İNSANLIK İÇİN
Üç yaşındaki kızına sakinleştirici verdi.
Onu incitmek için değil…
Ağlarsa, ölebileceğini bildiği için.
Sonra küçük kızını bir battaniyeye sardı, büyük bir deri bavulun içine yerleştirdi ve Nazi gettosunun çıkış kapısına doğru yürüdü.
Etrafında, silahlı askerler vardı.
Şüpheli bakışlar…
Korku…
Ve kalp atışlarının bile fazla gürültülü geldiği bir sessizlik…
Bavulun içinde, üç yaşındaki kızı vardı.
Ve bir annenin, taşıdığı son umut…
Kadının adı,
“Gita Wisgardisky” idi.
Kızının adı “Henia Lewin.”
Henia, 1940 yılında Litvanya’da Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.
Savaş başlamadan önce sıradan bir hayatları vardı.
Bir evleri…
İşleri…
Aileleri…
Geleceğe dair planları…
Sonra savaş geldi.
Önce Sovyet işgali, ardından Nazi işgali.
Ve ardından,
“Kovno Gettosu…”
Açlığın, hastalığın ve ölüm korkusunun günlük hayatın bir parçası olduğu bir yer.
İnsanlar kayboluyordu.
Götürülüyor, vuruluyor veya bir daha geri dönmüyordu.
Birçok kişi hâlâ bunun geçici olduğuna inanmak istiyordu.
Ama, “Gita” gerçeği anlamıştı.
İnsanlar sadece sürgüne gönderilmiyordu.
Yok ediliyorlardı.
Naziler çocukları toplamaya başladığında zamanın tükenmek üzere olduğunu fark etti.
Bir Katolik rahibin yardımıyla kırsalda Yahudi çocuklarını gizlemeye hazır aileler buldu.
Fakat onları gettodan çıkarmak neredeyse imkânsızdı.
Bir çocuğun ağlaması…
Yanlış bir hareket…
Şüpheli bir bakış…
Hepsi ölüm anlamına gelebilirdi.
Bu yüzden bir annenin verebileceği en zor kararlardan birini verdi.
Küçük Henia’ya sakinleştirici verdi.
Onu bavulun içine koydu.
Ve kontrol, noktasına doğru yürüdü.
Nöbetçiler onu durdurdu.
Gita kolundaki saati ve en değerli botlarını askerlere verdi.
Dakikalar saat gibi geçti.
Sonunda, geçmesine izin verdiler.
Ve “Henia” hayatta kaldı.
Kırsalda yaşayan bir Hristiyan aile onu sakladı.
Ona yeni bir isim verildi.
Yabancılara gerçek kimliğini söylememesi öğretildi.
Hayatta kalabilmek için sessiz olmayı öğrenmek zorunda kaldı.
Henüz üç yaşındaydı.
Fakat hikâyenin en etkileyici kısmı bundan sonra yaşandı.
Gita kızını kurtardıktan sonra kaçmadı.
Tekrar gettoya döndü.
Herkesin kaçmaya çalıştığı yere geri döndü.
Ve yeniden risk aldı.
Başka bir çocuk…
Başka bir bavul…
Başka bir kurtarma girişimi…
Sonra bir tane daha…
Ve bir tane daha…
Kaç çocuğu kurtardığını kimse tam olarak bilmiyor.
Belki, kendisi bile bilmiyordu.
Çünkü onun için mesele sayı değildi.
Her çocuk, ayrı bir dünyaydı.
Kurtarılması, gereken bir hayat…
Yaşama şansı verilmesi gereken bir gelecek…
Savaşın sonunda, Gita ve eşi Jonas da hayatta kalmayı başardı.
Yıllar sonra kızları Henia’yı buldular.
Henia büyüdü, öğretmen oldu ve yaşadıklarını yeni nesillere anlatmaya başladı.
Ancak annesi hakkında en etkileyici gerçeği;
Onun, cenazesinde öğrendi.
Bir kurtulan yanına yaklaştı ve şöyle dedi;
–“Annen birçok çocuğu kurtardı. Kaç tane olduğunu kimse bilmiyor. Çünkü onları hiç saymadı.”
Belki de hikâyenin, en dokunaklı kısmı budur.
“Gita” ödül peşinde değildi.
Şöhret istemedi.
Adının tarihe, yazılmasını düşünmedi.
O sadece her seferinde aynı seçimi yaptı.
Korku ile insanlık, arasında kaldığında…
İnsanlığı” seçti.
Tarihin en karanlık dönemlerinde kahramanlık her zaman büyük sözlerle gelmez.
Bazen elinde bir bavul taşıyan bir anne şeklinde görünür.
Bazen sessiz kalmayı öğrenmek zorunda kalan küçük bir çocuk olur.
Bazen de hiç tanımadığı bir çocuğa kapısını açan bir aile…
Bazı insanlar tarihe, büyük zaferlerle girer.
Bazıları ise sessizce.
Kurtardıkları hayatlarla…
Büyüyen çocuklarla…
Ve var olmaya, devam eden nesillerle…
“Gita Wisgardisky” nin ışığı sessizdi.
Ama o ışık,
insanlığın en karanlık günlerinde bile sönmedi.
Çünkü gerçek kahramanlık korkusuz olmak değildir.
Korkuya rağmen, doğru olanı yapabilmektir.
Bir çocuk için…
Bir hayat için…
Ve kaybolmasına, izin verilmemesi gereken;
” İNSANLIK İÇİN…”

İkinci Dünya Savaşı’nın cehenneminde kendi canlarını hiçe sayarak çocukları kurtaran kahraman anneler; yıkımın ortasında insanlığın, merhametin ve geleceğin sarsılmaz sembolleri olmuştur.
İşte bu fedakâr kadınların eşsiz duruşunu anlatan kısa ve bilge söz;
💨💨💨💨💨💨
BİR ÇOCUK
KURTARARAK
DÜNYAYI
KURTARDIĞINI BİLEN
O YÜCE YÜREKLERE
SAYGIYLA
Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…
