ACIMASIZLIĞIN RESMİ
29 Nisan 1945’te;
Almanya, Dachau toplama kamplarından kurtuluşun ardından, subay lojmanı yıkıntıları arasında tüyler ürpertici bir sahne yaşandı.
Enkazın arasında, açlıktan çok harap olmuş, gözleri çökmüş ama sabit, iskelet gibi bir mahkûm oturuyordu.
Önünde, tuşları çatlamış, sessiz ve görünüşte yenilmiş, kırık bir piyano vardı.
Bu gerçeküstü manzaradan etkilenen bir asker, yanına yaklaştı ve yumuşak bir sesle;
— “Çalabilir misin?” diye sordu.
Adamın sesi fısıltıdan zar zor yükseliyordu.
— “Denerim” dedi.
Titreyen elleriyle, incecik parmaklarıyla tuşlara uzandı.
Ortaya çıkan, “Ave Maria’nın” kırılgan, titrek bir yorumuydu.
Her nota, kusurlu da olsa, kışlada acı ve lütufla örülmüş bir dua gibi yankılanan kutsal bir ağırlık taşıyordu.
Askerler donakaldılar, gözyaşları yüzlerinden aşağı akıyordu.
O anda, acı ve ölümün gölgeleri arasında, güzellik narin, meydan okuyan ve unutulmaz bir şekilde geri döndü.
Piyano, kırık da olsa hafızanın, ölmeyi reddeden insanlığın bir aracı haline geldi.
Piyanist, iki gün sonra vefat etti.
Ancak son armağanı, bir şarkı olarak değil, Dachau’nun susturulmuş ruhları için bir dua olarak varlığını sürdürdü.
En karanlık saatlerde bile;
Tek bir cesaret ve sanat eyleminin onuru geri getirebileceğinin, tanıklık edebileceğinin ve bunu yapamayanlar adına konuşabileceğinin kanıtıydı.

Tarih bize yalnızca hayatta kalmayla değil, umutsuzluğa meydan okuyan küçük, olağanüstü eylemlerle de anlatıyor.
Kötü yönetimlerin ve acımasız liderlerin, tüm masum insanlara yaşattıkları acılar için bedduayı eksik etmiyorum.
Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…

