TEHLİKENİN FARKINDA MIYIZ? UYAN TÜRKİYE!
Ramazan ayının manevi ikliminde milyonlar secdeye varıyor, dudaklardan dualar yükseliyor. Geceler ibadetle, gündüzler sabırla geçiyor. Ama aynı zaman diliminde komşumuz İran’da ilkokul çağındaki kız çocuklarının okulları bombalanıyor, hastaneler hedef alınıyor, yüzlerce masum insan hayatını kaybediyor.
Bu yalnızca bir ülkenin dramı değildir. Bu, insanlığın vicdan sınavıdır. Göğe yükselen dualarla, yeryüzünde yükselen çığlıklar arasındaki çelişkiyi görmezden gelemeyiz.
RAMAZAN SADECE AÇ KALMAK DEĞİLDİR
Ramazan sabır ayıdır; ama aynı zamanda adalet ayıdır. Oruç, yalnızca aç kalmak değil; zulme karşı irade koymaktır. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” diyen bir inancın mensupları olarak, komşu coğrafyalar ateş içindeyken sessizlik bize yakışmaz.
Bugün Filistin’de… Dün Irak’ta… Libya’da… Yıllardır Suriye’de… Ve şimdi İran’da… Yaşananlar birbirinden kopuk değildir. Hepsi aynı zincirin halkalarıdır.
TARİHSEL HAFIZA VE DİRENİŞ RUHU
Mustafa Kemal Atatürk “Yurtta sulh, cihanda sulh” derken edilgen bir barışı değil; onurlu, bağımsız ve dengeli bir duruşu tarif ediyordu.
1968 kuşağı, bu topraklarda yalnızca bir gençlik hareketi değildi; bir egemenlik refleksi idi. Üniversitelerde ve meydanlarda yükselen ses açıktı: “Go home Amerika!”
Bu slogan bir öfke değil, bağımsızlık ilanıydı. 1970’lerde Aşık Mahzuni Şerif bir halkın vicdanını haykırıyordu: “Amerika katil katil!” Bu sözler dönemsel değil; tarihsel hafızadır.
EMPERYAL GERÇEKLİK
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in bölge politikalarının tarihsel arka planı bilinmektedir. Güç dengesi adına yürütülen müdahaleler, vekâlet savaşları ve sömürgeci refleksler Ortadoğu’yu istikrarsızlaştırmıştır.
Plan yapan çok olmuştur; ama tarih yalnız güç sahiplerini değil, adalet terazisini de hatırlar. Tarih bize şunu da öğretmiştir: Kurtla pazarlık yapmak koyunu kurtarmaz; yalnızca kurda bir sonraki öğünün zamanını bildirir.
Emperyal güçlerle kurulan dengesiz ilişkiler barış getirmez; sadece tehdidi erteler. Zulüm ile abad olunmaz. İlahi adalet gecikebilir; fakat yok sayılmaz.
DEVLET AKLI VE ORTAK DURUŞ
Böylesi bir dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin olağanüstü toplanarak ülkemizin tarihsel duruşuna uygun ortak bir irade ortaya koyması güçlü bir mesaj olacaktır.
Tüm siyasi partiler ve liderler, Cumhurbaşkanı öncülüğünde bir araya gelerek dünyaya şu mesajı vermelidir: “İç politikada farklı düşünebiliriz; ama vatan ve dış politika söz konusu olduğunda bir ve bütünüz.”
Türkiye’nin diplomatik kanalları etkin kullanması ve Birleşmiş Milletler nezdinde girişimlerde bulunması artık bir tercih değil; sorumluluktur. Çünkü bugün komşu coğrafyalarda yaşananların yarın bizi etkilemeyeceğini kim garanti edebilir?
SON SÖZ
Bu millet bir kurtuluş mücadelesi vermiştir. Mazlum uluslara örnek olmuş bir tarihin mirasçılarıyız. Ramazan ayında yükselen duaların, yeryüzünde adalet talebine dönüşmesi gerekir. Sessizlik bazen tarafsızlık değil; zımni kabulleniştir.
Türk milleti bu süreçten ders almalıdır. Vicdanını diri tutmalı, tarihsel hafızasını unutmamalı, iradesini netleştirmelidir.
Çünkü mesele yalnızca bir coğrafya meselesi değildir. Mesele insanlıktır.
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…
