Özgür İnternet Gazetesi – Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
hain kk

AYNALAR ÇARŞISI

0 5.805

AYNALAR ÇARŞISI

Adam, ilk kez gittiği o şehrin tarihi çarşısında ağır ağır yürürken, dar bir dükkânın önünde durdu.

Kapının üzerindeki solgun levhada sadece tek bir kelime yazıyordu:

“Aynalar Çarşısı.”

İçeri girdi.

—”Hatıra bir eşya almak istiyorum, dedi.

Ne tavsiye edersiniz?”

Tezgâhın arkasındaki yaşlı adam, onu baştan ayağa süzdü. Gözleri derin, bakışı sakindi.

—”Evladım, buranın en meşhur malı aynalardır.

Ama onları almaya herkesin gücü yetmez.”

Adam hafifçe gülümsedi.

—”Ben yaşadığım şehrin en zengin insanıyım. Para benim için mesele değil.”

İhtiyar başını salladı.

—”İnşallah gücün yeter… Padişahlar bile alamadı bazılarını.”

Adamın gururu kabardı.

—”Fiyatları ne kadar?”

—”Seçtiğin aynaya bağlı.

Günümüz, aynaları ucuzdur…

Geçmişin, aynaları pahalıdır…

Antikalar ise çok ağırdır

Geleceğin, aynası ise bedavadır…

Ama kimse, onu almak istemez.”

Merakı galip geldi.

Dükkânın, arka tarafına geçtiler.

İlk ayna parlak bir kristaldi. Adam baktı, saçını düzeltti.

—”Bunun özelliği ne?”

—”Bu bugünü gösterir.”

Adam omuz silkti.

Sonra bakır çerçeveli bir aynanın önüne geldiler.

—”Bu çeyrek asır öncesini gösterir,” dedi ihtiyar.

–“Bedeli yüz kese altın.”

Adam alaycı tebessümle bir aynaya baktı…

Ve dondu kaldı.

Karşısında yirmi beş yıl önceki hâli duruyordu.

Simsiyah saçları, kırışıksız yüzü…

Ardından sevdikleri geçmeye başladı.

Kanser olmadan önceki kız kardeşi…

Gülümseyen teyzesi…

Dayısı…

Boğazı düğümlendi.

—”Bu… bu mümkün değil.”

—”Gerçek aynalar böyledir’ dedi ihtiyar.

–“Herkes dayanamaz.”

Bir başka aynaya yöneldi.

Ahşap çerçeveli, daha eski bir ayna…

Adam baktı, ve bir çığlık attı…

Yedi sekiz yaşlarında bir çocuk…

Soluk yüzlü, elinde sapanı.

Kendisiydi bu…

Az sonra annesi göründü, genç ve sağlıklı hâliyle.

Babası, her zamanki gibi ensesine şakacı bir şaplak indirdi.

Dedesi, nur yüzüyle ona baktı…

Adam titredi, dizlerinin bağı çözüldü.

Ağlayarak geri çekildi.

—”Yeter… dedi. Yeter!”

Tam çıkacakken durdu.

—”Bedava olan aynayı da görmek istiyorum.”

İhtiyarın yüzü ciddileşti.

—”Ona bakma evlat.Bugün kalbin çok yoruldu.”

—”Artık her şeyi gördüm,” dedi adam.

–“Buna da bakarım.”

Dükkânın zeminine indirilen altın çerçeveli aynanın önüne eğildi.

Ve bir anda yere yığıldı.

İhtiyar, onun cansız bedenini kucağına alırken aynaya baktı.

Aynada kuru bir, iskelet görünüyordu…

—”Geleceğin aynasında ne göreceğini bilmeden bakılmaz evlat…

Gücün yetmedi demek ki”

 


S O N U Ç

Hayat, her gün önümüze bir ayna koyar aslında.

Biri, geçmişimizi gösterir;

Nereden geldiğimizi, kimi kaybettiğimizi, hangi hataları yaptığımızı.

Biri, bugünümüzü gösterir;

Nasıl biri olduğumuzu, kalbimizin ne kadar temiz kaldığını…

Bir diğeri de, geleceğimizi fısıldar;

Bu yol bizi nereye çıkaracak diye.

İnsan, aynaya sadece yüzünü düzeltmek için bakmamalıdır;

Ruhunu da görmeye cesaret etmelidir…

Kırdıklarını hatırlamalı, özür dilemek için vakit varken adım atmalı, iyilikleri çoğaltmalı ve geriye bir iz bırakıp bırakmadığını sormalıdır kendine.

Çünkü ömür dediğin şey, bir bakış kadar kısadır;

Ama o bakışın hesabı sonsuzdur.

Aynaya her baktığında yüzünü değil, insanlığını görmeye çalış…

Zira kaydedilen, sadece görüntün değil, niyetindir de…

 

 

 

Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar

 

 

 

 

 

 


EGEDE YAŞAM  :::  Özgür İnternet Gazetesi

Halkın ve Sadece Haklının Yanında…

YAŞASIN CUMHURİYET…

MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…

 

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x