Özgür İnternet Gazetesi – Halkın ve Sadece Haklının Yanında…

EVRENİN BİLİNÇSEL TEORİK MODELİ

0 5.808

EVRENİN BİLİNÇSEL TEORİK MODELİ

Dünyanın en zeki adamı IQ derecesi 210 civarı, ismi ‘Chris Langan’ muhteşem bir teori ile CTMU isimli kuramı geliştirmiştir ve Allah’ın varlığını fiziksel ve matematiksel formülle açıklayan ilk insandır, ona göre , Evren, kendi kendisini sürekli işleyen, farkında olan ve matematiksel bir kod gibi çalışan devasa bir zihindir.
Öncelikle Tanrı ( ALLAH) var mıdır ? Sorusuna;
”Evet kesinlikle vardır ve bu felsefi bir inanç değil, matematiksel zorunluluktur.”
İnsanlar bazen Tanrının var olduğunu söylerler ama ona öyle bir zayıf ve sığ bir tanım verirler ki tanımladıkları şeyle gerçekte var olanın hiç bir ilgisi yoktur.
Oysa Tanrı şahsen bilinçlidir ve kişisel bir bağ kurabilirsin, çünkü bizler tanrının birer imajıyız onun kendisini bize kopyalamasının bir sonucuyuz. ”
Madde diye bir şey yoktur, her şey, bilincin bir türevidir.
Simülasyon hipotezinde gelişmiş bir süper bilgisayar tarafından çalıştırılan kuantum alanından söz edilir, ancak onlar evreni sadece bir ekrandan ibaret görüyorlar, oysa onun arkasındaki devasa bir işlemcinin varlığına gerek vardır.
Simülasyon hipotezine göre bizler bir bilgisayar ekranının içindeki küçük varlıklar gibiyiz, fiziksel dünyada gördüğümüz her şey yani masalar, sandalyeler, gezegenler, sadece durağan durumlardır,
peki bu durağan durumlar görüntüler nasıl değişiyor ?
Zaman nasıl akıyor ?.
Bu durumda görüntünün değişmesi için arkada bir işlemci gerekmez mi ?
İşte fiziksel evren, durağan bir ekrandır, Allah (Tanrı) ise hem bu ekranı hem de arkadaki işlemciyi kapsayan tek varlıktır, burada felsefi olarak, çok kritik bir ayrımla karşı karşıya kalıyoruz,
panteizm mi ? pananteizm mi ?
Klasik panteistler, Tanrı doğadır, gördüğümüz her şey Tanrıdır diyerek, onu sadece bu fiziksel evrenle sınırlarlar.
Langan ise buna şiddetle karşı çıkarak, Tanrı, sadece gördüğümüz fiziksel evrenden ibaret değil, Tanrı evreni kapsar onun içindedir ama, aynı zamanda evreninde çok çok ötesindedir, yani Tanrı, bilgisayar oyunun hem grafik ekranıdır, hem de o ekranı çalıştıran kod dizilimi ve işlemcinin ta kendisidir, ve belki de bilgisayarı çalıştırandır.
Bu durum bilimsel ve matematiksel olarak bize ne söyler ?,
Fizikte türev ve entegral hesaplamalara bakınca anlık kareler görürsünüz, fakat bu karelerin birbirini takip edip bir hareket ve nedensellik oluşturabilmesi için arkada sürekli çalışan bir bilgi işleme mekanizması şarttır, klasik maddeciler, nedenselliği maddenin kendi doğasından kaynaklı sanırken, Langan, bu işleme fonksiyonunu doğrudan Tanrının bilincine bağlıyor, ona göre Tanrı evreni bir kez kurup, kenara çekilip izleyen basit bir izleyici değil, her milisaniyede gerçekliği yeniden işleyen aktif bir zihindir.
Şimdi şunu sormamız doğaldır, eğer fiziksel madde durağan bir ekran görüntüsü ise, bizler gerçekten kendi irademizle mi hareket ediyoruz yoksa, işlemcinin önceden yazdığı bir senaryoyu mu izliyoruz ?
Yani yaşadıklarımız kader midir. ?
Langan’ın kafa karıştıran müthiş açıklamasına göre, evrende bilincin olmadığı tek bir santimetrekare bile yoktur.
Bilincin kendisi evrenin en temel kuantum kuralıdır.
Fiziksel evrende her nesne lokal kuvvetlerle bir araya getirilmiş üçüncül kuantum yapılarından oluşur, kendi başına soyut kararlar alamaz, bizim bilincimizin ve evrenin genel bilgi işleme ağının bir parçası olarak varlığını sürdürür.
Fiziksel evrende her nesne özünde bir bilginin ve gözlemin ürünüdür.
Evrene bakabildiğimiz her noktada içinde bulunduğumuz her durumda çevremizde olan, nesneler, yani taşlar, ağaçlar, dağlar, nehirler, ormanlar, ve kullandığımız her bir nesne ruhsuz olarak baktığımız bir araç değil, o devasa işlemcinin alt kodlarıdır.
Kadercilik anlayışına göre geçmişimiz ve geleceğimiz çoktan yazılmış ve biz sadece rollerimizi oynarız tezini ,yani bu statik anlayışı tamamen reddeden LANGAN, Evren sabit bir katman değildir, gerçeklik her bir milisaniyede sıfırdan üretilen sürekli yenilenen ve aktif olarak inşa edilen dinamik bir süreçtir.
Yani sizin elinizdeki telefon ve oturduğunuz koltuk, önünüzdeki nesneler, karşınızdaki duvar tek bir blok halinde orada durmaz,
her an, sizin bilinciniz ve Tanrısal işlemcinin ortak müdahalesiyle yeniden işlenir.
Özgür irade her an devrededir, gerçeklik üretken bir yapıya sahip olduğu için, yaptığımız seçimler, bilincimizin odaklandığı noktalar kuantum olasılığını şekillendirir.
Biz ‘Sonsuz Yaratıcı’nın bir parçası olarak onun gerçekliği her an yaratması gücüne onun bir parçası olma sebebiyle yine onun verdiği izinle, katkı sunarız.
Evren her an yeniden yaratılıyorsa, işte zihnimizde yanlış kodlanmış, korkular, taşıdığımız inançlar ve algılar, kendi fiziksel gerçekliğimizi sınırlayan anahtar parametrelerdir.
Kendi sınırımızı ve kaderimizi kendimiz mi çiziyoruz?
Evet çünkü sen çok değerlisin, seni yaratan yaratıcının en değerli parçasından yaratılmış ve kendi gerçekliğini sürekli değiştirme gücüne sahip düşünce gücünle yaşamını kontrol altına alarak kendi gerçekliğini tezahür ettirebilirsin.
Ölüm her şeyin özü olan bilinci yok edemez, o her an işleyen senin özün olan bilinçtir, fiziksel beden sadece taşıyıcıdır, bizde tasavvuf yaklaşımlarında olduğu gibi sadece ”Süvari” ve ‘binek” kavramındaki gibi fiziksel beden” Binek” ama onu kullanan, her an işleyen, bir bilgi operatörü olan ”Süvaridir” yani ruh ve bilinç.
Ana kaynaktan yani ‘Öz kaynak’ Kadir-i Mutlak ‘ tan herhangi bir nedenle kopmak onun varlığını inkar ve isyan etmekle, kendi iç dünyanızda kendi yarattığınız korku, karanlık ve nefret duygularını besliyorsanız, kendi inşa ettiğiniz bu soyut gerçeklikte, tamamen bencil, karanlık ve işkence dolu bir simülasyona dönüşür, kısacası Sonsuz yaratıcının koruyucu çekim gücünden kopar ve başıboş bir sersemlikle oradan oraya savrulursunuz, işte bu size dışardan verilen bir ceza değil kendi içinizde yarattığınız Cehennemdir.
Kötülük ve şeytan kavramı, yer çekimi gibi var olmak zorunda olan gece ve gündüz gibi kötü-iyi gibi Yaratıcının mükemmel ve hatasız olmasının bir karşıtıdır, onun adaleti içinde çalışan kuramsal bir sonuçtur, bu nedenle Şeytan tek başına çalışamaz onun insanı sömürmesine kullanmasına ihtiyacı vardır, bu nedenle şeytan devasa şirketler, küresel medya ağları bürokratik devlet kurumları üzerinden örgütlenir, bu kurumların içine sızarak bireyleri insan kaynağına çevirir, kendi varlığı için sömürdüğü insanlarla mükemmel bir güce kavuşur.
Günümüzde yaşananlar aynen böyledir, hatta bu yazdıklarımıza safsata diye bakan hiç bir şeye inanmamakta direnen, bazı insanlar cenneti de cehennemi de kendi zihinlerinde yaratmaktadır.
Artık inanan ya da inanmayan herkesin bilmesi gereken tek şey,tüm evreni devasa uçsuz bucaksız sonsuz karanlığın içindeki tüm canlı yaşam formlarını, tüm sistemi, gördüğümüz veya göremediğimiz tüm varlıkları, egregorları, sonsuz bir evrenin matematiğini, dünya dışı dediğimiz yüzbinlerce ırkları, ve tüm bu akıl almaz bilgileri, binlerce kez enkarne olabilme gücünü, ve bizim bilgimiz dahilinde olmayan sayamadığımız katrilyonlarca bilgiyi ve düzeni, yaratan ve mutlak hakim olan tek güç, ”Sonsuz Yaratıcı ”, ”Kadir-i Mutlak” olandır.
Her şeyin en doğrusunu ‘O’ bilir.
Sevgilerimle..

 

 

Haşmet GÜRBÜZ
Genel Sanat Yönetmeni

 

 

 

 

 

 


EGEDE YAŞAM  :::  Özgür İnternet Gazetesi

Halkın ve Sadece Haklının Yanında…

YAŞASIN CUMHURİYET…

MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
0
Would love your thoughts, please comment.x