EVRENDEKİ MUHTEŞEM DENGE
Evrene baktığımızda kusursuz bir matematik görüyoruz.
Artının yanındaki eksi, gecenin içindeki gündüz, erilin karşısındaki dişil…
Yin-Yang felsefesinden atomun içindeki;
Anot-Katot dengesine kadar her şey, birbirini tamamlayan bir uyum içinde dans ediyor.
Yaradan, varlığı öyle ince bir işçilikle dokumuş ki;
Yıldızların rotasından hücremizdeki DNA dizilimine kadar her yer “denge” diye fısıldıyor.
Peki bu kadar, güzelliğin içinde neden bu kadar karanlık var?
Eğer evren, bu kadar uyumluysa;
Dinler neden, savaşlara bahane ediliyor?
Neden insanlar, Yaradan’ın adını anarak birbirini yok ediyor?
Buradaki asıl mesele;
Yaradan’ın, sunduğu “saf ışık” ile insanın “egosu” arasındaki farktır.
İlahi mesajlar sevgiyi ve birliği öğütlerken;
İnsanoğlu tarih boyunca,
🔸Kendi hırslarını,
🔸Toprak kavgalarını
🔸Güç tutkusunu,
Meşrulaştırmak için, bu kutsal metinleri bir kılıf olarak kullandı.
Kitapların özündeki;
“Yaşat” emri,
İnsanın elinde;
“Yok et” silahına dönüştürüldü.
Gerçek şu ki;
Evrendeki o muazzam denge aslında bizim içimizde de var.
Bizler hem karanlığı, hem aydınlığı barındırıyoruz.
Dinlerin ve spiritüel öğretilerin asıl amacı, dışarıda bir düşman yaratıp öldürmek değil;
İçimizdeki, o kaosu dindirmek ve evrendeki o büyük uyuma (makrokozmosa) ayak uydurmaktır.
Unutmayın;
Yaradan bize, birbirimizi parçalamayı değil…
Bu muazzam dengenin bir parçası olmayı ilham eder.
Işık, dışarıda bir yerde değil;
Ruhumuzun, tam derinliğindedir…

EVRENDEKİ EN BÜYÜK ZİYAN
SORGULAMA YETENEĞİNİ YİTİRMİŞ BİR BEYİNDİR
Albert Einstein
Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…

