Özgür İnternet Gazetesi – Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
ATATÜRK-Türk Milleti

“SENFONİ ORKESTRASI”

0 5.731

“SENFONİ ORKESTRASI”

 

Muhterem, “Cevat Memduh Altar”

O ve O’nun gibiler aniden kayboldular, neredeler?

Size anlatacağım bu gerçek öykü yeni kurulmuş “Türkiye Cumhuriyeti” tarihinde bir devrime;

Işık tutan ve yol açan,bir öyküdür.

Bu öykünün kahramanı, rahmetli müzikolog;

“Cevat Memduh Altar”

🎷🎺🪊🎸🪕🎻

Yıl 1924…Aylardan Haziran;

Cumhuriyetimiz, kurulalı 8 ay olmuş.

Cumhurbaşkanı, Gazi Mustafa Kemal, (soyadı kanunu çıkmamış) ve bir avuç arkadaşı.

Birbiri ardına yapacakları devrimlerin ön hazırlığını yapmakla uğraşıyorlar.

Köşk’den baş yaver, “Salih Bozok” beni arıyor;

— “Gazi”nin beni derhal görmek istediğini” söylüyor.

Acele ile Çankaya’ya Köşk’e gidiyorum oradaki çalışma odasında masası başında oturan “Gazi” nin karşısına geçiyorum.

— “Otur çocuk” diyor, ve bana bir evrak uzatıyor.

— “Sesli oku çocuk !” diyor.

Evrak bir mektup…

Sol üst köşesinde Fransızca yazılmış;

“Sovyet ve Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Genel Sekreterliği” amblemi var.

Mektup tercümesi şöyle:

“Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı;

Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine.”

Bizler dost ve kardeş S.S.C.B;

Siz sayın Cumhuriyetinize kuruluşunuzun 1.nci yıl dönümünde bir armağan vermek istiyoruz.

Moskova Devlet Senfoni Orkestrası ve Korosu’nu Beethowen’in eseri olan 9. Senfonisini seslendirmek üzere, günü tarafınızca belirlenen tarih ve saatte, Ankara’ya göndermek istiyoruz.

Bu armağanımızı, kabul ederseniz;

Kıvanç duyacağız…

Hürmetlerimle,

“Vladimir Ilyich Lenin”
Genel Sekreter

*

Bu mektubu okuyunca, çok heyecanlandım ve düşünmeden;

— “Paşam, bu fırsatı kaçırmayalım” dedim.

Mustafa Kemal Paşa, bir an düşündü ve;

— “Oğlum, bu konseri nerede vereceğiz?

Park’ta olmaz, kapalı olan konser salonumuz yok,” dedi.
.
Bende;

— “Paşam, müsaade ederseniz, Cebeci deki Halkevi’nin iç mekanını konsere uygun düzenleyelim ve konseri orada verelim” dedim.

Paşa;

— “Tüm sorumluluğu üstüne alıyor musun?” diye sordu.

Ben de;
— “Evet” deyince;

Salih Bey’e döndü;

“Maarif Vekilini ara,
“Cevat Memduh” u ona gönderelim.

Gerekli hazırlıklar yapılsın;

30 Ekim 1924 akşamı, bu konseri Ankara’da dinlemek istediğimizi, resmi bir yazı ile Lenin’ e bildirelim” dedi.

Ben eteklerim zil çalarak, ama biraz da endişeli, Köşk’ten ayrıldım…

Halkevinin taş duvarları, keten örtüler ile kaplandı.

0rkestra ve koronun yer alacağı, ahşap platform inşaa edildi.

Bir de, girişin hemen üstüne ahşap merdivenle çıkılan;

Cumhurbaşkanlığı locası yapıldı.

Büyük bir heyecanla, konser gününü beklemeye başladık.

100 küsur kişiden oluşan orkestra, koro elemanları, gruplara ayrılıp Ankara’nın evlerinde misafir edildi.

(Çünkü kalacak otel yoktu)

Biz konser gününü beklerken;

Salih Bey tekrar beni aradı “Gazi” nin yanında konseri izleyeceğimi bana bildirdi.

Konsere, yabancı elçilik mensupları, tüm bakan, millet vekilleri, orkestra üyelerini misafir eden Ankaralı aileler ile. bir miktar basın mensubu davetli idiler.

Ben “Gazi Paşa” ile, Cumhurbaşkanlığı locasına geçerken;

Tüm orkestra ve korosu ayağa kalktı ve;

“İstiklal Marşımızı” 4 sesle söylediler.

Ben “Paşa” nın irkildiğini, ve gözlerinin dolduğunu fark ettim.

Neyse, herkes tekrar yerine oturdu ve çok başaralı bir konser dinledik.

Konserden sonra verilen resepsiyonda;

Salih Bey,bana uzaktan işaret etti.

Ben tekrar “Gazi Paşa”nın yanına gittim.”

— “Çocuk derhal, pasaportunu hazırla!
Fransa’ya gidiyorsun” dedi.

Ben;

— “Paşam niçin gidiyorum” deyince;

— “Bak oğlum, taşıma su ile değirmen dönmez.

Sen şimdi Fransa’da müzik eğitmenlerini bulup ikna edeceksin ve onları Ankara’ya davet edeceksin.

Biz burada, konservatuarı kuracağız.

Ve eğitimli müzisyenler yetiştireceğiz” dedi.

Bu öykünün sonrasını, hepiniz biliyorsunuz…

🔸Musiki Muallim Mektebi’nin konservatuara dönüştürülmesi,
🔸Riyaseti Cumhur Orkestrasının kurulması,
🔸Opera Binası’nın açılması,
🔸Orkestranın çeşitli il ve ilçelerde klasik müzik konserleri vermesi,
🔸Halkımızın yavaş yavaş kulağının bu tip müziğe uyum göstermesi.

Tabii bu ilerleme;

“Sivas, Sivas olalı böyle zulüm görmedi…”

Hikayesine, rağmen muvaffak oldu.

İşte bir müzik devriminin temeli böyle atılmış oldu.

Ruslar, yemediler, içmediler, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin 10 yıllık ilerlemesini;

Dokümanter, bir filme aldılar…

Bu filmi 1934 yılında, (Atatürk sağ iken) bize armağan ettiler…

Bu film, TRT ve Genel Kurmay. arşivlerinde olmalı.

Bu film neden önemli?

Film’de, bahsedilen konserden, bir bölümde var…

Umarım TRT,  (Artık Rusya ile dostuz) bu filmi bir komünist propagandası olarak görmeyip;

Tarafsız bir gözle;

Cumhuriyet’in devrimleri nasıl gerçekleştirdiğini…

Ne zorluklar ve özveriler ile gerçekleştirdiğini milletimize seyrettirir.

Biz de Atatürk’ün çeşitli;

🔹 Dil,
🔹 Din,
🔹 Irklara,

Mensup ama hepsi, Anadolu insanı ve evladı olan karışık toplumdan;

🇹🇷 Tek bir Millet,
🇹🇷 Tek bir Ulus,

Yarattığını, yeniden idrak ederiz…

Saygılarımla…

 

S O N U Ç

Atatürk, müzik eğitimine ve sanatın gelişimine çok değer verdiği için;

Sanatı ve müziği uygar bir toplumun vazgeçilmez temellerinden biri olarak görmüştür.

💨💨💨💨💨

MÜZİK HAYATIN NEŞESİ RUHU SEVİNCİ VE HERŞEYDİR…

Mustafa Kemal Atatürk

 

 

 

Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar

 

 

 

 

 

 


EGEDE YAŞAM  :::  Özgür İnternet Gazetesi

Halkın ve Sadece Haklının Yanında…

YAŞASIN CUMHURİYET…

MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…

 

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
0
Would love your thoughts, please comment.x