PEYNİRLİ POĞAÇA
Almanya’da katıldığı bir söyleşiden dönen Can Baba’ya;
–“Almanya’yı nasıl buldun?” diye sorarlar.
Can Baba sinirle cevap verir;
–“Nasıl olacak ulan, her şey öyle düzgün ki, insanın kafası karışıyor.”
Yalan da değil…
Karmaşıklığa o kadar alışmışız ki, işimiz biraz yolunda gitse, yönümüzü kaybediyoruz.
Ya da bir parça gülsek,
–“Çok güldük. Bakalım başımıza ne gelecek?” diye tedirgin oluyoruz.
Kaygılı ve kaos dolu bir toplum olduk vesselam.
Memleketin, yarısı hastanelik, yarısı hapishanelik…
Her işimiz yarım yamalak.
Her işimiz özensiz…
Sabah fırına gittim…
Sade poğaça kalmamış.
Fırın sahibi;
–“Peynirli poğaça var, vereyim mi?” diye sordu.
–“Peynirli sevmiyorum.” dedim.
Sırıttı…
–“Yok yok” dedi.
–“Zaten adı peynirli poğaça. Arada bir denk gelirse, peynir koyuyoruz.” dedi.
Aziz Usta’nın dediği gibi;
–“Yaptığımız en iyi şey ayran…
Ama onun da yarısı su.”
Güven öyle narin ve kırılgandır ki,
Masanın kenarındaki yüzyıllık antika bir vazo gibi…
En ufak bir temasta tuzla buz oluverir…
Tamiri mümkün olsa dahi eskisi gibi kalması imkânsızdır…
“Güven, bir kez yitirildiğinde onu geri kazanmak zordur.”
Beth REVİS
Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…