BAŞKA TÜRKİYE YOK…
Yolu sevgiden saygıdan geçen her bireye selam olsun, uzun zamandır canım yurdum insanlarını takip etmekteyim.
Bu takip sürecinde sosya kültürel yapımızın giderek bozulduğunu gözlemlemekteyken, buna parelel olarak ta dilimizin
tamamen kaygı verici kayıplara ulaştığını üzülerek görmekteyim.
Bir Milletin çökmesi için 3 ana unsur yeterlidir.
Birincisi; O Ülkenin Tarihini unutturmak yada dejenere etmek.
İkincisi; O Ülkenin Dilini bozmak.
Üçüncüsü ; O Ülkenin Dinini bozmak inanç sistemini yıkmaktır.
Bu üç unsur üzerine 100 yıldır planlar yapılmakta vede bunda kısmen de olsa başarı göstermekteler.
Kimler ?..Elbette bizi bize bırakmak niyetinde olmayan tüm ülkeler. Çünkü ANADOLU toprakları hepimizin
anlamakta zorlandığı kadar maddi ve manevi değere sahiptir.
Burada isimlerini saymama nedenim o kadar çoklar ki ,içlerinden çok azını düşünmek ,bizi beyin tembelliğine iticektir.
Bu sistem içerisinde (sistem demem planlı ve sistematik olmasındandır.) o kadar derin ve uzun vadeli planlar hayata geçirilmiştir ki, bizim derin uykuda olan gözlerimiz,ve de beynimiz uyuşmuş halde, tüm bunlardan bihaber olmaktadır.
Bu planlar,akıl almaz oyunlarla yazınsal ve görsel medyayla sürekli beynimize vede görsel hafızamıza enjekte edilmektedir.
Bunlardan en başta gelenleri ister inanın ister inanmayın sevgili dostlarım,DİZİ lerle ve reklamlarla yapılmaktadır.
Şöyle bir çevrenize yakınlarınıza hatta kendinize bakın lütfen, dizi seyretmeyen neredeyse hiç kimse kalmamış durumda,
hatta ben gibi hiç dizi izlememiş bir sanatçıyı bile acımasızca eleştirmekteler,yaklaşık bu beyin avcılığının 20 yıldır başlattığı
kartel sömürüsü düzeninde, toplumun şiddete, umursamazlığa, saygısızlığa, geleneklerden uzaklaşmasına, sokakları teksasa döndüren adliye önlerinde bile polisimizin baş edemediği silahlı çetelerden tutunda, saygın bir hizmeti özveriyle yapmakta olan doktor camiasının acımasızca haksız vede cahilce yaklaşımlarla hasta yakınlarının terörüne maruz bırakılmasına kadar, uyuşturucunun ilköğretim saflarına sızmasına neden olan sebeb sonuç ilişkisidir.
Hatırlayın eski koyboy filmlerinde ABD yapımı senaryolarda ne hikmetse sigara içmeyen koyboya rastlamak mümkün değildir,
elbette bunlar çoğunlukla malum sigara markasının reklamını yapmakla kalmayıp, az gelişmiş ve gelişmekte olan bizim ülkemiz gibi içten parçalanmış topluluklara çok iyi Pazar hazırlamıştır, ülkemiz tütün üreten ülke sıralamasında gerilerken ,tütün ve tütün mamulleri tüketen ülke sıralamasında ilk üçe girmektedir,bu bir tesadüf müdür ?. Yoksa satın alınmış politikacıların zamanla TARIMCILIĞI ve HAYVANCILIĞI ağır sanayi hamleleriyle yok etme çabalarının sonucumudur, taktiri size bırakıyorum.
Beyin öyle bir organ ki, görsel hafıza oyunlarıyla spot reklamlar içinde saniyenin onda biri kadar zaman dilimlerine sıkıştırılmış çok özel çalışmalarla planlanmış, beyin yıkama ve bilinç altındaki şuhur makanizmasını tersine işletmekte olan görüntülerle neler yapıldığını anlatmağa kalksam herhalde uykularınız darmadağın olup,aklınızı oynatacak kadar derin sızmalara seyirci kalmanıza çaresizlikle bakıp, içten içe çökersiniz.
” Ürün yerleştirme”, “bilinçaltı mesaj”, “örtülü mesaj” pazarlama bilimiyle uğraşanlara ya da sektördekilere yabancı olmayan terimlerdir.
Belki siz de duymuşsunuzdur… Beyin günde 8-9 tane örtülü mesaj (subliminal message) alır.
Siz bu mesajları alırken farkındalık içerisinde değilsinizdir.
Bilinçaltı mesajın gücünü örneklemek gerekirse; bazen bir süpermarkette onca ürün arasında eliniz hiç tereddütsüz tek bir markaya gider, bu durum tesadüf değildir, bilinçaltınızda o ürüne dair pozitif bir birikim vardır.
Son demde başımıza bela edilen ‘Yapay zeka’ en kötü olan senaryodan bile dehşet verici sistemi kökünden söküp atan, insanların köle bir avatar halinde ruhsuz varlıklar olarak koşullanmasını devreye almıştır, hepimiz yapay zeka ile kolayca işlerimizi hallederken, tüm benliğimizi araştırmacı ve zeka geliştirici insani değerlerimizin yok edildiğinin farkında bile değiliz, elimizden hiç düşürmediğimiz akıllı ama ölümcül silaha dönüşecek telefonlarla uykuda bile konuşur haldeyiz, soruyorum elinde cep telefonu olmadan kaç dakika doğayla hayvanlarla hatta kendinizle baş başa kalabiliyorsunuz ?..
Ne yazık ki Hiç !
Tüm bunlarla kıyasıya mücadele vermenin yolu;
BİRBİRİMİZİ ÖN YARGISIZ SEVMEK VE, GELENEKSEL DOKUMUZA ZARAR VERECEK, HER TÜRLÜ DAYATMAYA KARŞI DURUŞ GÖSTERMEKTİR. EVLATLARIMIZI BAŞIMIZDAN ATIP KENDİ HALİNE BIRAKIRSAK, GELECEĞİMİZİ DE İPOTEK ALTINA ALMIŞ OLURUZ, BİRAN EVVEL GAFLET UYKUSUNDAN UYANIN DOSTLARIM.
Yeniden eskiden olduğu gibi mahallemizde ki komşumuza selam vererek, onların bir ihtiyacı olup olmadığını sorup ilgilenerek, hayatta olan Annemizi, babamızı bir ihtiyaç oluşmadan arayıp özellikle yalnız yaşıyorlarsa, laf olsun diye değil, saçma sapan mesajla iletişim kurarak değil, bir ses açarak, onların bizden tek beklediği şeyin sevgi olduğunu unutmadan, yanlarında olduğumuzu hissettirmek bu kadar zor olmamalı.
Sonuç itibariyle sosyal medya sosyal çöküşe neden olmaktadır, bunun en vahim tarafı bunu bize altın tepside sunanlar, biz ayılmadan bizi içeriden çökertmektedir hala uyanmak için çok geç değildir, geleneklerimize, örfümüze, atalarımızın mirasına ve vatanımıza sahip çıkalım çünkü başka TÜRKİYE yok,
Sevgilerimle..
Haşmet GÜRBÜZ
Genel Sanat Yönetmeni
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…

