Özgür İnternet Gazetesi – Halkın ve Sadece Haklının Yanında…

Kuşçubaşı Eşref Kimdir?

0 5.813

Kuşçubaşı Eşref Kimdir?

Eşref Sencer Kuşçubaşı, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde yaşamış önemli bir asker ve istihbaratçıdır.
Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en ünlü casuslarından biri olarak kabul edilmektedir bu lakabı Osmanlı Sarayı’nda kuşçubaşı (padişahın av kuşlarına bakan görevli) olarak çalışan dedesinden almıştır,asıl adı Eşref Sencer olan ve Çerkes asıllı bir aileden gelen istihbaratçı, soyadı kanunu öncesinde dedesinin bu mesleği nedeniyle bu sıfatla anılmıştır.

1873 yılında İstanbul’da doğmuş, Kafkasya’dan göç eden Vubıh asıllı bir aileye mensuptur. Sultan Abdülaziz’in kuşçubaşısı Mustafa Nuri Bey’in oğludur.

Harp Okulu’nun son sınıfındayken Yeni Osmanlılar’la ilişkisi olduğu gerekçesiyle Hicaz’a sürgün edilmiş ancak arkadaşlarının yardımıyla oradan kaçmıştır, kaçışının ardından İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katılmış bu cemiyette epey görev yapmıştır.

Kuşçubaşı Eşref, Teşkilat-ı Mahsusa’nın (bugünkü MİT’in öncüsü sayılan kurum) bünyesinde aktif sahada görev aldı ve bir dönem bu teşkilatın başkanlığını yaptı özellikle şu bölgelerde operasyonlar yürüttü.
Trablusgarp
Balkanlar
Sina-Filistin
Hicaz

Arap çöllerinde çok hızlı yer değiştirmesiyle “uçan şeyh” lakabıyla tanındı.

İngilizlerin Ortadoğu’daki faaliyetlerini bozmak için akıl almaz istihbarat operasyonları gerçekleştirmiştir.

Lawrence ve Gertrude Bell gibi Osmanlı’ya büyük tehdit oluşturan casuslar, Osmanlı ve Arap coğrafyasını iyi bir şekilde öğrenmişlerdi, böylece Arap kabilelerini kışkırtıp Osmanlı’ya sırt çevirmelerini sağlamışlardı.

Osmanlı bu ve benzeri casuslardan habersiz değildi. Enver Paşa’nın liderliğini üstlendiği Teşkilat-ı Mahsusa’nın da önemli faaliyetlerde bulunan casusları vardı. Bu kişilerden biri de Kuşçubaşı Eşref idi.

Eşref’in babası Mustafa Nuri Taif sürgüne gönderilince Eşref’in çöl tecrübesi başladı. Ayrıca kendisi de Hicaz’a sürgün gönderildi, bu sürgün sırasında Medine ve Mekke’yi tanıdı ve yaşanan bazı talihsiz olaylar sonucunda hapse düştü.
Hapiste kendisine yapılan kötü muamelelere dayanamayınca, gelecekte Teşkilat-ı Mahsusa’da birlikte görev alacağı kardeşi Sami ile hapisten firar etti.

Daha sonra ise Eşref, Arap kabilelerinin arasına karıştı ve Osmanlı’ya karşı eşkıyalık faaliyetleri yürüttü, bu eşkıyalık faaliyetleri Osmanlı için büyük bir soruna dönüşünce, Sultan Abdülhamid Kuşçubaşı Eşref için af çıkardı ve Eşref tüm faaliyetlere son verdi.

1917 yılında Hayber’de Faysal’ın 20 bin kişiden oluşan bir ordusu vardı. Teşkilat-ı Mahsusa’nın birliği ise 40 bin kişiden oluşuyordu. Bu iki ordu 5 saat çarpıştıktan sonra Kuşçubaşı Eşref yaralandı ve esir düştü. Ardından Malta’ya sürgüne gönderildi. İngilizlerle esir değiş tokuş anlaşması imzalandıktan sonra serbest bırakıldı ve yurda dönüp Türk Kurtuluş Savaşı’na katıldı.

1920 yılında Çerkez Ethem ile birlikte Kuva-yi Seyyare’de Yunan işgaline karşı mücadele etti. Adapazarı çevresinde Kuva-yi Milliye’nin başarılı olması onun sayesindeydi.

Çerkez Ethem Türk kuvvetlerine isyan etti ve bunun sonucunda yenildi. Daha sonra Eşref ve Çerkez Ethem Yunan kuvvetlerine sığındı. Lozan Antlaşması imzalandıktan sonra Eşref ve Çerkez Ethem, İngiliz ve Yunan işbirlikçisi olmakla suçlandı, bunun sonucunda Yüzellilikler listesinde yer aldılar ve vatandaşlıktan çıkarıldılar.

Böylece 1936 yılına kadar Türkiye’ye girmeleri yasaklandı. 1936 yılında af çıkmasına rağmen Eşref yurda dönmedi ve şunları söyledi: “Hiçbir zaman af dilemedim, hain değilim ki affedileyim.”

Yurttan uzak olduğu süre boyunca Mısır’ın İskenderiye şehrinde yaşadı. 1950 yılında Demokratik Parti iktidara gelince yurda döndü. 1950 yılından öldüğü 1964 yılına kadar Türkiye’de yaşadı.

Hayatı boyunca Mustafa Kemal, Enver Paşa, Cemal Paşa gibi dönemin önemli isimleriyle iç içe geçmiş bir yaşam sürdü
1964 yılında hayatını kaybetti.

Kendisi bu sözleri söylemiştir:

“Durmadan çalıştım… hiçbir zaman filozof ya da siyasetçi olmadım ve bu işten iyi dostlar, yara izleri, kalça kırığı, birkaç madalya ve memleketim için çok iyi dövüştüğümü bilmenin verdiği tatmin dışında hiçbir şey elde etmedim.”

Bu yazımda sizlere tarihe mal olmuş ancak mütevazi yaşamları içinde birer gurur abidesi olan yüzlerce kahramanlarımızdan sadece birini unutulmaması adına hatırlatmış oldum, bu vatanseverler sadece vatan aşkıyla yaşamış ve son nefeslerini de bu aşk içinde teslim etmişlerdir, onun ve diğer tüm vatan aşıklarının ruhları şad olsun, ışıkları daim olsun..

Sevgilerimle..

 

 

Haşmet GÜRBÜZ
Genel Sanat Yönetmeni

 

 

 

 

 

 

 

 

 


https://tr.wikipedia.org/wiki/Eşref_Sencer_Kuşçubaşı


EGEDE YAŞAM  :::  Özgür İnternet Gazetesi

Halkın ve Sadece Haklının Yanında…

YAŞASIN CUMHURİYET…

MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x