Allah’ın Ordusu Türkler…!
Selçuklu ordularının Ortadoğu’ya inişi başlarken, Abbasi Halifeliği yok olmanın eşiğindedir… Arabistan’ı denetim altına alan Karmatilik, İslam’ı reddeden, mal ve kadında ortaklığı savunan vahşi komünist bir hareket olarak devletleşmiştir. Karmatiler, Şam’a kadar ilerlemiş, 930’da Mekke’yi işgal etmişlerdir. Kabe soyulmuş, 0tuz bin hacı katledilmiştir. Bu ilkel komünist devlet, yüz yıla yakın devam edecektir. Aynı dönemde, İran’da Zerdüştlüğü temsil eden Büveyhi saltanatı iktidarı gasp etmiştir. Büveyhiler, Bağdat’taki Abbasi halifesini kontrolleri altında tutmaktadır.
Mısır’da Fatımi Şii anlayışı, firavunlar dinini canlandırma yolundadır. Altıncı Fatımi Halifesi El Hakim Biemrillah kendisini tanrı ilan etmiştir. İslam dünyasındaki bu parçalanmadan istifade eden Bizans ise saldırıya geçmiştir.
Bizans, İslam’ın dört yüz senelik kazanımlarını püskürterek. Antakya’yı işgal etmiş, Lübnan’a girmiştir. Bizans, Kudüs’ü almaya ve İslam dinini, Arabistan Yarımadası’na hapsetmeye hazırlanmaktadır.
İşte, Selçuklu Türk orduları böyle bir ortamda, Oğuz elinden Ortadoğu’ya inmeye başlamışlardır.
Maide Suresi 54. Ayette “Ey iman edenler! İçinizden kim dininden dönerse duysun, Allah onların yerine kendisinin sevdiği, onların da kendisini seveceği müminlere karşı boyunları aşağıda, kafirlere karşı başları yukarıda, Allah yolunda savaşan, dil uzatanın kınamasından korkmayan bir kavim getirir. İşte o, Allah’ın bir lütfudur ki onu dilediğine verir. Allah ihsanı bol olan, her şeyi bilendir” denmektedir.
Bir tarihçi, Türk tarihinin bu kesitinde yaşananları şöyle izah etmektedir: “Tarihin bu kesitinde olaylar arasında olağanüstü bir eşzamanlılık vardır. Bizans haçını taşıyan zulüm orduları, Doğu v e Güneydoğu Anadolu’yu, Suriye’yi istila ve bölgenin İslam halkını bin bir hakaretle katleder ve esir ederken, Türklerin İslam oluşu tesadüf değildir. Cenab-ı Hak, ordularını sahneye sürmektedir. Türkler, Allah’ın ordusu olarak göreve çağrıldıklarını hissetmişlerdir.”
Türk milletinin 1683’te Viyana önünde başlayan ve kesintisiz 238 sene süren geri çekilişi, nihayet 1921’de Sakarya kıyılarında durmuştur.
Sırtına Türk tarihi vurulan Gazi Mustafa Kemal Paşa’dır. Sakarya Savaşı’ndan sonra, 26 Ağustos 1922’de şu emri vermiştir: “Ağustos’un 26’sı cumartesi günü, düşmana taarruz başlayacaktır.”
Büyük Taarruz, Türk İstiklal Harbi’nin zaferle sonuçlanmasının ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının yolunu açmıştır.
Mustafa Kemal Atatürk, Allah’ın bir lütfudur/iyiliğidir.
—-/—-
Yukarıdaki paragraflar, Sayın Ümit Özdağ’ın “Vatan Yahut Silivri”- Destek Yayınları- 2025” kitabından aynen alıntılanmıştır.
Son söz: “İçimize, başımıza Rum, Ermeni, Yahudi casusları koydular ama amaçlarına ulaşamadılar, ulaşamayacaklardır!”
Adnan PELVANLAR
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…
