HAİM OĞLU JOZEF…
Mahkemede gerçek kimliği anlaşılınca askerler şaşıp kaldı..
HAİM OĞLU JOZEF…
Yaşasın şeriat, şeriat isterim’ diye meydanı inletti.Tekbirlerle halkı galeyana getiriyordu.
Genç Subay kubilayın başı kesilirken alkışlıyor, slogan atıyordu.
MAHKEMEDE HEPSİNİ İNKAR ETTİ…
Yahudi Kimliğini gösterdi.
Şahid askerler ve Savcı iddasinda israrlıydı.
Hakim Muğlalı sordu: ,
Seriat isterim diye en çok bağıran senmişsin anlat bakalım :
– Neme lazım benim şeriat? Şeriat nerede ben nerede? Ben Museviyim havraya bile gitmem.
Benim işim tekkede, kahvede altı kol iskambil oynamaktır.
Amma serbestçilerin (Serbest Fırkayı kastediliyor) birincisiyim.
’23 Aralık 1930’da sabah namazını takiben camiden aldıkları Yeşil Sancağı yola dikerek silah zoruyla etraflarına adam toplamaya başladılar.
Elebaşılar arasında,
Giritli Derviş Mehmet,
Şamdan Mehmet,
Sütçü Mehmet Emin,
Nalıncı Hasan,
Küçük Hasan vardı.
Derviş Mehmet camide namaz kılanlara kendini “Mehdi” olarak tanıttı ve dini korumaya geldiklerini söyledi.
Arkalarında 70 bin kişilik Halife ordusu olduğunu, öğle saatlerine kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini söyleyerek tehdit ettiler.
Diktikleri bayrağın çevresinde dönmeye, tekbir getirmeye, zikretmeye ve “Şapka giyen kafirdir! Yakında yine şeriata dönülecektir.” diyerek bir isyan hareketi başlatmak istediler.
Jozef en önlerdeydi.
Yusuf efendi deniliyordu.
Kasabaya halife ordusunun geleceği iddiası halkı sindirdi.
Olayların ilçedeki askeri birlikte duyulmasıyla, bir bilgiye göre; alay komutanı, yedeksubay Kubilay’ı olay yerine gönderdi.
Kubilay bu hareketi bastırmak için bir manga askerle olay yerine geldi.
Askerlerin yanından ayrılarak tek başına onların arasına girip teslim olmalarını istedi.
Gruptan biri ateş ederek Asteğmen Kubilay’ı yaraladı.
Karşıdan bunu gören askerler ateş açtılar.
Fakat tüfeklerinde öldürücü etkisi olmayan manevra fişekleri vardır.
Derviş Mehmet “bana kurşun işlemiyor” diyerek halkı kandırmaya çalıştı.
Jozef bagırdı, şeyhe kurşun işlemez ..
Kubilay yaralı halde cami avlusuna sığındıysa da, Derviş Mehmet ve arkadaşları peşi sıra geldiler. Derviş Mehmet, çantasını açıp testere ağızlı bağ bıçağını çıkardı ve yaralı Asteğmen Kubilay’ın başını kesti.
Kesik başı yeşil bayrağın sopasına dikmeye çalıştılar ancak başaramadılar.
Jozef tekbirlerle halkı coşturup alkışlıyordu.
Birisi ip getirdi ve Kubilay’ın başı yeşil bayrağın dikili olduğu sopaya iple bağlandı. Olay yerine yetişen Bekçi Hasan ateş edip gruptan birini yaraladı.
Ancak açılan ateş sonucu o da öldü.
Arkadaşının yardımına koşan Bekçi Şevki de açılan ateş sonucu öldü.
Bu aşamada askeri birlik olay yerine geldi ve komutan “Teslim olun!” çağrısı yaptı Ancak olay çatışmaya dönüşür ve askeri birlik ateş etti. Göstericilerden bazıları ölürken, bazıları kaçtı. Kaçanların hepsi daha sonra yakalandı.
Dünya yahudi lobisi ve basını ayağa kalktı epey uğraştılar ama jozefi kurtaramadılar.
Derviş Mehmet ve elebaşları ile birlikte idam edildi.
Ailesi Turkiyeyi terketti.

Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…

