Özgür İnternet Gazetesi – Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
eriyen para mazot

ARAPLAR BİZİ NEDEN SATTI DİYENLER BU TÜFEĞE İYİ BAKSINLAR!..

0 5.882

ARAPLAR BİZİ NEDEN SATTI DİYENLER BU TÜFEĞE İYİ BAKSINLAR!..

 

Londra’daki Kraliyet Savaş Müzesi’nde Imperial War Museum sergilenen silahlardan biri, üzerindeki irili ufaklı çok sayıda çentik nedeniyle, ziyaretçilerin hemen dikkatini çeker.

“Lee-Enfield Rifle, 7.7 mm” etiketiyle tanıtılan bu piyade tüfeği,
Çanakkale Savaşları sırasında İngilizlerden ele geçirildikten sonra Harbiye Nazırı Enver Paşa’ya hediye ediliyor.
Enver Paşa da Hicaz Emiri Şerif Hüseyin’e gönderiyor.
Silahın son sahibi kim biliyor musunuz?

“Arabistan Kahramanı” olarak ünlenen İngiliz Casusu Lawrence!..

Çentikli tüfeğin tüyler ürperten öyküsü de Lawrence’ın eline geçmesiyle başlıyor!..

1’inci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu Mekke ve Medine gibi kutsal şehirlerin savunması için Cemal Paşa’yı görevlendiriyor.

Hicaz’da ise Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in (SAV) sülalesinden geldiklerini iddia eden Şerif ailesinin hakimiyeti sürüyor. Hicaz kutsal bir yer olduğundan Osmanlı’ya vergi ve asker vermiyor, buna karşılık Osmanlı Hazinesi’nden sürekli altın çekiyor!

Hicaz’ın istediği altınlar, padişahın özel hediyeleriyle birlikte Saray’dan Surra Alayı adı verilen birlikler ve törenlerle yollanıyor.

Şerif ailesi mensupları yaz aylarını Boğaziçi’ndeki muhteşem yalı ve köşklerde geçiriyorlar.

Yani Osmanlı Sarayı’nca adeta baş tacı ediliyorlar. Ama gelin görün ki Saray’ın bir dediğini iki etmediği bu aile, 2 Haziran 1916 günü yukarıda anlattığım tüfeği ateşleyerek Osmanlı’ya karşı isyan başlatıyor. Sonra da silah, isyanın anısı olarak casus Lawrence’a hediye ediliyor.

Dipçikteki bazıları büyük, bir bölümü de küçük olan çok sayıdaki çentiğin dehşet verici hikayesine gelince…

Müzedeki resmi kayıtlara göre; büyük çentikler bizzat Lawrence’ın sıktığı kurşunlarla şehit düşen Türk subaylarını, küçük çentikler ise şehit edilen rütbesiz Türk askerlerini gösteriyor!

Böylece Lawrence bir bakıma Çanakkale’nin intikamını almış oluyor!

Giderek yayılan Hicaz kalkışması öylesine vahşi bir isyana dönüşüyor ki asiler, Mekke’de hastanede yatan Türk askerlerini hasta yataklarında bile şehit etme acımasızlığını gösteriyorlar.

Buna karşılık Fahri Paşa komutasındaki bir avuç Türk askeri Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in (SAV) kabrini, onun sülalesinden geldiklerini söyleyip emperyalistlerle iş birliği yapan, sırtlarını İngilizlere dayayıp Osmanlı’yı sırtından hançerleyen hainlere karşı korumak için I. Dünya Savaşı’nın en zorlu mücadelelerinden birini veriyorlar…

Ve canları pahasına sürdürdükleri bu mücadeleyi insanın okurken gözlerini yaşartan bir marşla anlatıyorlar.
“Bırakmayız Medine’de yatanı,
Can veririz, kurtarırız vatanı…”

O tüfek, Çanakkale’de İngilizlerin başını çektiği tarihin en büyük emperyalist saldırılarından birini, bedenini siper ederek, can vererek durduran kahraman vatan evlatlarımızca ele geçirildikten sonra

Hicaz Emiri’ne gönderilen, onların da kalkışmada İngiliz casusuna vererek, Türk askerlerini şehit etmesini sağladıkları Arap ihanetinin simgesidir.

Arap Birliği’nin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Barış Pınarı ve diğer sınır ötesi Harekâtlarını kınamasına hâlâ bir anlam veremeyenler hatta şaşıranlar varsa, bu tüfeğe ve üzerindeki çentiklere iyi baksınlar.

İhaneti apaçık görürler!..

Tüfeğin fotoğrafını ve hikayesini anlatan, resmi bilgileri paylaşan.
Prof. Dr. Cengiz Kuday

2- BEN TÜRK ASKERİYDİM,

Balkanlarda vurdular beni…
Adları:
İgor’du, İvan’dı, Yanis’ti.

Ben Türk askeriydim,
Çanakkale’ye kefensiz gömdüler beni…
Adları:
John’du, Bob’tu, Elton’du.

Ben Türk askeriydim,
Cezayir’de klor havuzlarına atıp kör ettiler beni…
Adları:
Cübeyr’di, Ekmel’di, Abdülbaki’ydi.

Ben Türk askeriydim,
Asit kuyularında diri diri yaktılar beni…
Adları:
Faysal’dı, Fettah’tı, Habbab’tı.

Ben Türk askeriydim,
Tunus’ta sırtımdan süngülediler beni…
Adları:
Hafi’ydi, Nabi’ydi, Siyami’ydi.

Ben Türk askeriydim,
Filistin’de mümin kardeşlerim ellerimi bağlayıp Fransıza teslim ettiler,işkenceyle öldürdüler beni…
Adları:
Vahab’tı, Ziyad’tı, Affan’dı.

Ben Türk askeriydim,
Musul’da Trablusgarb’ta güvendiğim ümmetim mevzilerden kaçıp düşmana sardırdılar beni,
Son nefesimi verirken duyuyordum gülmelerini…
Adları:
Behnan’dı, Beşir’di, Hasibi’ydi…

Ben Türk askeriydim ,
Padişahımız Halifemiz Vahdettin’inin ve Damadı Ferit tarafından Elindeki silahı , Vatanı , Sevr Antlaşması ile Düşmana teslim ettirilen ,
Yersiz, Yurtsuz kalan,
Gurbette, yollarda açlıktan ölen , Düşmanın karşısında savunmasız bıraktılar Beni…

Ben bir Türk askeriydim,
Güneş batmaz topraklardan Ankara’ya kadar yüzbinlerce kez sırtımdan vurarak ittiler beni..
Sonra yanıma Kemal geldi, Çakmak geldi, Altay geldi, İsmet geldi, Kazım geldi dirildim.
Bir nefesle düşmanın hepsini uçurumlardan ittim !..

BEN KARDEŞİMİ DE BİLİRİM, DÜŞMANIMI DA…

TÜRK’ÜN TÜRK’TEN BAŞKA DOSTU YOKTUR.

 

 

******

 

Ortadoğu’yu ‘ateşleyen’ tüfek…

 

 

 

Ortadoğu’da yüzyılı aşkın zamandır akan kan ve gözyaşının ilk ateşini Osmanlı’ya isyan eden Hicaz Emiri Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal’a hediye edilen tüfek tetikledi. Daha sonra Faysal’ın isyanı örgütleyen ünlü İngiliz ajanı Thomas Edward Lawrence’a hediye ettiği tüfek şimdilerde İngiltere Kralı 5. George’un özel koleksiyonu içinde Windsor Kalesi’nde sergileniyor.

İngilizler, Çanakkale’de “yenilmez armada” denilen meşhur donanmalarıyla Boğaz’ı geçemeyince 18 Mart 1915’te pes ettiler. Artık denizden değil karadan çıkarma yapacaklardı. Nisan ayında kara çıkarmasını başlattılar. Gelibolu’da ve Çanakkale’nin koylarında göğüs göğüse kanlı çarpışmalar oldu. İngilizler geride binlerce asker ölüsü, silah ve mühimmat bırakarak geri çekildi.

GANİMET TÜFEK

Gelibolu’da ele geçen ‘ganimet’ niteliğindeki tüfeklerden birkaç tanesini de Başkumandan Vekili Enver Paşa aldı. Başarılı subaylara veya önemli kişilere bu tüfekleri hediye vermek amacındaydı. 1916’nın şubat ayında Şam’a giderken “Lee-Enfield” marka ve üzerine altın varakla “Çanakkale Muharebesi’nde ganimet alınmıştır” notu düşülen bu tüfeklerden biri de yanındaydı. Şam’da 4. Ordu Komutanı Cemal Paşa’yı ziyaret etti, ordu birliklerini denetledi. Kısa bir zaman sonra başlayacak Arap isyanının fiili lideri olacak Şerif Faysal da oradaydı. Enver Paşa, İngilizlerden ele geçen tüfeği Faysal’a hediye etti. Osmanlıların İngilizleri yenebildiği mesajını veriyordu.

FAYSAL’A HEDİYE

Faysal, isyanın lideri Hicaz Emiri Şerif Hüseyin’in üç oğlundan ikincisiydi. Cemal Paşa’ya bin 500 kişilik bir birlik ile harekâtlara katılacağına söz vermiş, onu ikna etmişti. Cemal Paşa ona komuta karargâhında bir oda da verdi. Ama aslında babası Şerif Hüseyin onu, isyana katılımın ne olacağına dair ön keşifler yapsın diye Şam’a göndermişti. O da Şam’da isyana katılmaya hevesli aşiret reisleri ve gizli teşkilatların yöneticileriyle görüştü. İsyan için şartların elverişli olduğunu babasına bildirdi. Enver Paşa’nın ona hediye ettiği tüfeği de babasına gönderdi.

İngiliz askerlerinden ele geçirilen tüfeğin üzerinde altın varaklarla “Çanakkale Muharebesinde Ganimet Alınmıştır” yazıyor. Şarjörün hemen üstündeki çentikler ise bu silahla vurulan Türk subaylarını temsil ediyor. Tüfeğin namlu bölümüne de “Enver Paşa tarafından Şerif Faysal hazretlerine takdim olunur” yazıyor.

İLK ATEŞ 1916’DA

10 Haziran 1916’da isyan günüydü. Şerif Hüseyin şafak vakti sarayının penceresinden Osmanlı birliklerinin karargâhına doğru bir el ateş etti ve isyanı fiilen başlattı. O günden itibaren dalga dalga yayılan, iddiaya göre isyan ateşini yakan o silah Faysal’a hediye edilen İngiliz silahıydı. Silah o günden sonra sembolik bir değere kavuşacak ve İngiltere kralına kadar gidecekti.

Kral V. George’un elyazısı notunda tüfeğin bir eşinin de Faysal’ın kardeşi Abdullah’a verildiği, Abdullah’ın da tüfeği bir başka İngiliz ajanı olan Storss’a hediye ettiği yazıyor.

İNGİLİZ AJAN LAWRENCE’A VERDİ

Faysal, isyanı örgütleyen meşhur İngiliz ajanı Thomas Edward Lawrence ile de temastaydı. İlk görüşme için buluştuklarında Lawrence onu görür görmez ikna olmuştu. Hatıralarında yazdığına göre isyan için “aradığı lideri” bulmuştu. Faysal bu tüfeği isyan başladıktan sonra yanından hiç ayırmadı. Bütün çatışmalarda o tüfek elindeydi. Bu tüfeği 4 Aralık 1916’da Lawrence’a hediye etti. Lawrence isminin baş harflerini ve silahı teslim aldığı tarihi tüfeğin üzerine kazıdı. Lawrence iki yıl boyunca bu tüfeği taşıdı. İngiliz kayıtlarına göre öldürdüğü her Türk subayı için şarjörün hemen üstündeki ahşap bölgeye bir çentik atıyordu. 1918’de Şam’a girdiğinde de bu tüfek elindeydi ve üzerinde 5 çentik vardı.

İngiliz ajan Edward Lawrence

KRAL GEORGE’UN KOLEKSİYONUNDA

Lawrence daha sonra bu tüfeği İngiltere Kralı 5. George’a hediye etti. Kral George büyük değer verdiği bu hediyeyi, Gelibolu’daki 1. Essex Alayı askerlerine ait olduğu belirlenen tüfeğin hikâyesini anlatan elyazısı bir not ekleyerek “Royal Collection Trust” adı verilen koleksiyonuna ekledi. Geçen hafta Londra’ya gittiğimde hikâyesini bildiğim bu tüfeğin peşine düştüm. Açık kaynaklarda tüfeğin Kraliyet Savaş Müzesi’nde olduğu yazıyordu. Müzeye gittim. Lawrence’ın isyan günlerinde giydiği “agal” denilen Arap başlığı ve Gazze’deki esir bir Türk subayının silahı oradaydı ama tüfek yoktu. Görevliye sordum. Tüfeğin geçmişte bir süre orada sergilendiğini ancak daha sonra Kraliyet Koleksiyonu’na geri gönderildiğini söylediler. Kralın koleksiyonu ise Londra’nın dışındaki Windsor Kalesi’ndeydi. Oraya gittim. İngiltere’nin en eski kalesi ve en uzun süreli kraliyet ikametgâhı olarak bilinen bu kalenin burçlarından biri V. George’un koleksiyonundaki yüzlerce eserin sergilenmesine tahsis edilmişti.

HER ÇENTİK BİR TÜRK SUBAYI

Kral V. George’un tüfeğe dair notunda, tüfeğin bir eşinin de Faysal’ın kardeşi Abdullah’a hediye edildiği, Abdullah tarafından da bölgedeki bir başka İngiliz ajanı olan Storss’a verildiği yazıyor. İşte o notta yazanlar: “Türkler tarafından ele geçirilen bu Britanya tüfeği bana Albay Lawrence tarafından verilmiştir. Gelibolu’da Türkler tarafından bu ‘kısa’ Lee-Enfield tüfeği ele geçirildi ve İstanbul’a gönderildi. Üzerine de altın harflerle ‘Çanakkale Savaşı’nda ganimet olarak ele geçirildi’ diye yazıldı. Sonra Enver Paşa bu tüfeği Şam’daki Cemal Paşa’nın misafiri olan Emir Faysal’a takdim etti. Faysal da tüfeği Mekke’ye gönderdi. Araplar isyan edip Britanyalılara katıldı. Faysal, Haziran 1916’dan Aralık 1916’ya kadar bu tüfeği yanında taşıdı. Şarjörün yanındaki büyük çentikler Türk subaylarını temsil etmekte. Albay Lawrence o tüfeği Şam’da Ekim 1918’de ele geçirilinceye kadar yanında taşıdı. Ona benzer bir tüfek Türk devleti tarafından Faysal’ın kardeşi Abdullah’a da verildi ve şu anda o tüfek Ronald Storss’un elinde.”

Lawrence’ın isyanda giydiği başlığı ve Gazze’deki esir bir Türk subayın tabancısı ise Kraliyet Müzesi’nde.

 

 

*****yapay zeka yanlışını düzeltti….

 

 

Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar

 

 

 

 

 

 


EGEDE YAŞAM  :::  Özgür İnternet Gazetesi

Halkın ve Sadece Haklının Yanında…

YAŞASIN CUMHURİYET…

MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…

 

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
0
Would love your thoughts, please comment.x