Eyyüp Kadir İnan ‘ın sözleri neyi işaret ediyor?
Aslında bu haftaki yazımın konusu İzmir in kenara atılan bürokrat hafızaları idi. Ama İzmir’in önemli siyasetçisi Eyyüp Kadir İnan’ın gündeme düşen sözleri bir anda konumu değiştirdi. AKP Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyüp Kadir İnan’ın bir toplantıda kurduğu şu cümle dikkat çekici; “Bilge liderimiz Devlet Bahçeli ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde, 2028 yılına girerken daha güçlü bir zafere İzmir olarak, Cumhur İttifakı olarak imza atacağız.”
Bu tamamen 2027’nin son aylarında yani Ekim Kasım ayında seçim var demektir. Siyasette takvim bazen sandıktan önce konuşur. 2027 sonbaharında bir erken seçim genel ve yerel eş zamanlı olasılığı artık çok net yüksek sesle telaffuz ediliyor. Bu ihtimal doğruysa, muhalefet için saat işlemeye başlamış demektir. Her zaman telaffuz ederim Türkiye siyasetinde iktidarın yolu yerelden geçer. Belediyeler sadece asfalt, park, ruhsat üretmez; güven üretir, umut üretir, hikâye üretir. CHP, İzmir’de uzun yıllardır güçlü. Ancak güç kabul edelim ki süreklilikle anlam kazanır. Vatandaşın gündemi hayat pahalılığı, barınma, ulaşım, genç işsizliği, kentsel dönüşüm ve sosyal destekler. Her ne kadar bu bir iktidar sorunu ise de yerelde belediyeler bu başlıklarda ne kadar görünür, ölçülebilir ve adil çözümler sundu? Kentli, “Evet, bana dokunuldu” diyebiliyor mu?
BİRİNCİ PARTİ OLMAK
Birinci parti olmak, rehavete kapı aralamamalı. Aksine, daha fazla hesap verebilirlik ve performans zorunluluğu doğurur. Eğer 2027’de sandık ufukta belirirse, seçmen karnelere bakacaktır; sloganlara değil. Bu tablo, yılsonundan itibaren aday adaylarının sahaya çıkacağı bir dönemi işaret ediyor. Fakat mevcut başkanlar ve aday olmak isteyenler önce aynaya bakmalı:
* Görev süresinde hangi somut projeler tamamlandı?
* Hangi vaatler gerçekleşmedi ve neden?
* Kaynak yönetimi ne kadar şeffaf oldu?
* Partinin oyunu artıracak bir sinerji yaratıldı mı?
Siyaset kişisel kariyer planı değil, toplumsal sorumluluktur.
Eğer bir erken seçim ihtimali varsa, adaylık tartışması “ben” merkezli değil “kent” merkezli yapılmalıdır.
ÖN SEÇİM
Ön seçim: Amasız, fakatsız. Geçmiş deneyimler gösterdi ki tabanın iradesi yok sayıldığında kırgınlık büyür, sandıkta motivasyon düşer. Bu nedenle CHP, adaylarını amasız fakatsız ön seçimle belirlemelidir. Ön seçim sadece bir yöntem değil; parti içi demokrasinin teminatıdır. Tabanın sahiplendiği aday, sahada daha güçlü olur. Seçmen, yukarıdan dayatılmış isimlere değil, sürece katıldığı adaylara daha fazla güven duyar. Özellikle İzmir gibi siyasal bilinci yüksek bir kentte, katılımcı yöntemler partiyi tahkim eder. İzmir seçmeni ideolojik olduğu kadar pragmatiktir. Hizmet ister, liyakat ister, adalet ister. Kent kimliğini koruyan ama geleceğe hazırlayan bir vizyon görmek ister. Gençlere umut, esnafa nefes, dar gelirliye destek sunan bir belediyecilik anlayışı bekler. Eğer iktidar kanadı 2028’e güçlü girme hesabı yapıyorsa, muhalefetin de kendi ev ödevini eksiksiz yapması gerekir. Çünkü siyaset boşluk kabul etmez. Yerelde oluşan memnuniyetsizlik, genelde sonuç üretir. Sandığa yaklaşılan dönemde seçmen, slogan değil somut sonuç görmek ister. Son düzlük; vitrin süsleme değil, performansı görünür kılma ve güven tazeleme zamanıdır. Bu durumda naçizane Türkiye genelinde CHP’li belediyelerimiz için işte 10 başlıkta net bir yol haritası:
1- Kısa sürede tamamlanabilecek, doğrudan vatandaşa dokunan projeleri takvime bağlamak çok önemli. Açılış değil tamamlanmış iş göstermek gerek.
2) Şeffaflık
* Harcama kalemlerini kalem kalem yayınlayın.
* İhale sonuçlarını, yüklenici performansını ve gerçekleşme oranlarını düzenli duyurun.
“Açık Veri” sayfası oluşturup haftalık güncellenmeli.
Güven, seçimden önce kazanılır.
3) Sosyal destekleri hedefli ve adil kılalım.
Hayat pahalılığı sürerken; gıda, kira, ulaşım ve eğitim desteklerini ölçülebilir kriterlerle dağıtılmalı.
4) Genç ve kadın odaklı somut adımlar
* Gençlere staj/istihdam köprüleri, ücretsiz eğitim modülleri.
* Kadınlara girişimcilik fonu ve kreş kapasitesinde artış.
Rakamla konuşulmalı “şu kadar yeni kreş, bu kadar genç istihdam.”
5) Mahalle mahalle performans toplantıları
Her ilçede açık toplantılar yapılmalı. Soruları canlı yayında yanıtlanmalı. Eleştiriyi bastırmak yerine yönetin. Katılım, sandık motivasyonudur.
6) Kentsel dönüşümde net takvim
Riskli alanlar için etap etap takvim açıklamalı. “Şu mahallede şu tarihte başlıyoruz” diyebilelim. Belirsizlik, oy kaybettirir.
7) Ulaşım ve trafikte hızlı iyileştirmeler
Küçük ama etkili dokunuşlar (sinyalizasyon, kavşak düzenlemesi, hat optimizasyonu) kısa sürede memnuniyet üretir.
8) Kriz iletişimi masası
Dezenformasyona anında yanıt verecek profesyonel ekip kurulmalı. Yanıt gecikirse algı yerleşir
9) Aday belirlemede ön seçim
Tabanın sahiplendiği aday, sahada daha güçlüdür. Amasız, fakatsız ön seçim; kırgınlıkları azaltır, motivasyonu artırır.
10) “Karne”yi kendimiz yayınlayalım.
Muhalefetin eleştirmesini beklemeden; başarıları ve eksikleri birlikte açıklayalım. “Şunu başardık, şunda eksik kaldık, planımız şu” diyelim. Samimiyet, seçmeni ikna eder.
Son söz şu: Sandık ne zaman gelirse gelsin, kazanmanın yolu bugünden başlar. İzmir’de CHP, verdiği sözleri hatırlayıp karnesini cesaretle masaya koymalı; adaylarını ön seçimle belirleyip sahaya güven tazelemiş kadrolarla çıkmalıdır.
Çünkü iktidara giden yol hâlâ yerelden geçiyor. Ve o yol, çalışmayanı değil, hesap veren ve umut üreteni taşır.
Uğur YELEKLİ
25.02.2026
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…
