CUMHURİYET BÖYLE KURULDU…
Türkiye’yi işgal planı Atatürk tarafından 1922 de sona erdirilmiş olmakla birlikte;
1938 10 Kasım’ında yeniden hayata geçirilmiştir.
İsmet paşa ve Türk heyeti 17 kasım 1922 günü Lozan’a hareket etmişti.
Aradan birkaç gün geçmişti.
Birgün vekiller heyeti Reisi (Başbakan) Rauf bey Atatürk’ün TBMM deki odasına gelerek Atayı Refet (Bele) Paşanın Etlikteki bağ evine akşam yemeğine davet etti.
Gazi, Rauf bey, Refet Paşa, Fuat Paşa akşam sofrasında bir araya geldiler…
Rauf bey eteğindeki taşları dökmeye başladı.
–“Kemal bu meclis senden korkuyor,
o yüzden sana gelemiyor. Tüm şikayetler başbakan olarak bana geliyor.” dedi…
Gazi şaşırdı, belli etmemeye çalıştı;
–“Neyimden korkuyorlarmış” deyiverdi.
–“Senin Cumhuriyeti kuracağından korkuyorlar, dedikodular giderek yayılıyor.
Bazen o kadar abartıyorlar ki, eline bir fırsat geçerse senin padişahı bile bu ülkeden kovacağını söylüyorlar.”
Gazi donup kalmıştı, soğuk kanlılığını korumaya çalışıyordu…
Rauf bey ise,
içini dökmeye başladı…
–“Kemal bu vatan tehlikeye düştü işgale uğradı.
En çok sen çaba gösterdin, kurtardın bizde sana yardım ettik.
Şimdi vatan kurtuldu.
Bize göre emaneti sahibine sahibine iade etmenin zamanı geldi.”
Gazi yemek davetinin bir bahane olduğunu anlamıştı…
–“Peki Rauf Sultan Vahdettin için sen ne düşünüyorsun? diye sordu.
–“Kemal, benim babam padişahın baş mabeyinliğini yaptı.
Boğazında padişahın ekmeği var, şimdi o ekmek benim gırtlağımda.
Ben yediğim ekmeğe ihanet etmem kardeşim.
Benim rejim sorunum yok. Üstelik, madem sordun, söyleyeyim, Padişah bir İslam halifesi bende Müslümanım.
Dini terbiyem nedeniyle de Padişaha bağlıyım.
O makamlar uhrevi makamlar.
Senin benim gibi kişilerin ulaşabileceği makamlar değil.
Kaldı ki, bu milletin yüzlerce yıldan bu yana alıştığı yönetim de mutlakiyet yönetimidir.
Cumhuriyet değil…
Gazinin yüz hatları gerilmişti.
Ev sahibi Refet Paşa’ya döndü:
–“Sen ne düşünüyorsun? Refet” diye sordu.
Aynen Rauf Bey gibi düşünüyorum, Paşam deyip kestirip attı Refet Paşa.
Gazi masadaki Fuat Paşa’ya;
–“Senin görüşün Fuat? diye sordu.
Fuat Paşa, Gazi Paşanın Harbiye’den sınıf hatta sıra arkadaşıydı.
Hukukları daha derindi.St Joseph mezunuydu, yani askeri okuldan değil sivil liseden Harbiye’ye biraz da geç katılmıştı.
Okul Komutanı Mustafa Kemal’i odasına çağırtmış ve iki genci birbirine tanıştırmıştı.
–”Selanikli Mustafa Kemal, Salacaklı Fuat”
Ve Fuat’a sınıfının çavuşu Mustafa Kemal’i emanet etmişti.
Fuat’ın Fransızcası çok iyiydi, Mustafa Kemal’e bu derste çok yardımı oldu.
Giderek aralarında uzun yıllar sürecek bir dostluğun köprüleri atıldı ve Mustafa Kemal Harbiye yılları boyunca her hafta sonu Fuat’ın Salacak’taki köşküne ”evci” çıktı o nedenle aralarındaki hukuk daha derindi.
Fuat;
–”Paşam” dedi.
Biliyorsunuz uzun süredir Moskova’dayım, duruma muttali değilim, izin verin bir kaç gün düşüneyim, yanıtımı sonra veririm!
Yani o bile,
–“Kemal ben senin arkandayım!” diyemedi.
Masada olmayan dördüncü kişi, Kazım Karabekir Paşa ise Erzurum’daydı ve telefonun öbür ucunda bu toplantıdan çıkacak kararı bekliyordu.
Beşinci kişiyse Gazinin kendisiydi.
Anadolu’ya çıkan ilk komutan işte masadaydılar ve henüz devlet kurulmamıştı ama kozlar paylaşılıyordu.
–”Benden ne yapmamı istiyorsunuz”? diye sordu Gazi.
–”Yarın kürsüye çık, bunları yapmıyacağına söz ver!”
Diye yanıtladı Rauf bey.
–”Bana bir kağıt verin”
Bağ evinde gece yarısı kağıt bulamadılar, içtiği sigaranın kapağını yırttı ve arkasına hırsla yazdı;
–”Günü geldiğinde Padişahla ilgili kararı en yüce icrai organ olan TBMM verecektir.”
Yüksek sesle okudu ve sordu;
–”Bu sizi ve Meclisi tatmin eder mi?
Bunu yarın çıkıp okursam sizce Meclis tatmin olurmu?”
–”Hah, işte bu olur. Bunu çık yarın kürsüden oku!..” dedi Rauf bey.
O Meclisten padişah aleyhinde bir karar çıkmazdı.
Bunu biliyorlardı. Masadaki komutanlar rahatladılar.
Sofra, buz gibi olmuştu.
Ayrılırlarken Etlik sırtlarından yeni bir gün ışıyordu.
O günden sonra Gazi yollarını da arkadaşlarından ayırmak zorunda olduğunu bizzat görmüştü.
Ertesi gün kürsüye çıktı ve yazdıklarını aynen okudu.
Meclisle ve komutanlarla bir tartışmaya girmeden bu krizi atlatmalıydı.
Öyle de yaptı…
1921 Anayasasına göre Meclis her 2 yılda bir seçim yapmak zorundaydı.
Meclis 23 Nisan 1920 de açıldığına göre, seçimleri yenilemenin zamanı gelmişti.
Doğal olarakta seçimlere gidildi.
Gazi bu Meclisten kurtuluyor gibiydi.
Komutanlar yeniden endişeye düştüler…
–“Ya Kemalist bir Meclis gelirse!”
Bunun üzerine yeni bir plan kurdular;
Mustafa Kemal’i Meclise sokmamanın yollarını arayacaklardı.
Seçim yasasını değiştirmeye karar verdiler.
Erzurum Milletvekili Necati Bey,
Samsun Milletvekili Emin Bey,
Mersin Milletvekili Albay emeklisi Çolak Selahattin Bey,
bir önerge hazırladılar;
Buna göre:
1-Bundan böyle Milletvekili adayının doğum yeri, Misakı Milli sınırları içinde olsun.
2-Milletvekili adayı adaylığını koyduğu yerde en az beş senedir oturuyor olsun.
Mustafa Kemal o cephe, bu cephe hayatı boyu koşturmaktan ötürü değil beş yıl, hiçbir yerde beş ay bile oturamamıştı ki…
Hedef belliydi…
Bu yasa özel olarak kendisi için hazırlanmaktaydı.
Hem de en yakın silah arkadaşları tarafından.
Bu önerge verilince kürsüye zorla çıktı ve avaz avaz;
–”Doğum yerim Selanik Misak-ı Milli sınırları dışında kalırken,
Devlet Selanik’i tek kurşun atmadan Yunan’a verirken,
Bu millet bilsin ki ben diğer bir yurt köşesi Derne’de savaşıyordum.
Hiçbir yerde beş yıl oturamadım bu doğru.
Otursaydım o zaman;
Bingazi’de,
Derne’de,
Sina’da,
Filistin’de olamazdım.
Ama ben oralarda olamasaydım, bu efendilerinde doğum yerleri, Allah korusun Misak-ı Milli sınırları dışında kalırdı…”
ŞİMDİ MİLLETE SORUYOR VE YANITINI MİLLETTEN BEKLİYORUM.
BU ÖNERGE SAHİBİ EFENDİLERİ BURAYA GÖNDEREN MİLLET ONLAR GİBİ Mİ DÜŞÜNÜYOR?
HAYIR, MİLLET ONLAR GİBİ DÜŞÜNMÜYORDU.
ÇUVALLAR DOLUSU TELGRAFLARLA OLAYI PROTESTO ETTİLER.
ÖNERGE GERİ ÇEKİLDİ.
VE MUSTAFA KEMAL ANKARA’NIN BÂLÂ İLÇESİNDEN MİLLETVEKİLİ SEÇİLEREK MECLİS’E GİRDİ…
CUMHURİYETİ’DE KURDU.
GAZİ BU İHANETİ; HİÇ UNUTMADI.
NUTUK’TA DA AYRINTISIYLA YAZDI…

İŞTE BU ÜLKE; BÖYLE KURULDU! …
YAŞASIN CUMHURİYET…
Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
