GÜÇLÜ OLAN MI? HAKLI OLAN MI?
Tarih boyunca kötülüğün güçlenmesini sağlayan yalnızca zalimlerin eylemleri değildi.
Kötülüğün karşısında harekete geçebileceklerin sessizliği, daha bilinçli olanların kayıtsızlığı ve adaletin eğilip bükülmesi, toplumların çöküşüne zemin hazırladı.
Hukuk, aslında “toplumsal beklentilerin” sistemli ve herkes tarafından kabul edilen bir ifadesidir.
Adaletin en büyük sınavı, kuralların kime uygulandığı ve kime uygulanmadığıdır.
Eğer bir yasa “kanun önünde herkes eşittir” diyorsa ama bazı kişiler kendilerini bu eşitliğin dışında görüyorsa, hukuk sadece kâğıt üzerinde kalır.
Yolsuzluk yapan biri, sırf gücü ve bağlantıları sayesinde cezasız kalırken, küçük bir hata yapan ya da yapmakla suçlanan bir kişi ağır bedeller ödüyorsa, o toplumda güven sarsılır.
Eğer hukuk adil işlemezse, herkesin kaybedeceği bir düzen oluşur.
Kurallar keyfi uygulanır, adalet yalnızca güçlülerin ayrıcalığına dönüşürse, toplumun temelleri sarsılır ve insanların aidiyet duygusu zayıflar.
Böyle bir toplumda bireyler yalnız ve çaresiz hisseder…
Güven duygusunu kaybeder, öfke ve umutsuzluk içinde yaşamaya mahkûm olur.
Adaletin olmadığı yerde insanlar ya boyun eğmeyi öğrenir ya da kuralları çiğnemeyi.
Bu yüzden adaletin sesi asla kısılmamalı, kurallar herkes için eşit ve tavizsiz uygulanmalıdır.
Mevlâna asırlar öncesinden seslenir:
“Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyin, çünkü ne ekerseniz, o büyür.”
Kötülükle büyüyen, kötülüğün içinde kaybolur.
Adalet bazen geç gelir, ama mutlaka gelir.
Zaman her şeyin, en büyük şahididir.
Kötülük, sonunda çürüyüp yok olur.
Geceler ne kadar uzun olursa olsun, güneş her zaman doğar.
Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…