Özgür İnternet Gazetesi – Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
ampul k

TATLI YALANLAR VE İLİŞKİLER

0 5.765

TATLI YALANLAR VE İLİŞKİLER

Masum gibi görünen beyaz yalanlar, pembe yalanlar, aslında dışı sapasağlam kabukla kaplı ama içi çürümüş ağaca benzer, siz farkında bile olmadan sizi içten içe çürütür, bir süre sonra bunlar size hafif gelip, yalan olmaktan çıkaracak davranışlarmış gibi normal hale döner.

Özellikle içinde sevgi ifadeleriyle süslü, tatlı dille söylenmiş sizin bir anlığına gönlünüzü fetheden ” SEVGİYLE KANDIRILMAK ”duygusu sizin gerçeklik algınızı bir anda olağan halinin dışına iter.

Annelerimiz bize sevgiyi verirken arkasında kontrol mekanizmasını içgüdüsel olarak gizlemiştir, bu nedenle biz doğru sevgiyi tespit etme noktasında sorun yaşıyoruz, ve arkasında gizli gelen bu kontrol yüzünden sevmekten farkında olmadan korkuyoruz.

Bu sevgi ,kadın-erkek fark etmeksizin bizim ihtiyacımız olan ancak sürekli kontrol etme dürtüsüyle bizi tetikleyen içten kemiren normal gelmeyen sahte bir davranış biçimine dönüşmektedir.

Kadınlarda son dünya düzeninde erkekleşme hali yaşama aktarılmaya başladı, yani erkek gibi özgür yaşama, hatta erkek gibi giyinme, kendilerini erkek gibi korumaya başlayıp, gece yarısı bile olsa gezer dolaşırım düşüncesini abartarak ellerinde içki şişeleriyle kaldırımlarda sızmalar, bu özgür takılma durumuna ellerinde cep telefonlarından aldıkları güveni de ekleyerek, eskiden sokakta sigara bile içmeyen kadınlar şimdi kaç yaşında olduğu fark etmeksizin her yerde ellerinde sigarayla dolaşır oldular, erkeklerin hemen hemen yaptığı bütün işleri, en ağır sektörlerde dahil olmak üzere yapmaya başladılar, burada kadın karşıtı bir söylem adına değil bilimsel çalışmaların sonuçlarının analizini aktarmak ve reel olanı tespit etmek adına açıklama yapma gayreti içindeyim.

Peki sonuç erkekler boşa düşmeye başladı, zaten cinsellik anlamında lezbiyenlik medyada dizilerde filmlerde pohpohlanıp muhteşem bir hazmış gibi bilinçli olarak lanse edildikçe, erkeğin kendini böbürlenerek ispat edebildiği en hayati yaşam biçimi de elinden alınmış oldu.

Bir çok erkek kabul etmese bile kadına bahşedilen cinsel güç erkeğe verilenin yüz katıdır, bu gerçek bile erkeğin en zayıf olduğu bu yanından dolayı onları içten kemiren maskülen gardını düşüren onu yıpratan doğal bir sonuçtur.

Peki bu durumda ne oldu, erkekler bu kadınlardan kaçmaya başladılar, buda kadınları ikiye böldü, güçlü ve ne istediğini bilen kadınlarla, erkeklerin ne istediğini bilip, ilişkiye ve cinselliğe çok kolay ulaşmalarını sağlayan kadınlar türedi.

Bu durumda doğal Sekans dengesi alt üst olmuştur, bu bağlamda kadınlar gerçekten istedikleri erkeklere, erkeklerde gerçekten istedikleri kadınlara ulaşamıyor ve sonuçta her iki tarafta mutsuz ve amaçsız bir boşluk içinde yaşamlarını sürdürmek zorunda kalıyorlar.

Özellikle gelişen teknolojiyle çok büyük finans kapısı olarak kadınların emrine sunulan kozmetik gelişmelerle ”Güzellik ” satın alınabilir hale gelmiş, erkeğin dış görünüşe fiziksel aldanmaya yönelik eş seçimleri ne yazık ki olağan hale dönüşmüştür.

Eskiden kafeye sohbet etmek karşı cinsimizle olan muhabbetimizi geliştirmek adına gider, biraz olsun sıkışan yaşam savaşımızda nefes alacak anlar yaşardık, şimdi fiziksel görünüşleri her iki cinsinde aynı tornadan çıkmış görüntüleriyle sahte masklarla dolaşan ve yan yana otururken ellerinde akıllı tuzak fonlarıyla( cep telefonu) , birbirleriyle iki çift lafın belini kıracak mantaliteye ve argümanlara sahip olmayan içi boşaltılmış yaşayan zombilere dönüşen insancıklar türedi.

Bu paradoksun içinde türeyen, bir üçüncü tarz insanda kendilerine ‘Onurlu Yalnızlar’ dedikleri bu ikilemin dışında kalanların varlığıdır.

Bu arada günlük yaşam sürerken koşuşturma içinde ve gündüz sohbetleri kıvamında eş dost arkadaşlarla geçen bir günün sonunda birey eve geldiği zaman o evin içinde bir eş, bir çocuk, bir nefes ihtiyacı hat safhaya geliyor, bunu atlatabilmek adına patili dostlar edinmek sadece günü kurtarmak adına Polyanna’cılıktan başka bir şey değildir.

Ne güzel söylemiş Celal Ertan ;
“Neyleyim köşkü, neyleyim sarayı,İçinde salınan yar olmayınca.” Dünyanın en zengin insanı da olsan, en üst düzey yöneticisi ya da siyasetçisi de olsan, durum aynen bu sözdeki gibidir, insan, biyolojik, psikolojik ve sosyolojik olarak sosyal bir varlıktır, yani hepimizin bir başka canlıya değil ‘İNSANA’ ihtiyacımız vardır, bu ihtiyaç her ne olursa olsun bu yaratılışımızın genetik kodlarında var olan en hayati sebeptir.

Size çok önemli bir sır vereyim, Erkek koruyabildiğine bağlanır, kendi koruma alanına o çerçeveye uymayana bağlanamaz bu ilk insandan bu güne hiç değişmeyen bir genetik koddur.

Mağara döneminde eve av getirmek üzere ava çıkan erkekler güçlü olan iltifata tabi olan hormonal yaklaşımlara karşı gururu okşanınca çekirdek ailesinde evin reisi olma hazzıyla köle gibi çalışmaya hazır hale dönüşürken, yukarıda saydığımız durumlar işte bu yalnızlığı tetiklemektedir.

Günümüzdeyse kadınlarımız, erkekte ne aradığını bilmiyor ve hangi erkeği hangi kriterlere göre seçeceklerini bilmiyorlar, kas yığını bir erkek mi yoksa fiziksel görünüşü zayıf bile olsa taşı sıksa suyunu çıkaracak erkek mi ‘ Eve gelmeden her gece iş çıkışı meyhanede kafayı çeken mi ? Biran evvel evime yuvama eşime kavuşayım diye heyecanla evine dönen mi ?
Uluorta küfredip her an kavga için tetikte bekleyen mi ? Yoksa benim bir yuvam var, çocuklarım var elin delisiyle kavga edip canımdan olursam ya da hapse düşersem onlar bensiz ben onlarsız nasıl bir süreç yaşarız diyen mi?.
Kadın içinse, paranın nereden geldiğinin önemi yok yeter ki bana harcasın diyen mi ? Yoksa bana bir gül alsa, oda olmasa bir tatlı kelimesi olsa yeter diyen mi?.

Özellikle cinsellik erkek için çok önemlidir, ancak bu botoksla şişirilmiş memelerle, dudaklarla dekolte diye her yanı meydanda bırakan kıyafetlerle değil, sadece eşi ya da partneri tarafından arzu edilme duygusunu ona hissettiren kadın beklentisiyle, pekişmektedir, erkeğin beklediği ne kadının zengin olması, ne bebek gibi güzel olması, ne de feminel gücün erki olması hiç mi hiç ilgilendirmiyor bunu lütfen iyi tahlil edin, ayrıca bu evini geçindirme psikolojisi ile hemcinsleriyle maddi rekabet yaşayan bir adama, onun olanaklarının çok üstünde maddi bir beklenti içinde olmak ve bunu da ona çok ucuz hamlelerle ifade etmek, maalesef aile birliğinin parçalanmasına ve mutsuz evliliklerin boşanmaların çoğalmasına sebep olurken, Türkiye de son demde epeyce aşağıya düşen doğurganlıkla direk ilgisi olan acı bir tablodur, devamında nüfus artış hızındaki normal seyir tersine döndüğü için vatan topraklarında yaşayacak genç nesillerin kıyımına sebep vermektedir.

Sonuç olarak son zamanlarda sıkça kullanılan bireylerin cinsel tercihleri bizi ilgilendirmez söylemleri aslında kendi işime bakarım içinde yaşadığım toplumun çürümüşlüğüne, düzenin bozulmasına, ailelerin parçalanmasına, mutsuz ve ebeveynini tanımayan çocukların olmasına, bakmam, hiç umurumda bile olmaz, denildiği yerde ne yazık ki bu gidişat Dünya üzerinde aile kavramının ,çoktan içini boşaltmış, kadının kadın gibi, erkeğin erkek gibi olduğu 1970 li yılların özlemiyle içimizi kanatan bir yaraya dönüşmüştür.

Sevgilerimle..

 

 

Haşmet GÜRBÜZ
Genel Sanat Yönetmeni

 

 

 

 

 

 


EGEDE YAŞAM  :::  Özgür İnternet Gazetesi

Halkın ve Sadece Haklının Yanında…

YAŞASIN CUMHURİYET…

MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
0
Would love your thoughts, please comment.x