Özgür İnternet Gazetesi – Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
8 mart dünya kadınlar günü

PAZAR GÜNÜ HİKAYESİ

0 5.739

PAZAR GÜNÜ HİKAYESİ

(Yaşanmış bir hikaye)

1892 yılında, Stanford Üniversitesi’nde  18 yaşında bir öğrenci okul harçlarını ödemekte zorlanıyordu…

O bir yetimdi ve parayı nereden bulacağını bilemiyordu.

Sonra,  aklına oldukça parlak görünen bir fikir geldi.

O ve tıpkı kendisi gibi zor durumda olan bir arkadaşı, eğitimleri için para toplamak amacıyla kampüste bir konser düzenlemeye karar verdiler.

Büyük piyanist , Ignacy J. Paderewski’ye ulaştılar.

Menajeri piyano resitali için 2000 dolar garantili ücret talep etti.

Bir anlaşma yapıldı ve çocuklar konserin başarılı olması için çalışmaya başladılar.

Büyük gün geldi çattı…

Ancak ne yazık ki yeterli bilet satmayı başaramamışlardı.

Bilet satışından toplanan para, yalnızca 1600 dolardı…

Hayal kırıklığına uğramış bir şekilde Paderewski’ye gittiler ve durumlarını anlattılar.

Ona, 1600 doların tamamını ayrıca kalan 400 dolarlık kısım için de, bir çek verdiler.

Çekin tutarını mümkün olan en kısa sürede ödeyeceklerine dair söz verdiler.

–“Hayır” dedi Paderewski.

–“Bunu kabul edemem.”

Çeki yırttı ve 1600 doları iade etti ve iki çocuğa şunları söyledi;

–“İşte 1600 dolar.

Lütfen yapmış olduğunuz harcamaları düşünüz.

Okul harçlarınız için ihtiyacınız olan parayı kendinize ayırın.

Geriye kalan bir şey olursa bana verirsiniz.”

Çocuklar şaşırdılar ve ona bolca teşekkür ettiler.

Bu küçük bir nezaket örneğiydi…

Ancak yapmış olduğu şey, Paderewski’nin harika bir insan olduğunu açıkça ortaya koydu.

Bir insan, neden tanımadığı iki kişiye yardım etsin ki?

Hepimiz hayatımızda buna benzer durumlarla karşılaşırız.

Çoğumuz sadece;

–“Onlara yardım etsem bana ne faydası olur?” diye düşünürüz.

Gerçekten büyük insanlar ise şöyle düşünür;

–“Eğer onlara,yardım etmezsem;

Onlara ne olacak?”

Onlar bir şeyi, karşılığında bir şeyler bekleyerek yapmazlar.

Bunu yaparlar;

Çünkü, yapılacak doğru şeyin bu olduğunu düşünürler…

Aradan yıllar geçti…

Paderewski daha sonra Polonya Başbakanı oldu.

O büyük bir liderdi ama ne yazık ki Dünya Savaşı başladığında Polonya yerle bir oldu.

Ülkesinde 1,5 milyondan fazla insan açlıktan ölmek üzereydi ve onları doyuracak para yoktu.

Paderewski yardım için nereye başvuracağını bilmiyordu.

Yardım için ABD Gıda ve Yardım İdaresi’ne başvurdu.

Daha sonra, ABD Başkanı olacak olan “Herbert Hoover” adında bir adamın;

Bu kurumun, yetkilisi olduğunu duydu.

Resmi, yazışmalar sonunda;

“Hoover” yardım etmeyi kabul etti ve açlık çeken Polonya halkını beslemek için, hızlı bir şekilde tonlarca gıda ve tahıl gönderildi…

Böylece, bir felaket önlenmiş oldu.

“Paderewski” rahatladı…

Hoover’la tanışmak ona şahsen teşekkür etmek için;

Onun karşısına, çıkmaya karar verdi.

Görüşme günü Paderewski, bu asil hareketi için Hoover’a teşekkür etmeye başlayınca Hoover hemen araya girdi ve şöyle dedi;

–“Bana teşekkür etmemelisiniz Başbakan.

Bunu hatırlamıyor olabilirsiniz ama yıllar önce iki genç öğrencinin üniversiteye gitmesine yardım etmiştiniz…

İşte o iki, öğrenciden birisi bendim.”

Ne kadar tuhaftır ki;

Dünya, hem bir cehennem, hem de harika bir yer…

Bir söz vardır ya?

“Ne ekersen onu biçersin.”

İşte, tam da öyle…

Başkalarına elinizden geldiğince yardım edin.

Bunu yaparken, siz hiç farkında bile olmasanız aslında kendi kendinize yardım etmiş olacaksınız.

Tanrı, başkaları için tohum eken bir kimseyi asla unutmaz…

Asla…

Doğada bulunan en güzel ve görkemli şeyler;

Hiçbir karşılık almadan veren şeylerdir.

Nehirler, kendi sularını içmez…

Ağaçlar, meyvelerini yemezler…

Güneş, kendisi için ısıtmaz…

Çiçekler de, kendileri için koku yaymaz.

Başkaları için yaşayanlar, en güzel olanlardır…

Yaşamanın sırrı, belki de burada yatıyor.

*

Ben de, bir yazı eklemek isterim.

1910 yılına kadar siyasete bulaşmadı, sonrasında Polonya’nın bağımsızlığı için mücadele etti.

1919 yılında Polonya bağımsızlığını kazanınca, Başbakan oldu.

Buraya kadar hayatıydı…

Başbakan, olarak gittiği Paris’te;

Paris Üniversitesini gezmek istedi…

Müzik Bölümüne geldiğinde yanına bir öğrenci yaklaştı.

Siz dedi öğrenci, piyanist Jan Paderewski değil misiniz?

–“Evet” dedi, başbakan o benim…

— “Şimdi,
neler yapıyorsunuz?” diye sordu öğrenci.

–“Başbakanım” dedi, Polonya Başbakanı…

Öğrendi şaşırdı…

–“Ne büyük bir düşüş, değil mi?” dedi.

Paderewski bu yoruma çok üzüldü ve çok kafayı taktı.

Sonradan, Polonya’ya döndüğünde tarihe geçen konuşmasını yaptı ve dedi ki;

Piyanonun, tuşlarına hükmetmek…

Devlete hükmetmekten, zormuş meğer…

Başbakan iken ırmak geçmeyen yere köprü vaat edersiniz herkes inanır.

Halkı kandırarak devlete hükmedebilirsiniz…

Ama, 7 oktavlı bir piyanoda, “fa”sesine basıp “do” diye yutturamazsınız.

Notalar;

🎵 Sizi gerçeğe,
🎵 Yalnızca gerçeğe,
🎵 Matematiksel ölçüye,
🎵 Tartıya,
🎵 Armoniye,
🎵 Melodiye,

Doğru sesi vermek için, doğru tuşa basmaya mecbur eder…

Müzik sizi yalandan, sahtelikten kurtarır…

Zaten, siyaset ona göre değildi.

Sadece 10 ay Başbakanlık yaptıktan sonra görevinden ayrıldı ve müzisyenliğe devam etti.

En son konserini, 1939 senesinde tam 79 yaşında vererek kariyerini noktaladı…

İkinci Dünya savaşı sırasında bir toplantı için gittiği New York’ta;

1941 de hayata veda etti.

Müthiş bir yaşam değil mi?

 

Ignacy Jan PADEREWSKİ

Doğum: 18.11.1860, Kurilovka, Polonya

Ölüm…: 29.06.1941, New York, ABD.

Polonyalı;

▪️ Piyanist,
▪️ Besteci,
▪️ Diplomat,
▪️ Siyasetçi,

Polonya, eski başbakanıydı.

 

 

 

Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar

 

 

 

 

 

 


EGEDE YAŞAM  :::  Özgür İnternet Gazetesi

Halkın ve Sadece Haklının Yanında…

YAŞASIN CUMHURİYET…

MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…

 

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x