Özgür İnternet Gazetesi – Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
1 MAYIS

ZAMAN  NEDİR ?

0 6.072

ZAMAN  NEDİR ?

Zaman…

İnsan aklının kavrayış sınırlarını zorlayan o gizemli kavram.
Bir nehrin akışı gibi durmaksızın ilerleyen, fakat gerçekte ne bir başı, ne de bir sonu olan hikâye.
Takvimler artık, 2025 yılını gösteriyor…
Ancak bu sayının, insanlığın kozmosun kadim döngüsündeki gerçek zamanı ne kadar yansıttığı hep tartışma konusu olmuştur.

Peki biz gerçekten, hangi yıldayız?
Birçok medeniyet, kendi zaman ölçülerini takvimlerini oluşturmuştur.

▪Mayalar’ın uzun sayımı,
▪Çin’in ay-güneş döngüsü,
▪Yahudilerin yaradılış yılına dayanan takvimi
▪İslam’ın hicri takvimi…

Hepsi, insanın sonsuzluk içinde kendine bir yer belirleme arzusunun izlerini taşır.
Ancak, eğer dünyanın yaratılışından bu yana sayacak olsak, hangi yılda olduğumuzu belirlemek için önce bir varsayım yapmamız gerekir.
Tevrat’a ve diğer dini metinlere göre, insanlığın ve dünyanın yaradılışı yaklaşık MÖ 3761 yılına tarihlenir.
Buna göre, 2025 yılını eklediğimizde, şu an 5786 yılı içerisinde bulunuyoruz.
Fakat bu, yalnızca bir perspektif.

Zamanın katmanlarını derinlemesine incelediğimizde, yeryüzünün ve evrenin tarihini daha da gerilere götürmek gerektiğini fark ederiz.
Bilim bize dünyanın yaklaşık 4,5 milyar yıl önce oluştuğunu söyler.
Eğer yaradılışı bu ölçekte ele alırsak, insan ömrü bir kum tanesi kadar küçük ve kısa kalır.

Bu noktada,
“Zaman nedir?” sorusu bizi tekrar felsefenin uçsuz bucaksız kıyılarına sürükler.

Belki de zaman, varoluşun akışını düzenleyen bir kurgudan ibarettir.
İnsanın algısında başlangıç ve son diye adlandırılan şeyler, aslında sonsuzluk içinde birer geçiş kapısıdır.
İlginçtir ki, bizler zamanı sadece ölçmekle kalmayız; aynı zamanda ona anlam da yükleriz.
Yaratılışın ilk anını, belki de insan zihninin evrimsel farkındalığa ulaştığı o bilinmez ânı, tarih diye adlandırırız.
Fakat zaman, varlığın diliyle konuşur.
O dilde takvimler değil, yıldızların doğumu ve sönüşü, mevsimlerin devri ve nehirlerin akışı yazılıdır.
Zamanın gerçek başlangıcını aramak, aslında insanın kendini arayışıdır.
Kaç yıl geçtiğinin hesabını yapmak yerine, her anın ebediyetin içinde bir yansıma olduğunu fark etmek, bilgelik yolunda atılmış bir adımdır.

İnsanoğlu, zamanın efendisi değil, misafiridir.
Belki de asıl bilgelik, takvimlerin ötesinde, her anı kutsal bir zaman dilimi olarak görmekte yatar.
Çünkü bir günü anlamlı kılan, hangi yılda olduğumuz değil, o günü nasıl yaşadığımızdır.
Ve böylece 2025’in penceresinden geçmişin gölgelerine bakarken, şunu sorarız;

Dünya kaç yaşında?
Belki 5786, belki 4,5 milyar, belki de sadece bir an…
Ancak bilge olan bilir ki, aslolan şimdidir…
Çünkü zaman, varoluşun bir yankısıdır ve insan, o yankının içinde kendi sesini arar.

İşte bu yüzden, takvimlerin ötesinde bir bilgelikle deriz ki;
Bugün ve her an, yaratılışın sonsuzlukta yankılanan ilk günü olabilir.

HER ŞEY ZAMANLA TELAFİ EDİLİR DE
GEÇİP GİDEN ZAMAN HİÇ BİR ŞEYLE TELAFİ EDİLEMEZ
Goethe

 

Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar

 

 

 

 

 

 


EGEDE YAŞAM  :::  Özgür İnternet Gazetesi

Halkın ve Sadece Haklının Yanında…

YAŞASIN CUMHURİYET…

MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x