AKLIN ÇİZDİĞİ ÇERÇEVE
Akıl, insanın en büyük armağanı gibi görünür;
Ama, aynı zamanda en büyük sınırlayıcısıdır.
Çünkü akıl, bize yalnızca düşünme yetisi vermez;
Aynı zamanda düşünmenin çerçevesini de dayatır.
Mantığın sınırları, özgürlüğün sınırları hâline gelir.
İnsan, “özgürüm” derken bile aklın kurduğu görünmez raylarda yürür.
Ne zaman, acıkacağını seçemez…
Neye üzüleceğini, belirleyemez…
Hangi duygunun, ne zaman geleceğini. kontrol edemez…
Aklın düzeni, insanın özgürlüğünü;
Hem mümkün kılar, hem de kısıtlar.
Bu yüzden, Kant’ın dediği gibi;
“Aklı olmayan, özgür olamaz;
Ama aklı olan da, sınırsız özgür olamaz.
Çünkü akıl, insanı hem yaratır hem de yönetir…”
Spinoza’nın, inek benzetisi ise aslında acı bir gerçeği fısıldar;
“İnsan, kendini özgür sanır, çünkü ipini görmez.
Oysa ip, doğanın yasaları, bedenin ihtiyaçları, aklın mantığı.
Toplumun, kurallarıyla örülüdür…”
Ama işin ilginç tarafı şu;
Bu sınırlılık, insanı küçültmez…
Tam tersine, insanın özgürlüğünü anlamlı kılar.
Çünkü, mutlak özgürlük;
Yönsüzlük demektir…
Aklın sınırları ise;
🔸 İnsana bir yön,
🔸 Bir biçim,
🔸 Bir ritim verir.
Belki de mesele şudur;
İnsan, sınırsız özgürlüğe sahip değildir;
Ama sahip olduğu sınırlı özgürlüğü nasıl kullandığı;
Onun, gerçek karakterini belirler.
Aklın çizdiği, çerçeve kaçınılmazdır;
Ama, o çerçevenin içinde;
Nasıl, bir resim yapacağımız hâlâ bize kalır…

AKILLI İNSAN AKLINI KULLANIR…
DAHA AKILLI İNSAN BAŞKALARININ DA AKLINI KULLANIR…
APTAL İNSAN DA İNSANIN AKLINI ALIR…
Bernard Shaw & karamanos
Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…

