, alma verme dengesi içerisinde devamlı vererek beklenti içerisinde yaşamak,
- Aklının, bedeninin, duygularının yönetimini tüm boyutları ile kendi denetimine alıp yaşamını kendisi dizayn etmek.
Sosyal medyada Betül Mardin’e ait olarak atfedilen söz
Hayatını.
Sen ele al
Sen yönlendir
Sen şekillendir
Yoksa senin yerine
Bir başkası yapar…
Bu söz ‘’Kendine yabancı, Kendine düşman’’ edilen
kadınlarda, özellikle yeni nesil yetişen geleceğin kadınlarında içsel, düşünsel bir deprem yaratmalı.
Yaşamımız, canımız, bedenimiz BİRİCİK ve EŞSİZ…
HER ŞEYİN BİR ANLAMI OLMALI
Şule BECER
Ressam – Yazar
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…

