Özgür İnternet Gazetesi – Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
Halkın Cumhurbaşkanı
ÇALDILAR

KÖY ENSTİTÜLERİNİN KURULUŞ GÜNÜ – 17 Nisan 1940

0 5.797

KÖY ENSTİTÜLERİNİN KURULUŞ GÜNÜ – 17 Nisan 1940

Kurtuluş savaşı sonrasında vatandaşların sadece %3 okuma yazması vardı.
Halkın %80’i köylerde yaşıyordu.
Atatürk ilk defa Köy Enstitülerinin temelini oluşturan kuruluş yasalarını çıkardı.
İlk önce askerliğini çavuş olarak yapmış erlerden köy eğitmeni yetiştirilip köylerine eğitmen olarak gönderilme projesini önerdi.
1929 yılından itibaren Millet Mektepleri olarak uygulanmaya başlandı.
Bu projede Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’nin 1 Ocak 1929 günü kalp krizinden ölmesine sebep olan gayreti ve heyecanı takdire şayandır…
Köy Enstitüleri, ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı Yasa ile açılmış okullardır.
Tamamen Türkiye’ye özgü olan bu eğitim projesini
28 Aralık 1938 tarihinde Milli Eğitim Bakanı olan Hasan Ali Yücel yönetti.
Anadolu’nun tümünün okulsuz ve öğretmensiz olduğu gerçeği göz önüne alınarak, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü himayesinde,
Millî Eğitim Bakanı, Hasan Ali Yücel’in isteği İsmail Hakkı Tonguç’un çabalarıyla köylerden ilkokul mezunu zeki çocukların bu okullarda yetiştirildikten sonra yeniden köylere giderek öğretmen olarak çalışmaları düşüncesiyle kuruldular.
Köy Enstitüleri kurulum ve yaygınlaşma konusunda pedagoji uzmanı,
Halil Fikret Kanad’ın önemli katkısı oldu.

Halil Fikret Kanad;

–“Zorunluluktan değil, özveriyle öğrencileri yetiştirecek köye göre öğretmen” fikrini verdi.

1940 yılından başlayarak, tarım işlerine elverişli geniş arazisi bulunan köylerde veya onların hemen yakınlarında Köy Ensititüleri açıldı.
Türkiye’de seçilen şehirlerden uzak ancak tren yollarına yakın tarıma elverişli 21 bölgede köy ilkokullarına öğretmen yetiştirmek üzere açıldı.
Öğretmenler köylülere hem örgün eğitim verecek, okuma yazma ve temel bilgileri kazandıracak hem de modern ve ilmi tarım tekniklerini öğretecekti.
Öğretmenler gittiği yörelerde bilinmeyen tarım türlerini de köylülere öğretecekti.
Kitaba deftere dayalı öğretim yerine;
“iş için, iş içinde eğitim” ilkesi uygulanıyordu.

Her köy enstitüsünün kendisine ait;

🔸 tarlaları,
🔸 bağları,
🔸 arı kovanları,
🔸 besi hayvanları,
🔸 atölyeleri, vardı.

Derslerin % 50’lik bölümü temel örgün eğitim konularını içeriyordu.
Geri kalanı ise uygulamalı eğitimdi.
1940-1946 arasında Köy Enstitülerinde;

🟢 15.000 dönüm tarla tarıma elverişli hale getirilmiş ve üretim yapılmıştı.
🟢 Aynı dönemde 750.000 yeni fidan dikilmişti.
🟢 Oluşturulan bağların miktarı ise 1.200 dönümdü.

Ayrıca;
🔹 150 büyük inşaat,
🔹 60 işlik,
🔹 210 öğretmen evi,
🔹 20 uygulama okulu,
🔹 36 ambar ve depo,
🔹 48 ahır ve samanlık,
🔹 12 elektrik santralı,
🔹 16 su deposu,
🔹 12 tarım deposu,
🔹 3 balıkhane,
🔹 100 km yol yapıldı.

Sulama kanalları oluşturularak enstitü öğrencilerinin uygulamalı eğitim gördüğü çiftliklere sulama suyu öğrenciler tarafından getirilmişti.
Köy Enstitüsü uygulaması Hasan Ali Yücel’in 1946’da Milli Eğitim Bakanlığından ayrılmasına kadar devam etmiştir.
Hasan Ali Yücel’den sonra Milli Eğitim Bakanı olan
Reşat Şemsettin Sirer
Köy Öğretmen Okullarına 1946’da dönüştürmüştür.
Bu okullar da Demokrat Parti dönemi içinde
27.01.1954’te kapatıldı.
Kapatıldığı 1954 yılına kadar Köy enstitülerinde 1.308 kadın ve 15.943 erkek toplam 17.251 köy öğretmeni yetişmişti.

📚 Fakir Baykurt,
📚 Ümit Kaftancıoğlu,
📚 Talip Apaydın,
📚 Mahmut Makal,
📚 Mehmet Başaran,
📚 Pakize Türkoğlu,
📚 Birsen Başaran,
📚 Ali Dündar,
📚 Mehmet Uslu,
📚 Dursun Akçam,

gibi önde gelen yazarlar ve düşünürler bu okullarda yetişmişlerdir.
Okullar tarıma elverişli arazisi olan köylerin yakınlarında kuruldu.
Arıcılık bilinmeyen köylerde arıcılık, bağcılık bilinmeyen köyde bağcılık öğretiliyordu.
Enstitüye atanan öğretmen gittiği köyde okul binasını köylülerin yardımıyla yapabilecek kadar inşaat bilgisi de öğreniyordu.
Köy enstitüsünü bitiren bir öğretmen sadece bir ilkokul öğretmeni olmuyor aynı zamanda;

🔖 Ziraatçilik,
🔖 Sağlıkçılık,
🔖 Duvarcılık,
🔖 Demircilik,
🔖 Terzilik,
🔖 Balıkçılık,
🔖 Arıcılık,
🔖 Bağcılık,
🔖 Marangozluk,

konularını da uygulamalı olarak öğreniyordu.
Enstitülerin hepsinin kendisine ait tarım arazileri, atölyeleri vardı.
Bu sayede öğretmenler kendi okullarını gittiği köyde köylülerin işbirliği ile inşa ediyor ve devletin okul yapmasına gerek kalmıyordu.
Köy enstitülerinden mezun olan öğretmenlere yetiştirildikleri branşa ve gönderilecekleri köye göre 150 parçaya varan alet ve edevat veriliyordu.
Öğretmenler bu alet ve edevat ile köylülerin de yardımıyla köy okulunu inşa ediyor ve köylülere hem modern tarım tekniklerini hem de okuma yazmayı ve hatta müzik aletleri çalmayı öğretiyordu.
Hasan Ali Yücel Milli Eğitim Bakanlığı döneminde dünya klasiklerini Türkçeye tercüme ettirmişti.
Köy enstitüleri öğrencileri her yıl 25 tane klasikleri okumakla yükümlüydü.
Bu sayede, zeki köy çocuklarından engin entelektüel birikimleri olan aydınlar oluşuyordu…
Bu aydın köy öğretmenleri en az bir tane müzik aletini çalmasını da öğreniyordu.
Bu bakımlardan köy enstitüleri yaparak öğrenim konusunda dünyada benzeri görülmemiş bir örnek oluşturmuş ve birçok akademik inceleme ve araştırmaya örnek olmuştur…
II. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru 1945 yılında Sovyetler Birliği lideri Stalin’in Türkiye’den Kars, Artvin ve Ardahan’ı ve Boğazlarda askeri üs istemesi üzerine, ABD’den askeri destek istenmişti.
Bu desteği vermeye hazır olduğunu belirten ABD, Truman Doktrini ile yardıma başlamıştı ama karşılığında;
Türkiye’de serbest seçimlere dayanan demokrasi düzeninin yerleştirilmesini,
5 yıllık kalkınma planları ve Köy Enstitüleri’leri gibi benzer “Cumhuriyet ışığı” niteliğindeki uygulamaların kaldırılmasını talep etti.
Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nün eski müdürü Rauf İnan ve Hıfzı Veldet Velidedeoğlu Köy Enstitülerinin kapatılmasının Atatürk Devrimleri karşıtlarınca başlatılan bir karşı devrim hareketi olduğunu söylemişlerdi…
Parlamentoda bütçe görüşmelerinde milletvekili Emin Sazak’ın;

–“Köylere giden enstitü mezunları kendilerini birer Atatürk zannediyorlar” demesi üzerine…

Hasan Ali Yücel;

–“Bu çocukların her birinin birer Atatürk olması temenni edilir” şeklinde cevap vermişti.

Köy enstitüleri 27.01.1954 yılında kapatılmıştı.
İsmet İnönü 1966 yılında geride bıraktığı hayatı boyunca hatırlanacak en önemli eserlerinin Köy Enstitüleri ve çok partili hayata geçiş olacağını söyledi.
1941 yılında Köy Enstitüleri hakkında şu ifadeleri dile getirmişti:

–“Köy enstitülerini Cumhuriyetin eserleri içinde en kıymetlisi, en sevgilisi sayıyorum. Köy enstitülerinden yetişen evlatlarımızın muvaffakiyetlerini ömrüm boyunca yakından ve candan takip edeceğim.”

Cumhuriyetin eserleri içinde en kıymetlisinin 7 yıl gibi çok kısa ömrüne rağmen, aydınlık yarınlar yolunda ışık olan Köy Enstitülerinin 84. Kuruluş yıl dönümünü kutluyorum.

 

“…Onlara bir şeyler öğretebilmek için önce onlardan pek çok şeyi öğrenmek gerek.” diyen İ.Hakkı Tonguç, dünyaca ün kazanmış 500 bilgin, pedagog ve bilim kurumu 1952 yılında meydana getirilip İsviçre’de basılan Pedagoji Ansiklopedisi (Lexikon der Paedagogik) yer alan Türk eğitimcisidir.

17 Nisan 1940 günü, çabayla, araştırmayla, düşünmeyle kuruldu.
Kurulan; Üretimdi…Kültürdü…Eğitimdi…
Velhasıl EMEK idi.
50’lere doğru horlandı, 54’te son darbe!Böyle geldik bugüne.

Selam olsun;
KÖY ENSTİTÜLERİ’ne
KÖY ENSTİTÜLÜLER’e…

 

17 NİSAN 1940 KÖY ENSTİTÜLERİ’NİN KURULUŞ YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN…

 

Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar

 

 

 

 

 

 


EGEDE YAŞAM  :::  Özgür İnternet Gazetesi

Halkın ve Sadece Haklının Yanında…

YAŞASIN CUMHURİYET…

0 0 votes
YAZI PUANI
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x