ABD’NİN 28 YILLIK “TÜRKİYE PROJESİ”
Sene 1998…
Öcalan’ın yakalanmadığı dönem henüz…
Türkiye’de bir kitap çıkıyor.
Adı;
Türkiye’nin Kürt Meselesi.
Kitap boyunca, Kürt meselesinden ve tarihinden söz ediliyor.
Sayfaların sonunda;
“Demokratik Tahkim” adında bir süreçten bahsedilmiş.
Yani bir “çözüm süreci.”
Projeye göre, Kürt sorununun çözümü için devlete bir aracı gerekiyor.
Kürtleri, temsil eden aracılar…
Proje, aracıların seçimle gelmesini öngörüyor.
Bunun için, Kürtleri temsil eden bir parti kurulacak ve seçimle meclise girecek.
Devlet, buna müsaade edecek…
Kürt partisi, propagandasını yapacak, seçimi kazanıp meclise girdikten sonra bir temsilci heyeti oluşturulacak.
Temsilciler arasında PKK’ya yakın isimler ve Kürt olmayanlar da olacak.
Ardından, devlet Kürt sorununun çözümü için masaya oturacak.
Diyalog süreci başlayacak.
Devlet, Kürt partisinin PKK karargahı dahil olmak üzere diledikleri kişilerle konuşmasına müsaade edecek…
PKK, süreci desteklediğini ilan edecek ve müzakereler meşrulaşacak…
Proje kapsamında mecliste tüm partilerin katıldığı bir “komisyon” kurulacak…
Komisyon, Kürtlerin talep ve ihtiyaçlarını karşılayacak reformlar için tavsiyeler oluşturacak…
Sivil toplum örgütleri, devletin de desteğiyle süreci sahiplenecek…
Tanınan;
🔸 İş insanları,
🔸 Aydınlar,
🔸 Sendikalar,
Süreci kabul etmesi için halka propaganda yapacak…
Şiddete bulaşmayan PKK’lılar;
🔹 Hapisten çıkacak,
🔹 Sürgünden dönecek,
🔹 Topluma karışacak,
🔹 Seçimlere katılacak.
Devlet,bunlara müsaade edecek.
Terör eylemlerine karışan PKK’lılar süreç başarıyla tamamlandıktan sonra, “birkaç yıl sonra” geri dönecek.
Proje başarıya ulaştığında çok uluslu devlet yapısına gidiş resmen tanınacak.
Klasik Kemalist ulus modelinden ayrılmayı reddeden endişeli Türkler olacak.
Ama Kürtler arasında baş gösteren milli bilinçlenme sürecinden geri dönüş olmayacağı için bu süreç asla durdurulamayacak.
ABD ve AB gerektiğinde Türkiye’yi baskı altına alacak ve sert mesajlar verecek.
Bu projenin ana hatları;
Yukarıda bahsettiğim üzere 1998 yılında çıkan bir kitapta yazılı.
Kitabın yazarı;
“Graham Fuller…”
CIA’nın eski,Türkiye sorumlusu…
Gülen’in , bir numaralı koruyucusu.
Kemalizm, aşılmalı diyen zat…
Kitabın diğer yazarı;
“Henri Barkey…”
AA’nın haberine göre;
15 Temmuz, darbe girişiminde rol aldı.
Bir de kitabın, ön sözünü yazan zat var.
“Morton Abramowitz…”
Geçmişte Türkiye’de büyükelçilik yaptı…
ABD’nin, “Türkiye” masasının baş aktörlerinden biri…
İşte, ABD emperyalizminin Öcalan yakalanmadan önce bilinen en meşhur kodamanları üzerinden Türkiye’ye kestiği Kürt sorunu faturası böyle…
Aradan, 28 koca yıl geçti…
Bu uzun yıllar arasında ülkemizde neler oldu?
Cevabı biliyorsunuz…
Kaynak:
Türkiye’nin Kürt Meselesi.
Sayfa 300-308…
XCon Sinov

AI Bakışı
Bu görsel, Orta Doğu bölgesinin politik olarak yeniden yapılandırılmasını öneren kurgusal bir haritayı göstermektedir.
Harita, mevcut uluslararası sınırları değiştiren hayali devletler ve bölgeler içermektedir.
Öne çıkan bazı hayali bölgeler arasında “Özgür Kürdistan”, “Sünni Irak” ve “Arap Şii Devleti” yer almaktadır.
Bölgedeki bazı şehirler, kurgusal yapıları tanımlamak için farklı etiketlerle gösterilmiştir.
Türkçe Çeviri
GEORGIA: Gürcistan
ARMENIA: Ermenistan
AZERBAIJAN: Azerbaycan
Mt. Ararat: Ağrı Dağı
FREE KURDISTAN: Özgür Kürdistan
Tabriz: Tebriz
SYRIA: Suriye
Kirkuk: Kerkük
SUNNI IRAQ: Sünni Irak
Baghdad (city-state): Bağdat (şehir devleti)
ARAB SHIA STATE: Arap Şii Devleti
Basra: Basra
GREATER JORDAN: Büyük Ürdün
S O N U Ç
“Kürt sorunu” tarihteki en yetersiz taleplerden biridir.
Birincisi; hiçbir gerçekliği ele vermez.
İkincisi; tarih dışıdır.
Üçüncüsü; keyfe göre tanımlanabilecek kurgulara açıktır.
Diğer nokta ise; Kürtlerin, Orta Doğu’daki konumudur.
Orta Doğu’nun her ne kadar problemi varsa, bütün bu problemler minyatür olarak zaten Kürtlere fazlasıyla yansımıştır.
Hatta bir bölümü de Kürtlerden kaynaklanmış durumdadır.
PKK adı altında baş gösteren proje, IŞİD ile birlikte esasen Orta Doğu ve Orta Asya’yı kapsayan bir siyasi projenin bölge kaynaklı uygulama programıdır.
PKK terörü olarak ifade ettiğimiz şey;
Büyük güçlerin Orta Doğu’yu siyasi-etnik ve kültürel olarak parçalamayı, bu bağlamda bölge dengelerini yeniden oluşturmayı hedefledikleri geniş çaplı bir planın parçasıdır.
Sonuç olarak, Orta Doğu satrancında piyonlar yeniden yerleştiriliyor, yeni oyun başlıyor.
Genel gidişata bakınca, belirsizliğin, kuralsızlığın, melez (devlet destekli terör) ve sağlıksız ilişkilerin uzun bir süre daha devam edeceği anlaşılıyor.
Türkiye’nin ne Irak ve Suriye ne de İran’daki senaryoları etkilemesi, kendi başına bağımsız politikalar izlemesi istenmiyor.
Türkiye, gerektiğinde ABD ile de bir çatışmayı göze alacak, her türlü olasılığa göre hesaplarını yapmalı, öncelikle barışçı yollar ile ama mutlaka karşılıklı çıkarların gözetildiği ilişkiler kurmalıdır.
Türkiye, ABD ile ilişkilerinde karşılıklı ve eşit çıkar ilişkisine dayanan, tam bağımsızlık ve milli egemenlik esasları dahilinde, kendi gücüne dayanan politikalar izleyebilmesi için buna uygun bir stratejik vizyon ve güç projeksiyonu geliştirmeli ve hayata geçirmelidir.
Türkiye, çevresindeki coğrafyalarda operasyon üretmekten kaçınmayan ve bölgede ABD dışında seçenekler üreten bir güvenlik konsepti üretmelidir.
Bunun yolu ise milliyetçi, ulusal çıkarcı, proaktif, kendi gücüne dayanan, bağımsız ve egemen bir güvenlik anlayışıdır.
İlişkilerin geleceği uygun bir iş birliği ortamı yaratılmasına bağlıdır ve bu oluşturulduğu takdirde, Türkiye’nin güvenliğine ve çıkarlarına önemli katkılar sağlayacak bir potansiyel taşımaktadır.
ABD’nin geleceğe yönelik planlar ürettiği bölgelerin önemli bir kısmının Türkiye’nin yakın çevresi ile ilgili olması, yeni anlayışın hayata geçmesindeki sürecin sıkıntılı olmasına neden olacaksa da bu sıkıntıların aşılmasına yönelik pratik çözümler ve projeler bulmak her zaman mümkündür.
Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…

