İKTİDARIN GİZLEDİĞİ DRON FACİASI…
BAHÇELİ’DEN İMAMOĞLU İÇİN BOMBA AÇIKLAMA..
CANDAŞ TOLGA’YA DİKKAT!
Konuşma metni
Bugün 17 Aralık 2025 Çarşamba. Hoş
geldiniz. Gizlenen büyük dron rezaletini
aktarmadan şunu söyleyeceğim. İslamcı
kokayınman gazeteci Mehmet Akif Ersoy’un
babası Nadir Ersoy Üsküdar meydanında
video çekti ve şöyle dedi: “Oğlum
girdiği hücreden Yusuf Aleyhisselam gibi
çıkacak.”
Malum Yusuf peygamber hapishane
metaforlarının kahramanıdır.
Uzun yıllar zindanda kaldıktan sonra
suçsuzluğu ortaya çıkmıştı. İşte Nadir
Ersoy da oğlum Yusuf Aleyhisselam gibi
masum diyor. Kesinleşen bir hüküm
olmadığı için mahkum etmeyeceğiz. Ancak
peki ya kanından çıkan kokain uyuşturucu
kullanmayan birinden böyle bir sonuç
çıkmaz. Dönem İslamcı AKP iktidarı
dönemi ve başkasına ait olan bir kan
tahlil sonucu da ona yüklenmez. Bu
durumda uyuşturucu kullandı. Kan
raporlarıyla
kanıtlı ki ayrıca çok sayıda tanık da
var. Tablo bu iken Nadir Ersoy’un oğlunu
Yusuf peygambere benzetmesine pardon ne
demek lazım? Yoksa haşa Hazreti Yusuf da
kokainman mıydı? Değerli dostlar bütün
bunlar dinciliğin, İslamcılığın
iflasıdır.
Ahlaklı, dindar, Müslüman nesil derken
geldikleri yer burası. Bu arada şunun
altını çizelim. İslam ile İslamcılık
farklı ve eleştirilerimiz elbette sadece
İslamcılığa.
İslamcılık 150 yıldan fazla zamandır
emperyal kullanımda.
Ülkemiz Türkiye’de de bir asırdan fazla
oldu. Hep inanç ve etnisite üzerinden
ayrıştırılmaya çalışıldı ki bu hala
devam ediyor. Evet. Din ideoloji
yapılalığı beri barış sevgi yerine kin
kan kusuyor. Kokainman gazetecinin
babası Nadir Ersoy da işte o İslamcı
akımlara kapılanlarda
dincilik adına oradan oraya savrulmuş.
Bir dönem İran yalnızsı selam tevhit
örgütünün gazetesi selamda yazılar
yazmış. oğlu Mehmet Akif’i kendisi gibi
İslamcı olsun diye Arap dünyasına,
Suriyelilere eğitime göndermiş.
Sonrasında da önce Diyanete ardından
TRT’ye aldırmış ve bu şekilde adım adım
yükselmesinin önünü açmış. Biliyorsunuz
İslamcılarda cemaat dayanışması var.
Birbirlerini tutarlar, sahiplenirler.
Bürokraside bile imam hatipli olmanın
kod adı kolejli ve ayrıcalıklı olmaktır.
Türban da tercihte birinci unsur.
Türbanlı bir kadının mülakatlarda
elendiği çok nadirdir. Erkekler için ise
eşin türbanlı olması makamı atanmada
belirleyici. Hele hele namaz
kılıyorsanız liyakatım nirvan
aslındasınız demektir. Emin olun AKP
devlet anlayışında liyakatın temeli
namaz kılmak. Halbuki bütün AKP’lilerin
an itibarıyla hain dediği ve bize göre
de hain olan Fethullah Gülen de beş
vakit namaz kılardı. Aynı şekilde
Atatürk ile Kuvay-i Milliye’ye Eşkuya
diye saldıran ve Türklükten istifa
ediyorum diyerek Yunan’a sığınan son
Osmanlı şeyhül islamı Dürrizade de namaz
kılardı. Böyle daha onlarca örnek var.
Demek ki devlet adamlığı hatta
vatanseverlikte esas olan namaz şu
değil. İşte Nadir Ersoy da namaz
kılanlardan biri olduğu ve siyasal İslam
geçmişi sebebiyle üstelik İrancı ekoller
olmasına rağmen AKP iktidarı tarafından
baş tertarci edildi. TRT’nin popüler
olan Kudüs Fatih, Kuruluş Osman, Aziz
Mahmut Hüdai ve Takkeci Baba gibi çok
sayıda filmde rol verildi. Ersoy’un oğlu
Mehmet Akif de aynı şekilde hiçbir zaman
işsiz kalmadı. En önemli yerlere
getirildi.
Emin olun AKP iktidarında Mehmet Akif
gibi siyasal İslamcı ekolden gelenlerin
durumu böyle. Yine Abdurrahman Dilipak
sürekli olarak anlatıyor. İslamcı
kesimde uzun zamandır tam bir çürüme ve
lale devri söz konusu. Kurulan soygun
düzeniyle harami zümreler oluştu.
Basit bir örnek ki iddia sahibi iktidar
destekçisi gazeteci Cem Küçük, Küçük
devletin en önemli birimlerinden
dezenformasyon grubu başkanı Furkan
Torlak için ekrandan şunu söyledi.
Furkan Efendi, Ankara’da oturduğun ev 40
milyon lira, araban 10 milyon lira.
Menekşe inşaat üzerinden neler
çevirdiğini, nerede arsalar kapattığını
biliyoruz. Belgeler elimizde. Tekrar
ediyorum bunu söyleyen iktidar militanı
olan biri. Hal buyken tevhit atanlara
tutuklama isteyen savcılar bunları
duymuyor, görmüyor. Keza Furkan Torlak
misali Batuhan Mumcu için benzer
iddialar var. O kim derseniz
Türkiye’de üniversite kazanamayıp
Kıbrıs’ta kendine parayla üniversite
uyduran uyanık. İşte böyle biri. Bir
süredir turizm bakan yardımcısı
iddialara göre çok büyük bir servete
sahipmiş ki kaynak borsa deniliyor. Bir
bakan yardımcısının eşi üzerinden bile
olsa bu gibi işlerin yani borsanın
içinde olması AKP dönemine has bir
uygulama. Yine Hakan Fidan’ın oğlu
misali daha böyle çok örnek var ve
korkunç iddialar seslendiriliyor.
İşte bunlar neydik ne olduk diyerek
ayakları yerden kesilenler.
Bu arada atlamayalım. Gazeteci Candaş
Tolga Işık bağlamında da özel hayatı ve
ilişkileri bağlamında çok çirkin
iddialar ve operasyon bile söz konusu
olabilirmiş. Keza dün Habertürk’ten
istifa etmek zorunda kalan Fevzi Çakır’a
da dikkat diyorum. İktidar medyası
deyince malum Sabah gazetesinde yazan
Mahmut Övür isimli biri var. Bu arkadaş
güya solcu ve onlarca yıldır Kürt sorunu
var diyenlerden. Bir ara Cumhuriyet Halk
Partisi ile bir arada Fethullahçı terör
örgütü ile beraberdi onlara destek
veriyordu. CHP’den milletvekili olmak
istemiş Fethullahçıları da övmüştü.
Güvenilmez ve ihanet ettiği için
bacağından kurşun bile yedi. Evet. Evet.
Abdullah Çatlı ile alakalı bir haber
konusunda verdiği sözün tam tersine
hareket edince silahlı saldırıya
uğramıştı.
Böyle biri olduğu için de Saray gazetesi
sabahta kalabilmek için uzun zamandır
yalakalıklar yapıyor. Son olarak Enver
Aysever üzerinden bir yalanı servis etti
ve dedi ki Aysever’le İmamoğlu
Silivri’de karşılaştılar. Ama Enver
İmamoğluu tersledi. Ben hırsızların
elini sıkmam dedi ve sıkmadı.
Bakın Silivri hapishanesinde bu iki
ismin yan yana gelebileceği tek yer
avukatların görüşme esnasında olur. Zira
o mekan ortak. O görüşmede olan
avukatlarsa böyle bir diyalogun, böyle
bir konuşmanın olmadığını, böyle bir
terslemenin yaşanmadığını söylüyorlar.
Tam tersini Enver Aysever, “Geçmiş
olsun” sözü sonrası İmamoğluna sağ olun
başkanım.” demiş. Buna rağmen Mahmut
Övür hiç olmayanı uydurdu. Çünkü Sabah
Gazetesi’e biliyorsunuz epeydir
İmamoğluna saldırmak ibadet olarak
görülüyor. Özetle siyasal İslam 25 yıl
oldu. Ne kendi içinden aydın yazar
gazeteci yetiştirebildi
ne de medyada kaliteli, donanımlı,
tutarlı tek bir ismi yanında tutabildi.
Mahmut Övür gibi ihanet ettiği için
kurşun yiyenler ve Abdülkadir Selvi gibi
Alevi dönmeleriyle durumu idare ediyor.
Sürekli dillendiriyorum.
AKP 25 yıllık iktidarda yeni bir nesil
yaratmalıydı ki bunu yapmadı. yaratılan
nesil kokain nesli oldu. Keza AKP
öncesinde sınırlı olan ateist ve deist
sayısı da an itibarıyla emin olun
Yunanistan gibi bir ülke nüfusunun iki
katına yakın yine gençliği uyuşturucu
çeteler ve sanal kumar ele geçirmiş
durumda. Manevi çöküşe paralel olarak
maddi yıkım da ortada. Türkiye uzun
zamandır faiz ve enflasyonda dünya
şampiyonu
yetişmiş insan gücüyle sermayenin artına
bakmadan kaçtığı bir memleket. Korkunun
egemen olduğu otoriter bir ülke. Halbuki
24 yıl yani çeyrek asra yakın zaman bir
ülke için çok önemli zaman dilimidir.
İşte Çin 25 sene önce nüfusunun tamamını
zor doyurabilirken bugün Amerika’yla boy
ölçüşebilecek durumda.
AKP’nin 25 yılında ne var, ne hatırlanır
derseniz yatırım olarak sadece komisyon
karşılığı toprağa gömülen beton var.
Üretim ve teknolojide çeyrek asırdır
zerre bir mesafe alınamadı. Zira AKP’nin
bilim anlayışı, milli eğitimi imam
hatipleştirmek ve de AKP’li
müteahitlerin binalarına göstermelik
üniversite tabelaları asmaktan ibaret ki
pek çoğunda profesör bile yok.
Ülkenin neyi var neyi yok satılmasına ve
de 24 senede 448 milyar dolar
borçlanılmasına rağmen o büyük o devasa
kaynağın ne oldu sorusu cevapsız.
Değerli dostlar bu arada Esenyurt
Belediye Başkanı Ahmet Özer’le görüşen
Devlet Bahçeli Özer’e ilginç şeyler
söylemiş. Mesela düne kadar asrın
hırsızı dediği Ekrem İmamoğluu övmüş.
Evet. Evet. Övmüş. Mesela sürekli olarak
topa tuttuğu Özgür Özel içinde onu genel
başkanlık için ben önermiştim. CHP için
ideal genel başkan demiş. Peki bu sözler
Bahçeli’nin yeni bir siyasi pozisyon
alması mıdır derseniz asla değil. O
zaman nedir bunun açıklaması derseniz
vallahi laf olsun torba da olsun
kabilindedir.
Bahçeli’nin fikri, duruşu ve ilkesi yok.
27 yıllık genel başkanlığı boyunca
sürekli olarak kendine söyleneni
yapmıştır. Eline hem cumhurbaşkanı hem
başbakan olma imkanı fırsatı geçmiş iken
bunları elinin tersiyile itmiştir. Bu
itibarla böyle birinin strateji
belirleyip oyun kurması söz konusu
olamaz. ideolojik zerre tutarlılığı
olmayan ve de sürekli olarak kendini
tekzip eden biri üzerinden siyasi okuma
yapmak da ahmaklık. Kısaca Bahçeli
hakkında değil yorum onu takip etmek
bile artık Fuzuli uğraş. Süfloru saray
kontrolünde olan malum merkez. Devlet
Bahçeli demişken ülke ocakları da
Kayseri’de sokağa indi. Neden ve kime
karşı derseniz hayır hayır PKK ve Apo’ya
karşı değil. Kayseri’ye PKK karşıtı bir
konferansa giden Zafer Partisi lideri
Ümit Özdağ’a protesto etmek için bu
fotoğraf ülkücülerin yere serilmesinin
resmidir.
1980 öncesinin ülkü ocaklarında doğru
yanlış bir fikir, bir duruş, bir
ideoloji vardı. Bugün ise adeta sokak
çetelerini andırıyorlar.
Malum ülkü ocaklarının an itibarıyla
başında Sinan Ateş Cinayetinin kilit
isimlerinden biri var ve kıpırdama şansı
yok. Bahçeli ne isterse onu yapmak
zorunda. Aksi halde vallahi tutuklanır.
O da bunun için gereğini yapıyor. Yani
Apoya arka çıkıyor. Merak ettiğim şu:
Devlet Bahçeli ülke ocaklarına ve
mensuplarına
dininizi değiştirin. İslam dininden
çıkın derse onu da yapacaklar mı?
Baksanıza apocu oldular. Türklükten
vazgeçtiler.
Değerli dostlar gelelim gizlenen
rezalete. Kıytırık bir dron vatan
topraklarımızda yol aldı. Yüzlerce
kilometre ilerledi. Ankara’ya yaklaştı.
Öyleyken hava savunma sistemimiz o drone
fark edemedi. Vurulması ise yalan
söylendiği gibi Karadeniz’de değil
Ankara yakınlarında olmuş. Vanda hava
savunma sistemimizden fırlatılan füzeler
şunlar bunlar değil. Yaşlanan F16
uçaklarımız.
İyi ama hani güya çelik kubbe diye
dünyanın kıskandığı hava savunma
sistemimiz vardı. Nerede o sistem? Niçin
görmedi? Hani radarlarımız dünya
çapındaydı. Neredeydi o radarlar? Niye
fark etmedi? Bu şekilde özellikle hava
savunmasında eksikliklerimizin olduğu
bir kere daha ortaya çıktı. Önce İsrail,
şimdi Ruslar yaptığı testlerle bunu
bütün dünyaya gösterdiler. Keza alınan
S400’ün de ambarda olduğu kanıtlandı.
Görüyorsunuz iktidarın yaptığı sadece
algı oluşturmaktan ibaret. Savunma
sanayinde dünya ile yarışıyoruz. Bu
galatalar yapılırken gerçeğin ne oldu?
Birkaç bin dolarlık bir drone bile
ortaya çıktı. O bile engellenemedi.
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…

