ELİNE, BELİNE, DİLİNE HAKİM OLMAK
Eline beline diline sahip çık, Hacı Bektaş Veli’nin bir sözüdür ve bu söz bektaşiliğin de özüdür.
Alevilik, olarak da bilinen, bu akım Anadolu da Hacı Bektaş Veli tarafından formüle edilmiş senkretik ve mistik bir gelenektir.
Peygamberin bir hadisini halkın diline yorumlayan Eline sahip olmakla kişinin eliyle yaptığı her tür görünür kötülükten uzak durması, mesela hırsızlık yapmaması, insan öldürmemesi ve benzer şeyler ,Diline sahip olmak”, kişinin sözlerini dikkatli bir şekilde seçmesi ve başkalarını incitici, aşağılayıcı veya zarar verici dil kullanmaktan kaçınması gerektiği anlamına gelir.
“Beline sahip olmak” ise kişinin arzularını kontrol etmesi ve ahlaki sınırlarını koruması gerektiğini belirtir.
Bu yasaklara uymayan kişi ‘düşkün’ diye tanımlanır ve işlediği suçun boyutuna gore cezası( bu ceza asla asmak, kesmek, işkence etmek gibi algılanmasın) verildikten sonra, kişi topluma kazandırılmalıdır anlayışının hakim olduğu inanç sisteminde,
ne kadar hoşgörülü bi inanç dünyalarının olduğunun gostergesidir.
Ben Alevi olmamama rağmen 1974 yılında ilk tanıştığım Dernek yaşamımda Alevi dostların arasında bu edeple ve bu ahlaki anlayış içinde sanat hayatıma başlamış oldum.
Tüm yaşamım boyunca bu üç unsur benim yol aldığım rota olarak yaptığım her işte benim sağlıklı çalışmalar yapmama ve Türkiye de sanatın 4-5 dalında uğraş vererek yüzlerce öğrencinin ve özellikle anaokulu seviyesinde ki çocukların eğitiminde bir yol çizmeme yardımcı olmuş, beni gerçekten de doğru adımlar atmama ve başıma gelebilecek belalardan korunmama vesile olmuştur.
Şu an 66 yaşıma girdim, bu yaşıma kadar dolu, dolu 55 yıllık sanat hayatım içinde kimsenin ne malında, ne ırzında, ne de makamında gözüm olmadığı gibi, özellikle dedikodu ve çiğ muhabbetlerden her zaman kaçmış, önceden hissettiğim bu olumsuz enerjinin doğabileceği ortamlardan gerektiğinde çevremi, evimi, yaşam tarzımı değiştirmekten hiç çekinmeden insanın kendi özgür iradesinin en iyi tecelli ettiği kendi dokunulmazlık sınırlarımı korumuşumdur.
Ülkemizde son demde yaşanan yolsuzluk, soygun vurgun ve talan düzeni, Televizyonlarda 7.den 70 şe herkesin izlediği şehvet kokan eli silahlı mafya özentilerinin ucuz senaryolarının servis edildiği diziler, en kısa zamanda köşe dönmenin hukuk dışı yollarla gençlere lanse edildiği, parçalanmış aile yapılarının olağan gösterildiği, uyuşturucu bataklığına çekilen ilkokul seviyesinde ki evlatlarımızın vahim durumu ve daha sayabileceğim onlarca hukuksuz ahlaksız yaklaşımların temelinde, işte Hünkar Hacı Bektaş’ı Velinin toparladığı halkın diline uyarladığı bu üç kelimelik hayati söz vardır.
Toplumda çürüme başladığında toplumun kanaat önderliğini yapan kimse kalmayınca, bananecilik, vurdumduymazlık olağan hale dönüşür, bizler gibi yazan çizen insanların yazdıkları çok kısıtlı dar alanlarda kısıtlı okuyucuya ulaştığı onların da okuyup geçtiği anlam veremediği bir düzen içinde yapabileceğim tek şey ‘tarihe not’ düşmek adına yazılarımı uyarılarımı son nefesime kadar kalemim tuttukça alınganlık yapmadan hiç unutmadığım ‘Deniz Yıldızı’ hikayesini sürdürmek adına insana dokunabilmek için doğru bildiğim yolda bir çok bedel ödememe aldırmadan bu ömrümü boşa harcamamak arzusu içindeyim.
3.kitabım olan ‘Merhaba Dünyalı’da hiç yazılmayan ama Dünya üzerinde yaşayan herkesin merak ettiği, söylemeye cesaret edemediği, sır perdelerinin aralandığı Gerçek İnsanın kim olduğunu nerden gelip, nereye gittiğini, dünya denilen bu sanal fanus içinde nasıl bir imtihandan geçtiğini ve daha bir çok özel bilgileri yazdım, bir tost parasına satılan bu kitabımın değeri ne yazık ki yıllar sonra ancak anlaşılacaktır, ama bu beni hiç bir zaman geri adım atmama zorlayamaz, sırada 4.kitabım olan ‘Ruh sözleşmesi’ nde, yine hiç yazılmayan ruhların kim olduğu nereden gelip nereye gittiği ve kendi özgür iradeleri ile imzaladıkları bu sözleşmeye göre nasıl bir deneyim yaşayacaklarını tüm ince ayrıntılarıyla yazdım, ben zaten kitaplarımdan para kazanma peşinde değilim öyle olsaydım, bu bilgiler bana nasip olmazdı ve ben akıl sınırlarını aşan bu kitapları yazamazdım.
Hepimiz geldik, gidiyoruz, menzilimiz bir gideceğimiz yer bir, hiç birimiz ayrıcalıklı bir imtiyazla özel bir göç yaşamayacağız, ”Sonsuz yaratıcı”nın adaleti ve hoşgörüsü sonsuz merhameti bizim geldiğimiz son noktada her daim yanımızda olacaktır.
”Arındıysa ruh’un bineği sevdiceğinden
gördünse onu bul beni buldur beni ”.
( tasavvuf dilinde Ruh’a süvari, Bedene Binek denir.)
Sevgilerimle..
Haşmet GÜRBÜZ
Genel Sanat Yönetmeni
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…
