Özgür İnternet Gazetesi – Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
eriyen para mazot

EGEMENLİK DİK DURUŞLA OLUR…

0 5.726

EGEMENLİK DİK DURUŞLA OLUR…

9 Eylül’le ilgili okuduğum en etkileyici olaylardan;

İzmir’de yaşanan bir olaydır ve gerçektir…

Basına da yansımıştır.

Kaçırmayın…

*

Başkumandan, düşmandan kurtardığı İzmir’de geçireceği ilk geceyi yaşıyordu.

Zengin sofra hazırlandığı halde ufak tefekle karnını doyurdu ve geç vakitlere kadar çalıştı.

Ertesi sabah, erkenden uyandık.

Hafif kahvaltıdan sonra vilayet konağına gittik.

İzmir Valisi, İngiliz konsolosuyla konuşuyordu…

Biz gelince, ayağa kalktı ve konsolos ile Mustafa Kemal Paşa’yı tanıştırdı.

Konsolos, iyi Türkçe biliyordu…

Paşa, valiye sordu;

— “Konu nedir?”

Vali anlattı;

— “Sayın konsolos, İngiliz tebası vatandaşlarla Rum ve Ermeni azınlığın güven altında olup olmadığından endişeleniyorlar.

Kendilerine herkesin güven altında olduğunu bildirdim.

Mustafa Kemâl Paşa, konsolosun iyi Türkçe bildiğini biliyordu…

Buna rağmen kendisine valiyi muhatap aldı;

— “Ee, peki… Daha ne istiyormuş?”

Bu soruya konsolos, Türkçe cevap verdi;

— “Tebamız için Hükümetinizden yazılı teminat istiyorum.”

Mustafa Kemâl Paşa;

— “Ne yani, Yunanlılar zamanında siz, tebanızı daha mı emniyette görüyordunuz?”

Konsolos kasılarak;

— “Evet, dedi. Yunanlılar buradayken tebamızı daha emniyette görüyorduk.

— “O halde buyurun tebanız ile birlikte Yunanistan’a gidin efendim.”

Konsolos;

— “Yani majestelerinin hükümetine savaş mı açıyorsunuz?”

Mustafa Kemâl Paşa

— “Siz kiminle neyi konuştuğunuzu biliyor musunuz?

Ben, Millet Meclisi’nin başkanı ve Türk orduları başkumandanıyım…

Savaş açmaya da, barış yapmaya da,  tam yetkiliyim…Peki siz kimsiniz?

Hükümetiniz adına savaş ve barış görüşmelerini yapmaya yetkili misiniz?

Böyle bir, yetkiniz varsa görüşelim.

Yoksa buyurun dışarıya? (eliyle kapıyı gösterdi)

Buyurunuz dışarıya!”

*

Konsolos, Mustafa Kemâl Paşa’nın son sözüne sapsarı kesildi tek kelime söylemeden kapıdan çıktı, gitti…

Mustafa Kemâl Paşa, o adamın arkasından, Vali’ye döndü;

— “Bunlara yüz vermeyin Vali bey!

Bizi bir donanma önünde pısacak, bir blöf karşısında yelkenleri suya indirecek bir devletçik sanıyorlar.

Küstahlık derecesine bakın, Barut kokan bir odada adamın sorduğu şeye bak!

Savaş halinde değiliz sanki…

Bana, savaş mı açıyorsunuz? diye soruyor.”

*

Birkaç saat sonra, İngiliz donanma kumandanı hükümet konağının kapısından girerek;

Mustafa Kemâl Paşa’nın odasına yöneldi.

Nazik, fakat öfkeli bir hali vardı.

Ruşen Eşref kendisine, ne istediğini sordu?

— “Başkumandan, Mustafa Kemâl Paşa ile görüşmek istiyorum…”

Birlikte odaya girdiler, kapı kapandı…

Amiral;

— “Çok güç koşullar altında savaş kazandınız, sizi asker olarak içtenlikle kutlarım.

Çanakkale’deki başarınızın rastlantıya borçlu olmadığınızı kanıtladınız.

Büyük bir askerle, tanıştığım için çok memnunum.” diyerek övgüler yağdırmaya başladı…

Paşa, bıkkın bir sesle;

— “Bunları geçin amiral. Çok işimiz var.

Asıl konuya gelin…” dedi.

Amiral bu tavır karşısında bocalıyarak konuya girdi;

–“İzmir’de tebamız ve sizin azınlıklarınız…

Ermeniler, Rumlar var.

Yeni askeri yönetim altında bu insanların statüsü nedir?

Güvende midirler?”

Paşa;

— “Hiç kuşkunuz olmasın amiral, tebanız ve azınlıklar Hükümetimizin koruması altındadır.

Suç işlemeyenler, kendilerini güvende sayabilirler.”

— “Peki suç işleyenler?”

Paşa;

–“Suç işleyenler sayın amiral, muhtemelen ülkenizde olduğu gibi adaletin huzuruna çıkarılır.

Suçlu olanlar cezalarını çeker.”

— “Fakat Paşa Hazretleri, fevkalade günler geçirdik.

Yunan ordusundan cesaret alan Rumlar, şımarıklık yapmış olabilir.

Bugün bu insanlar yerli halkın düşmanlığıyla yüz yüzedir.

Ermenileri biliyorsunuz büyük bir toplumu göçe zorlandı ve önemli bölümü hayatlarını kaybetti.

Bu ruh haliyle Yunan ordusu ile işbirliği yapmış bazı Türklere zor günler geçirtmiş olabilirler.

Bunlar, fevkalade günlerin olaylarıdır, bağışlanması, hoş görülmesi gerekir.

Eğer bu kişiler, halkın husumetine kalırsa, bütün dünya aleyhinize kıyameti koparır.”

*

Son cümleye kadar, amirali sakince dinleyen Mustafa Kemâl Paşa;

“Dünyanın koparacağı gürültü” ile tehdit edilince amiralin sözünü kesti;

— “Üstünlük pozunuzu derhal bir yana koyunuz.

Tehdit, etmekten de vazgeçiniz.

İngiltere ve, müttefiklerin kıyamet koparıp koparmayacağını düşünmem bile…

Bunlar memleketin dahili işleri ve de sizin bu işlere karışmanıza müsaade etmem…

Majestelerinin devleti bizim azınlıklarımızla uğraşmaktan vazgeçsin.

Kim ki, bize saygı beslemez;

Bizden de saygı beklemeye hakkı olmaz.”

*

Amiralin, yüzü bembeyaz oldu…

— “İngiliz Hükümetinin tebasını her yerde koruma hakkı devletler hukuku teminatı altındadır.

Avrupa devletleriyle birlikte arkaladığımız Rum ve Ermenilerin güven içinde bulundurulmasını sadece rica ettik.

Yoksa biz, bu güvenliği sağlayacak güçteyiz.”

Paşa;

— “Arkaladığınız Yunan ordusunun denizde yüzen;

Cesetlerini herhalde görmüş olmalısınız…

Ordu asayişi sağlamıştır.

İzmir, limanını donanmanıza kapatıyorum…

İsterseniz tebanızı gemilere doldurabilirsiniz.

Donanmanızın en kısa zamanda limanı terk etmesini istiyorum.”

*

Amiral, sert sözler karşısında ne yapacağını şaşırdı;

— “İngiltere’ye savaş mı açıyorsunuz?”

Paşa;

— “Savaş açmak mı?

Siz yoksa, “Sevr” antlaşmasının halen yürürlükte olduğunu mu sanıyorsunuz?

Biz onu çoktan yırtıp attık.

Karşımda serbestçe oturuşunuzu, sizi konuk saymama borçlusunuz…

Fakat nezaketimizi kötüye kullanmanıza müsaade etmem.

Şu anda, hukuken barış antlaşması yapmamış iki devletiz.

Savaş hukuku, halen yürürlüktedir…

Gemilerinizi, derhal karasularımızdan çekmenizi size tekrar ve son defa ihtar ediyorum.”

*

Bir balmumu, heykeline döndü amiral…

Sert adımlarla girdiği Mustafa Kemâl Paşa’nın odasında o sandalyede küçüldükçe küçüldü ve sonunda kekeleyerek;

— “Affedersiniz” dedi.

Yerlere kadar eğilerek, geri geri gidip dışarı çıktı.

İngiliz ve Fransızlar, kendi uyruklarını gemilere bindirmeye başladılar.

Birkaç saat sonra da sessizce çekilip gittiler…

Salih Bozok.
Atatürk’ün yaveri.

*

Not:

Gazi Paşa’nın konsolosu kovması, amirale davranışı o hafta basında yer almış;

— “Küstah Kemal”  diye başlıklar atılmıştı.

Ertürk Özel Emekli Amiral.

 

 

D İ K D U R U Ş

Mustafa Kemal Atatürk’ün 9 Eylül 1922’de İzmir’i kurtarmasının ertesi günü (10 Eylül)

Kendisini ziyarete gelen ve limandaki İngiliz tebaasını korumak bahanesiyle küstahça konuşan;

İngiliz Amiral “Sir Osmond de Beauvoir Brock’a” verdiği efsanevi karşılık;

Türk milletinin tam bağımsızlık karakterini simgeler.

İngiliz amiralin ültimatom benzeri sözlerine karşı Atatürk’ün verdiği;

— “Derhal İzmir limanını terk ediniz!”

Restini ve bu tarihi duruşu özetleyen özlü sözler;

💨💨💨💨💨

EGEMENLİK NEZAKETLE MÜZAKERE EDİLMEZ

DİK DURUŞLA DİKTE EDİLİR…

 

 

 

Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar

 

 

 

 

 

 


EGEDE YAŞAM  :::  Özgür İnternet Gazetesi

Halkın ve Sadece Haklının Yanında…

YAŞASIN CUMHURİYET…

MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…

 

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
0
Would love your thoughts, please comment.x