Allah’ın yarattığı sistemde 14 Milyar yıldır,fizik yasaları ile Doğa yasaları matematiksel olarak en ufak bir sapma payı bile olmadan İnsanın ve Doğadaki tüm canlıların yaşam hakkı için tıkır tıkır çalışmaktadır.
Tüm bu coğrafik koşullar içinde,Depremler, fırtınalar, yağmurlar, buzullar ve yanardağ patlamaları ve Güneş patlamaları, insanın yaşamsal döngüde ki olmazsa olmaz evrensel yasalardır.
İlk ayet ”Oku” ile gelmiş ve Allah her canlıya akıl vermiştir, okumak BİLİMİN İLİMİN AKLIN IŞIĞINDA öğren bilgi edin ve bunu yaşam hakkını yürütebilmek için kullan demektir.
İnsan özellikle düşünebilen yani aklını kullanan canlı türüdür .
Depremler faydalıdır, yanardağ patlamaları faydalıdır, gezegenin çekirdeği içinde bulunan insanın ihtiyaç duyduğu her türlü madenin açığa çıkabilmesi için yeryüzüne çıkışı tetikler.
Toprağı mineraller ile zenginleştirir, çeşitli ve bolca ürün alınmasını sağlayan doğal hareketlerdir.
Peki biz ne yapıyoruz ve hepte yaptığımız şey neydi, OKU ayetinin neden ilk ayet olduğunu hiç düşünmeden bilgi ve aklın yolunda düşünüp hareket etmeden işimizi hep Allah’a bağladık, başımıza her ne geldiyse ”KADER ” deyip geçtik ve geçiyoruz.
Allah bize akıl verirken ve ardından da Oku emriyle düşün ve aklını kullan emriyle ve hatta ”düşünüp aklını kullanmayanların üzerine pislik ve lanet yağdırırım ” ayetiyle ne demek istediğini tıpkı Kuran ı anlamadığımız gibi anlayamadık.
Tembelliğimizden, araştırıp okuma zahmetine girmek istemediğimizden, Tarikat ve cemaatlere bel bağladık, kolayımıza ve ‘Dünyevi çıkarlarımıza’ uygun gördüğümüz için tıpkı Abbasilerin Emevi lerin yaptığı gibi Din ile siyaseti içiçe kendi irade tafarrufu ile yöntemlerimize alet ettik.
Başımıza her gelen doğal afetleri ‘Fıtrat’ yani kadere bağladık.
Elimizde her türlü teknolojik ekipman ve argüman varken, yine içimizde yetişmiş kendini yetiştirmiş çok önemli yer bilimciler, jeoloji mühendisleri, inşaat mühendisleri, mimarlar, deprem uzmanları varken, rant yolunda ilkokulu bile bitirmemiş bir manav tezgahını bile yönetmekten aciz cahil cühelanın eline inşaat yapma yetkisini ellerimizle verdik.
Oysa Deprem yönetmeliğini tutarlı maddelerle 1 Ocak 2019 itibariyle yürürlüğe koymamıza rağmen Yapı Denetleme kurulları göstermelik masa başında imza atmaya devam ettiler.
Fay hatlarında ki şehirlere inşaat ruhsatı veren her siyasi taraftaki Büyükşehir belediyeleri bu ölümlerden felaketlerden sorumludur, bu sorumluluk ne yazık ki ATATÜRK ‘ün ölümden sonra başa gelen her iktidarın ve belediye başkanlarınındır.
13 Milyonu 10 ilimizi etkileyen bu büyük felaket ve beklenen Marmara depreminin getireceği felaket ülkemiz için geri getirilemeyecek binlerce cana mal olmuştur, ve olacaktır.
Kimse felaket tellallığı yapmasın her şey ortada açıktır, binlerce binayı yapan müteahhitleri şimdi cezalandırsan ne olacak 19 bin canı geri getirebilecek misin ? yada Kader diye bağladığın önce ki felaketler gibi yine aynı fay hatları üzerine yine çok katlı dayanıksız binaların yapılmasına ve ‘cennetten bir köşe’ diyerek halkın manevi ve maddi duygularını istismar edenlerin önünü kesebilecek misin ?
Aklın yolunda BİLİM ve Bilim insanlarının kesin ve sert kurallarla oluşturacakları İnşaat denetleme ve İzin verme yüksek kurulu acilen bir bakanlık çatışında kurulmalı ve Üniversitelerden Yüksek mimarlardan ve İnşaat Mühendislerinden, hiç bir siyasi görüş ve parti ayrımı yapmadan her ilde oluşturulacak bu kurul ile inşaat yapma yetki belgesi verilen ve ÇOK SIKI denetlenen rüşvetle yada başka bir kişisel menfaate izin vermeyecek bilim insanlarımız, devreye girmelidir.
Sonuç itibariyle elbette Ölüm herkesin eninde sonunda tadacağı mutlak gerçektir, ancak bu Allah’ın emriyle olur, insan hatalarının bilimden uzak teknolojiyi kullanmayan aklıevvel ve kötü niyetlilerin sebep olduğu şekilde ki ölümler asla kabul edilemez ve kadere bağlanamaz.
Bu yüzyılın büyük felaketi kendi sistematiği içinde yıllardır yer bilimcilerin de uyardığı şekilde göz göre göre gelmiştir, 10 ilin üzerinde bulunduğu fay hattının çok uzun yaklaşık 500 yıldır bir gerilim yüküyle sitres biriktirdiği ve bunun bir şekilde depremleri tetikleyeceği zaten biliniyor ve dile getiriliyordu.
Hukuk’i süreç başlatılmıştır ve elbette gereği neyse yerine getirilmelidir, ancak bunlar çözüm değildir, doğal afetleri olmadan önce önlemlerle en az zararla atlatabileceğimiz planlar uygulamalar tartışmasız çok sert kurallarla hayata geçirilmelidir.
6 Şubat Felaketinde yaşamını yitiren Binlerce kardeşimize Allah’tan rahmet yakınlarına ve tüm ülkeme baş sağlığı ,yaralı kardeşlerimize de acil şifalar metanet ve sabırlar diliyorum.
Saygılarımla…
Haşmet GÜRBÜZ
Genel Sanat Yönetmeni