HAKİKATİ ARAMAK : BEN KİMİM?
İnsan dünyaya;
🔸 Geliyor,
🔸 Büyüyor,
🔸 Öğreniyor.
Sonra bir;
🔹 Meslek ediniyor,
🔹 Para kazanıyor,
🔹 Ev kuruyor,
🔹 Sorumluluk alıyor.
Yıllar böyle geçiyor…
Bir gün,
dönüp bakıyor ki hayatının;
Büyük bir kısmını, başkalarının koyduğu kurallara göre yaşamış.
Ama asıl,
ilginç olan bu değil…
Asıl ilginç olan, insanın bir süre sonra;
Bu kuralları kimin, koyduğunu bile unutması.
Ve…
Sana sorayım.
Bir insan,
neden mutlaka başarılı olmak zorunda olsun?
Neden herkesin hayatında;
💢 Bir hedefi,
💢 Bir unvanı,
💢 Başarmış olma,
Hikâyesi bulunsun?
Neden, bazen hiçbir şey yapmak istemediğinde kendini suçlu hissedesin?
Çünkü;
Sana yalnızca nasıl yaşayacağın öğretilmedi…
Nasıl, bir insan olursan değerli sayılacağın da öğretildi.
Şimdi buradan, biraz daha derine inelim.
Tasavvufta, insanın kendi hakikatini bilmesi meselesi var.
Fakat, insanın kendini bilmesinin önünde bazen çok tuhaf bir engel duruyor.
Kendi hayatını, yaşadığını sanması…
Düşünsene, bir insan bütün ömrünü;
🌈 İyi bir evlat,
🌈 Başarılı bir çalışan,
🌈 Güçlü bir erkek,
🌈 Fedakâr bir eş,
Olmak için geçirebilir.
Bunların, hiçbiri kötü değil…
Ama…
Bir gün şu soruyla karşılaşırsa ne olacak?
Bütün bunların, dışında ben kimim?
Üstelik, bu sorunun cevabı yeni bir kimlik edinmek de değil.
Çünkü, hemen ardından zihin, yeni bir rol buluyor…
Bu defa, ruhsal insan oluyor…
🌐 Daha bilinçli,
🌐 Daha farklı,
🌐 Daha uyanmış,
Biri olmaya çalışıyor…
Yani insan…
Dün, dünyanın onayını ararken;
Bugün, ruhsal çevrenin onayını aramaya başlayabiliyor.
Kıyafet değişiyor, ama arayış aynı kalıyor.
Bence burada, gözden kaçırmamamız gereken şey şu…
Hakikati aramakla;
Hakikati arayan, özel bir insan olmaya çalışmak aynı şey değil.
Birinde, gerçekten ne olduğunu merak ediyorsun…
Diğerinde ise; kendin hakkında daha üstün bir hikâye kuruyorsun.
Belki de;
İnsanın, önündeki ince perde bu.
Ve…
Bunu anlamak için, mağaraya çekilmene;
Dünyadan elini eteğini çekmene gerek yok.
🪩 Yarın işe giderken,
🪩 Biriyle konuşurken,
🪩 Bir karar verirken,
Kendine bir bak…
Yaptığın, şeyi gerçekten istediğin için mi yapıyorsun?
Yoksa yapmadığında, kendini yetersiz hissedeceğin için mi?
Cevabı hemen bulamayabilirsin…
Ama…
O soruyu dürüstçe, sormak bile bir şeyleri yerinden oynatabilir.
Çünkü belki de, özgürlük istediğin her şeyi yapabilmek değildir.
Seni yöneten, görünmez zorunlulukları fark etmeye başlamaktır.
Ve insan ilk defa, kendi hayatını gerçekten yaşamaya ne zaman başlar biliyor musun?
Herkesin, ona ne olması gerektiğini söylediği sesler arasında;
Kendi varlığını, ispat etmek zorunda hissetmediği o yerde.
Oraya nasıl varılır?
Ben de bunun, üzerine düşünüyorum.
Ama en azından, artık şunu biliyorum…
İnsan bazen, kendisini bulmak için yeni bir yol aramadan önce;
Neden sürekli, bir yere varmak zorunda hissettiğine bakmalı.

S O N U Ç
Hakikati bulmak ve “Ben kimim?” sorusunun cevabını keşfetmek, tarih boyunca bilgelerin, tasavvuf ehlinin ve filozofların en büyük arayışı olmuştur.
İşte bu derin arayışı özetleyen bazı bilge sözler:
*
“Seni senden uzağa düşüren, yine sensin. Kendini bulmak istiyorsan, kendinden geç.”
“Mevlânâ”
*
“İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendin bilmezsin, bu nice okumaktır?”
“Yunus Emre”
*
“Sorgulanmayan bir hayat, yaşanmaya değer değildir.”
“Sokrates”
*
DIŞARIYA BAKAN RÜYA GÖRÜR
İÇERİYE BAKAN UYANIR…
Carl Gustav Jung
Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…

