Özgür İnternet Gazetesi – Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
Halkın Cumhurbaşkanı
ÇALDILAR

İç Huzurunu Yaşatanlara…

0 4.859

I’m blessed …

Akşamları iş çıkışında eve doğru arabamı sürerken ana yol çıkışında hep aynı kırmızı ışıkta beklerdim. Köşede her zaman evsiz, düşkün, berduş bir adam dururdu. .
Yeşil ışığı beklerken adamı izlerdim. Kırk yaşlarında olmalı idi. Omuzlarına düşen dalgalı uzun saçları ve karışık sakalının ardında içleri gülen parlak gözleri seçilirdi.
Durduğu yerden geçen arabaları kullananlara bakar, gülümseyerek elini kaldırır herkese selam verirdi.
Bir insanın gözlerinden ve bakışlarından o insan hakkında çok şey sezilir.
Adam yapmacık değildi, yaz aylarında arabanın penceresini açtığımda kendi kendine neşeli şarkılar mırıldandığını duyardım.
Hatta bir keresinde önümdeki arabanın şoförü ondan duyduğu şarkıyı yüksek ve harika bir sesle tekrarladığında kalkıp neşe ile dans bile etmişti.
İş dönüşleri araba ile o kavşağa her gelişimde içimi neşe sarardı.
Sanki o anda işin yorgunluklarından ve sıkıntılarından çıkar sevdiklerimin kapısından geçerdim.
Bir zaman sonra işten çıktığımda adama uzatıp vermek için bozukluk hazırlamaya başladım.
Kırmızı ışığa geldiğimde elimle işaret eder yanıma çağırırdım. Gülerek yanıma gelirdi.
Pencereyi açar ona bir dolar verirken her seferinde sorardım, -“Nasılsın?” diye.
Hep aynı beni güldüren yanıtı verirdi.
– “I am blessed”
(Ben kutsanmışım – Allahın sevgili kuluyum) anlamındadır.
Evsizdi, ailesi, parası hiçbir şeyi yoktu ama kendini “kutsanmış” hissederdi.
Yanıtın hep aynı olacağını bilir yine de sorardım. Bu koşullarda bir adamın bu kadar olumlu olması bana güç verirdi.
Dört çocuğunu büyütmek için zor bir işte çalışmak zorunda olan yalnız bir anneyim.
Her gün çözülecek bir sürü problemim vardı ve bu yalnız adamın ;
“I am blessed” sözleri bana sanki güç verirdi. Benim için dua ediyor gibi hissederdim.
İşimi sevmiyordum.
Evimiz beş kişi için çok küçük ve köhneydi. Yine de kesinlikle bu adama oranla ben daha iyi durumdaydım.
Yalnız değildim, harika çocuklarım ve iyi kötü bir gelirim, başımı sokacağım bir yuvam vardı. Sanki adam her gün varlığı ile bana bunları hatırlatıyordu.
Derken bir gün müdürüm beni odasına çağırdı ve bozulan işler yüzünden yönetimin eleman çıkarma kararını bildirdi.
Bir anda işsiz kalmıştım.
O anda ilk aklıma gelen
-“Nasıl yapacağım ?”
-“Kiramı nasıl ödeyeceğim ?”
-“Bu çocukları nasıl büyüteceğim ?”
gibi korkunç sorularla boğuşmaya başladım.
Söylemek gereksiz ki o gün eve dönerken arabada gözyaşlarımı tutamıyordum.
Tabi ki yalnız adam için bozuk para da hazırlamamıştım.
Kavşağa ulaştığımda orada idi. Göz ucu ile baktım, baktığımı görünce elini kaldırıp her zamanki gibi gülerek selam verdi.
Gözlerimi kaçırdım çünkü o gün dünyayı pespembe gören bakışlara tahammülüm yoktu.
Bir an evvel geçmesini dilediğim kırmızı ışığa dik dik bakarken arabamın yanına geldiğini gördüm.
Camımı tıkırdadı, gözlerinde sıcak anlayışlı bir gülümseme ile bana bir dolar uzattı;
-“Anlaşıldı, bugün ben sana bir dolar vereceğim” dedi.
İnanın o anda arabadan inip, ona sarılıp, başımı omzuna dayayıp ağlamamak için kendimi çok zor tuttum. O haliyle bile o kadar güçlü ve güvenilirdi ki.
Eve döndüğümde halen çok kötü durumdaydım.
İşsizdim.
Besleyecek, büyütecek dört çocuğum vardı.
Birikimim yoktu.
Ama her şeye rağmen ben de “kutsanmış” idim…

Henüz çocuk yaşlarında ölen bilge ;
Simon Ben Zoma demiş ki;
Kim akıllıdır?
Her insandan öğrenen …
Kim güçlüdür?
Kendine üstün gelen …
Kim zengindir?
Elinde ne var ise,ondan mutlu olan …
Kim onurludur?
Etrafındakileri onurlandıran …

Simon Ben Zoma daha uzun yaşamış olsa idi; görür ve eklerdi;

KİM DEĞERLİDİR ?
(kutsanmıştır)
İNSANLARA ÜMİT VE YAŞAMA SEVİNCİ VEREN

0 0 votes
YAZI PUANI
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x