BİRLİK ZAMANI
Anadolu kültüründe var olan ama günümüze gelinceye kadar çeşitli nedenlerle unutulan ya da
unutturulan, çok önemli insanı kamilin olması gereken yaşam biçimi , ”Ahilik” öğretisinde toplumun
her kesiminde çalışması her katmanda temeli oluşturması önyargısız bakış açısıyla hayati önem
arz etmektedir.
Peki nedir Ahilik ?
Bu bakış açısının yerleştiği kültürde 7 ana başlıkla bunları özetlemek mümkündür.
Bunlar,
Tokluk ve lezzet kapısını bağlamak,
Riyazet kapısını açmak,
Halktan yana kapısını bağlamak, Hak’tan yana kapısını açmak,
Herze ve hezeyan kapısını bağlamak,
Marifet Kapısını açmak,
Yalan kapısını bağlamak,
Doğruluk kapısını açmak.
Bu öğretide o kadar keskin sınırlar çizilmiştir ki, bu insanları dışlamak toplum dışı bırakmak değil,
bu öğreti düsturu içinde bozulmayı, yozlaşmayı, kibri ve egoyu devre dışı bırakarak saf ve sağlam bir zemin
oluşturmak kişilerin helal kazanç elde etmesini, bu kazançlarını bereketli topraklarda tohumlayarak ( yatırım)
yine aynı topraklarda yaşayan tüm insanlığa dönmesini sağlamaktır.
Bu bağlamda içlerine alacakları insan gruplarını özenle seçerek şu çerçeveyi korumuşlardır.
Kafirler, çevresinde iyi tanınmayanlar, kötü söz getirebileceği düşünülenler, zina ettiği ispatlananlar, katiller, (kasaplar), hırsızlar, dellallar, vergi memurları, vurguncular örgüte katılamaz.
Ayrıca kadınları da dışlamamak adına, Ahiliğin “kadınlar kolu” olarak adlandırabileceğimiz Bacıyan-ı Rum (Anadolu Bacıları) teşkilatını kurmuşlardır.
Bu konunun ayrıntılı bilgilerini araştırıp her yerde bulabilmeniz mümkündür, ayrıca bu alanda yetkin biri olmadığım için
konuyu ana başlık çerçevesinde sadece bu tespitle bırakarak buradan yola çıkarak ‘birlik olma’ zamanının ne anlama geldiğini biraz açayım.
Artık her şeyin zamanı adına, evrensel akıl ve sistem devreye girmiştir, bunu zaten sık sık yazıyorum şimdi sıkı durun tam tarihler veriyorum, önümüzde ki 5 yıl içinde yani 2030 yılına kadar ülkemizde bu yıl sonunda başlayacak olan karmaşalar,lider kayıpları, kaos ortamı bizi biraz sıkıntılı günlerin beklediğine işaret etmektedir.
Evrende ”Hiç bir şey tesadüfen olmaz” her şeyin bir nedeni, bir başlangıcı ve sonu vardır, bir yapı eskidiğinde çürüdüğünde
onun yerine yenisinin ikame edilebilmesi için ‘yıkım’ şarttır.
Bu yıkım mecazi anlamda yeniden doğmak, özüne dönmek yepyeni kuramlar manzumesinde küllerinden doğmaktır.
Hepimizin malumu olduğu üzere ne yazık ki, ülkemiz de çürümüşlük ve ahlak çöküntüsü akıl almaz boyutlara gelmiştir, bunda istisnasız hepimizin doğrudan olmasa bile, bir payı vardır.
2030 yılından sonra Türkiye altın çağına giriş yapacak ve o zamana kadar işte bu yıkım ve yeniden doğum sancılarını ne yazık ki hep birlikte göğüslemek zorundayız.
Anadolu evrenin ley hatlarının geçtiği ve birden fazla portal kapılarının olduğu bir coğrafyadır, bu nedenle bizim topraklarımız çok değerlidir, bundan dolayı tüm devletlerin gözü ve kapkara emelleri bizim üzerimizdedir, hatta 1-2 yıllık sürede şeytana hizmet eden şimdi de ortalığı kasıp kavuran bu terörist ülke Anadolu da malum bölgede bazı toprakları ele geçirecek ama kısa sürede bunları def edeceğimiz bir süreçten sonra kendimize gelip, birlik olmanın bir olmanın bu topraklarda siyaset üstü düşünerek, cinsiyet, ırk, mezhep farklılıklarına bakmadan, sadece ‘İnsan’ olmanın onuruna yakışır, kinden arınmış, ‘Sevginin’ içimizde doğuştan var olan gücünü kullanarak, bir an önce ayılıp uyanıp yeniden ayağa kalkma zamanımızdır.
15 yıl önce yazdığım bir çok şey ne yazık ki ortaya çıkmaktadır, ben falcı kahin ya da özel güçleri olan biri değilim, bana gaipten mesajlarda gelmiyor, sadece tarihi iyi okuyup çalışıp analizler yapıyorum, verdiğim tarihler zaten kadim uygarlıkların çağ döngüleri bağlamında bir çok araştırmacı ve spiritüalist yaklaşımlarda bunların izlerini herkes görebilir.
Şundan hiç kimsenin şüphesi olmasın ki, karanlık güçlere negatif kötü güçlere karşı asla yalnız değiliz, Anadolu da’ ışık varlıklar’ şifacılar, ve koruyucular çoktan devreye girmiştir, ancak sistemin çalışması bakımından bizim yani bu kadim topraklarda yaşayan her birimizin karanlık tarafın kullandığı metalardan bizi çeken nefsani menfaatlerden bize doğruymuş gibi gösterilen şan, şöhret, zenginlik, hayatımızı kolaylaştırdığı zannedilen teknolojik tuzaklardan sıyrılıp, yaşadığımız çağın gerektirdiği kadarını kullanarak, onlara bağımlılıktan ve kölelikten çok acil vazgeçmek zorundayız.
Bu yazdıklarımı bir çok insan anlamayacak, kabul etmeyecek yine bildiğini yapacak, olsun bunu zaten biliyorum, benim peşinde olduğum, aklını iyiye güzele ve sevgiye kullanan, azınlıkta da olsa Dünyayı kurtaracak olan pozitif düşünce yapısına sahip kendini her türlü egodan kibirden arındırmış özel ruhlardır.
Sevgilerimle..
Haşmet GÜRBÜZ
Genel Sanat Yönetmeni
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…

